4 TAHLİYE

Posted by İlk Haber on Pazar, Mart 14, 2010, 22:42
Bu Yazı Yerel Kategorisinde ve 1 Yorum var.

28 Ekim’de Bandırma’da gerçekleştirilen ve bazı  çevrelerce dallandırılıp budaklandırılarak “Yüzyılın operasyonu” olarak nitelendirilen  Belediye ihalelerine yönelik operasyonda tutuklu 7 sanıktan 4′ü tahliye edildi.Ve heyet dosyaya görevsizlik kararı vererek Beşiktaş Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi.Duruşmaya Balıkesir Barosu Eski Başkanı Turgut İnal’da İhsan Kuruoğlu’nun vekili olarak katılarak mahkemeye görüş bildirdi.Duruşma sonrası açıklama yapan Kalan 3 tutuklu sanığın avukatları ise İstanbul’da yaklaşık 40 gün sonra yapılacak olan  inceleme sonrası diğer tutuklarında serbest bırakılmalarının yüksek ihtimal olduğunu deklare ettiler.

Bandırma Belediyesine yönelik gerçekleştirilen  iddia edilen “ihale ve organize çete” operasyonunda gözaltına alınarak tutuklananların Bandırma Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen 2.duruşmasından tutuklu sanıklardan 4′ü tahliye edilirken, davada 3 tutuklu sanık kaldı.

Tutuklu ve tutuksuz sanık yakınlarının büyük ilgi gösterdiği duruşma bugün saat 12.00′de başlarken yaklaşık 5 saat sürdü.Davanın tutuklu sanığı ve İlkHaber gazetesinin kurucusu İhsan Kuruoğlu, mahkemede 1 saati aşkın Savcılığın iddiaları ve suçlamaları ile ilgili söz alarak konuşarak, tahliyelerini telep etti.

Kuruoğlu’nun, savcılık iddianamesinin tamamen Bandırma Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Organize Suçlar Amirinin objektif ve hukuksal olmaktan uzak bir anlayışla; taraflı olarak yazılan fezlekeye göre hazırladığını belgeler üzerinden tek tek örnekler vererek resmettiği bildirildi.

Aleyhlerindeki davanın bir polis şefinin hayali senaryolar düzenleyerek ve resmi bilgileri çarpıtarak kurgulandığına dikkat çeken Kuruoğlu, polis şefinin insanlara biçtiği elbisenin zorla ve hukuk , kişi hak ve özgürlüklerini bir yana iterek giydirilmeye çalışıldığına işaret etti.Kuruoğlu’nun  ayrıca polis şefinin hazırladıgı  fezledekede, tespit ettiğini öne sürdüğü bir çok iddiayı ise belgeleri ile çürüttüğü bildirildi.

Mahkeme Heyeti, diğer tutuklu sanıkların ve avukatların taleplerini de dinledikten sonra, karar için ara verdi. Daha sonra toplanan mahkeme heyeti, dava dosyasının İstanbul Beşiktaş Ağır Ceza’ya gönderilmesi yönünde karar verirken, tutuklu sanıklardan Belediye mühendisleri Ufuk Tokbay, Ömer Şenocak ve Osman Kuruoğlu ile Selçuk Altınok tahliye edildi.

Gazeteci-Yazar Engin Arıcan, 28 Ekim tarihli operasyondan hemen sonra operasyonla ilgili yaptığı ilk değerlendirmede bugünü sanki görmüş..

“OPERASYONUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ” başlıklı yazısı şöyle:
Belediye ihaleleri ile ilgili “örgütlü” ve “organize” olarak “ihalelere fesat karıştırmak” iddiası ile başlatılan soruşturma sürecinin 8 ay öncesi başlatıldığına dikkat çekiliyor.

Bu, Şubat 2009 demek..! Yani, yerel seçimlerden 1 ay öncesinde başlatılan bir Savcılık soruşturmasından söz ediyoruz.

İki, bu soruşturmanın 2009 Şubat ayından itibaren, teknik takip olarak nitelendirilen, telefon dinlemelerle yapıldığını anlıyoruz.

Üç, telefon dinlemelerle soruşturma konusunda belirli bir ilerleme kaydeden Savcılık, 2009 yılı Eylül ya da Ekim ayı içersinde, hangi ihalelerin üzerinde duruyorsa, Pekel yönetiminden söz konusu ihalelerin dosyasını talep etti ve Savcılığa teslim edildi.

Dördüncüsü, Başkan Pekel ve çevresindeki belli ve bilinen kişiler, bu soruşturma sürecinin derinleştirilmesi anlamında özel çaba sarfetti.
Burada amaç; özellikle Öztaylan ve AKP idi ve farklı çıkar gruplarının dürdüklemesiyle Şahinler firması ve özellikle İhsan Kuruoğlu da kapsama alanına dahil edildi.

Beşincisi, Savcılık tarafından operasyon için şalter indirildi, arama ve gözaltılar başlatıldı. Operasyon başlatıldığında, operasyonunun amacına uygun olarak KOM’un elinde “örgüt şeması” hazır ve kimin nereye oturtulacağı belli idi. Buna göre, Kuruoğlu’nun “çete lideri”, İGM üyesi Yıldız’ın da , “yardımcısı” olarak belirlendiği iddia ediliyordu.

Altıncısı, operasyonunun daha ilk günü aramalar ve gözaltılar sürerken ve gözaltına alınan şuphelilerin daha birinin bile ifadesi alınmamışken, “Bandırma’da suç örgütü çökertildi” başlıklı haberlerle, ilgili ilgisiz resimlerle kamuoyu “birileri” tarafından bilinçli olarak manipüle edilmeye çalışıldı.

Yedincisi, telefon dinlemeleri TCK’ya göre 1.derecede mahkemelerde delil olarak kabul edilmemesine karşın, Emniyet ve Savcılık soruşturması sürecinde, hukuksal anlamda delil olarak telefon dinlemelerin dışında ciddi hiçbir delil bulunmadığı görüldü. Bu görüldüğü ve bir anlamda sırıttığı içindir ki, soruşturmada zaman zaman yaşanan sapmalar, yeniden ihale olayları üzerinde odaklanılarak aşılmaya çalışıldı.

Sekizincisi, AKP’nin yerel iktidar döneminde yapılan ihaleler üzerine odaklaşma ve Yıldız’ın gözaltında bulunması AKP ve Öztaylan’ı hareketlendirdi. Bu hareketlenme, sonuçta 7 aylık Pekel iktidarı döneminde gerçekleştirilen ihalelerin de soruşturma kapsamı içine alınmasını beraberinde getirdi.

Dokuzuncusu, Pekel’in 7 aylık iktidarı döneminde de mevcut yönetimin ve yakın çevresinin telefonlarının dinlendiği ve belli görüşmelerin kayda alındığı gerçeğini gündeme taşıdı.Öztaylan’ın Pekel’in artık “şüpheli” olduğunu söylemiş olmasının boş bir laf olmadığına inanıyorum.

Onuncusu, KOM, ifade ve bilgi alma sürecini tamamlarken, önceden belirlenmiş “suç örgütü” Savcılığın önüne gitti. Emniyet ve Savcılığın, operasyonla ilgili başından beri işbirliği içersinde gerçekleştirdikleri operasyonun amacına uygun şüpheliler sonra yargıç önüne çıkartıldı.

Onbirincisi, Kuruoğlu üzerine imar edilmiş ihalelerle ilgili “çete” operasyonunda Savcılık aşamasında 1 kişi, mahkeme aşamasında 4 kişi tahliye edilirken, sonuçta soyadı Kuruoğlu olan 3 kişi tutuklandı. İhsan Kuruoğlu, kardeşi Osman Kuruoğlu ve oğul Kuruoğlu’ndan oluşturulmuş “bir kardeş-oğul çetesi” ortaya çıkmış oldu!

İZLENEN YÖNTEM

Kuşkusuz, bu operasyonun Kuruoğlu ismi üzerine imar edilmiş olmasının da çok değişik nedenleri var. Bu ayrı bir yazı konusu. Ama şundan eminim ki, bu nedensellikler kamuoyunu gerçekten şaşırtacak nitelikte ve Kuruoğlu’nun egale edilmesi birileri için gerçekten sevindirici bir gelişme oldu.

Zaten, istenen de başından beri bu idi..!

Gözaltına alınmalar ve mahkemenin sonuçta tutukladığı isimler ve mahkemede bulunma nedenleri sorgulandığında, olayın “ihale” boyutundan çoktan uzaklaştığı, hele hele hukuksal anlamda “organize suç” ve dolayısıyla da ” çete” vasfıyla hiçbir ilgi ve ilişkisinin olmadığı da önümüzdeki yargı sürecinde, öyle sanıyorum ki, daha iyi anlaşılacak ve gün yüzüne çıkacak!
Onun için önümüzdeki yargı sürecinin sonucunun beklenmesi gerektiğine inanıyorum.

İDDİALAR DOĞRU İSE, SİYASİ SORUMLULARI NEREDE!?

Peki, bizim yıllardır, ihaleler ya da farklı yolsuzluk ve suistimal iddiaları, ithamları ve şikayetleri üzerine yargının harekete geçmesi ve geçirilmesini istediğimiz durum ile yaşanan durum örtüşüyor mu?
Hayır..!
Çünkü, eğer, örtüşse idi, operasyon sürecinde gözaltına alınan ya da tutuklananlar arasında, hangi dönem incelenip, irdeleniyor ise, o dönemin yerel yöneticilerinden bir ya da bir kaç kişi olurdu.
Bu yok..!
Peki, olması mı gerekiyordu, EVET..! Çünkü, konu belediye olduğunda hiçbir çalışan ve daire müdürü, dolaylı ya da dolaysız, siyasi iradenin bilgisi olmadan adım bile atamaz!
Yıldız’a bakmayın.. Onun ki, Şam da kayısı muhabbeti.. Gözaltına alınan üç belediye elemanı ya da daire müdürü ise, zaten Pekel yönetimince sorumlu kılınan kişiler. Yani bir anlamda zurnanın son deliği bile değiller.
Bu da ayrı ve irdelenmesi gereken bir konudur. Pekel yönetiminin basiretsizliği bu olayla bir kez daha su yüzüne çıkmış, gölgelerinden korkan insanlar, ciddi anlamda kendi çalışanlarına, müdürlerine sahip bile çıkamamış, fatura bize de çıkabilir kaygısı ile Cumhuriyet Bayramı’nda belediye kapalı olmasına karşın zamanlarını önce otel lobisinde hesap yaparak, gün içinde de yukarıda fazladan mesai yaparak harcadılar.!!!

OPERASYON, BANDIRMA GERÇEĞİNE IŞIK TUTMUYOR!

Sonuç olarak, bu operasyon, bir ihale fesatlığı operasyonun dışında, başından itibaren “boş” bir operasyon olarak kabul edilebilir. O nedenle, bu operasyonun, Kuruoğlu soyadı üzerine kurulu bir operasyon olduğu söylenebilir. Bu aynı zamanda topu topu iki yıllık geçmişe sahip bir şirketin polisiye ve hukuksal zorlama ile “misyon” sahibi kılınmasıdır ki, İŞTE BU, BANDIRMA YA DA BANDIRMA BELEDİYESİ GERÇEĞİ DEĞİLDİR..!
Hatta, tam tersi, belki de gerçeğin tarih olmasına neden olabilecek riski içinde barındırmaktadır.
Peki neden?

MÜTEAHHİT+SİYASETÇİ+BÜROKRAT ÜÇLEMESİ

Birincisi, genel olarak müteahhit firmalar kamu ihalelerinden uzak dururlar ve kamu ihalesi almaktan imtina ederler.
Çünkü, kamu ihaleleri siyasilerin ve bürokratların kontrol ve insiyatifi altındadır. Dolayısıyla da ister Bakanlıklar nezdinde merkezi iktidarla ilişkili olsın ister yerel ektidarlarla ilişkili olsun, MÜTEAHHİT+ SİYASİ+ BÜROKRAT üçlemesi kamu ihalelerinin gölge altında kalmasına neden olmakta ve ilişkileri ile sürekli kamuoyunda polemik konusu olmaktadır.
Yukarıda ifade ettiğimiz bu üçlü ilişkinin de kendi içersinde sorgulanması gerekmektedir.
Çünkü, müteahhit firmalar normalde kendi ticari işlerini yapmaktadır. Buna göre idari, teknik ve mali anlamda yapılaşmakta, organize olmakta ve ihale ile öne çıkmış işin yükleniciliğine talip olmaktadır.
Burada yüklenici firma açısından esas olan “iş” in alınması, sonrasında ise yüklenici olarak aldığı işi öngörülen zaman dilimi içersinde tamamlayarak, bitirmesidir.
İnşaat sektörü, kar oranının yüksek ve sektör içi rekabetin yoğun olduğu bir alandır. Bir anlamda herkesin gözü bir diğerinin üzerindedir. O nedenle kamu ihaleleri alan ya da almaya çalışan müteahhit firmaların biri adeta diğerinin kurdudur.
Hiçbir müteahhit firmanın ticareti bir siyasal partinin varlığı ile özdeş değildir ve particilik güdülmez. Genelde hangi siyasi parti iktidara gelirse gelsin, siyasetle ilişkilerini ticari faaliyetleri belirler. Onun içindir ki, kamu ihalesi peşinde koşan firmalar, iktidarda hangi parti ya da kim/ kimler var ise, en başta psikolojik olarak o partiye ve kişilere yakın durmaya ve “şirin” gözükmeye çalışır.

HER İHALE ORGANİZE BİR EYLEMLİLİK İÇERİR..

Ancak, burada atlanmaması gereken en önemli husus, kamu ihalelerinin iktidar açısından da müteahhit firmalar açısından da bir organizasyon ve organize bir dizi eylemlilik içermesidir ve bu kaçınılmaz bir olaydır.
Çünkü, ihaleyi alan da veren de yasalar çerçevesinde organize olmak ve hazırlıklı olmak durumundadır. Yani olayın bu yanını ve özelliklerini bilmeyen bir kişi, hem idarenin hem de ihaleye katılacak her hangi bir firmanın telefon görüşmelerini dinlediğinde, konunun özellikleri itibariyle “organize” bir olayla karşı karşıya olduğu kanaatine varabilir.
Onun için olayın ya da olgunun yasadışı bir organizasyon ve “suç” kapsamına girip girmediği, klasik polisiye takip ya da soruşturmalarla değil, ihtisas yani uzmanlık gerektirir. Bu olmaz ise, ot ile saman birbirine karıştırılır ve olay ve olguların tümü “organize suç faaliyeti” kapsamında değerlendirilebilir.
Bu son operasyonda da da bu yaşanmıştır. Ya da kendi içinde ve ilişkiler bütününde doğal olan bir süreç, farklı amaç ve hedeflerle bilinçli ve kasıtlı olarak, zorlamayla “organize suç” kapsamında değerlendirilmiştir.

SİYASETİN MAFYALAŞMASI, İKTİDARLARI DA
MAFYALAŞTIRMIŞTIR..

Türkiye’de hemen hemen tüm irili ufaklı kamu ihaleleri kamuoyunda hep tartışılmış, çeşitli itham ve iddiaların konusu olmuştur.
Bunun nedeni siyasi yapımız, egemen siyasi anlayış, siyaset tarzı ve siyasetçi prototipinde aranmalıdır. Çünkü, kamu ihaleleri, siyasetçi için, ne yazık ki, ekonomik anlamda kendisi ve çevresi için BİR SEBEPLENME ARACI HALİNE GETİRİLMİŞTİR.
Bunun ne yazık ki, partisi yoktur!

İLİŞKİLERİ BELİRLEYEN ÇIKAR DÜZENİDİR!

Türkiyede bu nokta da, bürokratı yolsuzluk ve suistimal amaçlı harekete geçiren, tetikleyen genellikle siyasi yapı ve siyasetçi olmuştur.Yolsuzluk ve suistimalin mevzuata uygun hale getirilmesinde bürokrat sorumluluk üstlenmiş ve üstlendiği sorumluluk oranında da kamu ihalelerinden SEBEPLENDİRİLMİŞTİR. Zaman zaman da iktidardaki siyasi kişilik, kendi içersinde ne kadar erdemli ve dürüst olursa olsun, alışmış kudurmuştan beterdir örneğinde olduğu gibi, bürokrat, siyasi kişiliği ve yetki sahibini yoldan çıkartmış yada daha farklı yol ve yöntemler izleyerek ÇIKAR DÜZENİNİN takipçisi olmuştur.

MAFYASAL SİYASAL SİSTEMİN PANZEHİRİ
DEMOKRASİ VE HUKUKTUR!

Türkiye’de bu gerçekler dikkate alınarak KAMU İHALE YASASI’nda yapılan yeni düzenlemelerle kamu ihaleleri ile firmalar arasındaki ilişki, firmalar ile siyasiler arasındaki ilişki büyük ölçüde tırpanlandı ve kesildi.Çünkü, BU EKONOMİNİN MAFYASALLAŞMASI yanında SİYASETİN DE, İKTİDARLARINDA MAFYASALLAŞMASI anlamına gelmektedir.

MAFYASAL SİYASAL SİSTEM, ŞERİATI VE
BÖLÜCÜLÜĞÜ DE BESLİYOR!

Keza, merkezi iktidar iye yerel iktidarların kamu ihaleleri üzerinden yarattığı ve yıllardır işleyen DÜZEN ve ÇIKAR ÇARKI, son yıllarda nitelik değiştirmiş, kamu ihaleleri, ŞERİATÇI ve BÖLÜCÜLERİN EKONOMİK KALKINMA, GÜÇLENME, BESİLENME ARACI HALİNE GETİRİLMİŞTİR.
Örneğin, bölücü terör örgütü, yandaşları aracılığıyla kamu ihalelerinden sebeplenir konuma gelmiş, getirilmiştir. Bu durumda, kamu ihaleleri üzerinde yaşanan çok farklı bir hesaplaşma döneminin kapılarını açmış ve halen bu hesaplaşma devam etmektedir. Bir yönüyle de Devlet, bu hesaplaşmada farklı siyasi müdahaleler nedeniyle de işini yapamaz konuma taşınmış, hatta kullanılır konuma itilmiştir.

HUKUKUN OBJEKTİFLİĞİ Mİ SUBJEKTİF YARGILAR MI!?

Biz yine Bandırma’ya, son operasyona ve sonuçlarına dönelim.
Bandırma’da belediye ihaleleri ile ilgili yolsuzluk ve suistimal iddialarının hukuksal anlamda deşifrasyonu ve zanlılarının yakalanarak adalet önüne çıkartılması çabası hukuksal anlamda önemlidir.
Ancak, ne yazık ki, son oparasyonda, DAĞ FARE DOĞURMUŞ, operasyon kişiselleştirilerek, bir kişi ve Aile yakınları üzerinde odaklanılarak, hukuksal anlamda oya gibi işlenmesi gereken sürecin ÖNÜ TIKANMIŞTIR. Yani bir anlamda itham ve iddialar kapsamında yıllardır yaşanan ve halen yaşanmakta olan sürece OBJEKTİF HUKUKSAL KRİTERLERLE DEĞİL, SUBJEKTİF VE HUKUKDIŞI BİR ANLAYIŞLA YAKLAŞILMIŞTIR.

SONUÇ OLARAK

Şu sorulabilir: Peki, neden ve niçin bu operasyon ve sonuçları üzerinde bu kadar kapsamlı duruyor ve yaşanan olayı analiz etme ihtiyacı duyuyoruz.
Çünkü, konu ihaleler ve ihalelerde yolsuzluk ve suistimaller olduğunda bugüne kadar bu olayları, içerdiği ilişkilerle yazan, yorumlayan, irdeleyen, dikkat çeken ve Savcılığı sorumluluk almaya ve göreve davet eden yazarların başında gelmekteyim.
Bu bir..!
İkincisi, yolsuzluk ve suistimaller, SİYASETÇİ- MÜTEAHHİT+ BÜROKRAT çıkar ilişkisi ile gelişen MAFYASALLAŞMIŞ SİYASAL SİSTEM VE EKONOMİK DÜZENLE de ilgili bugüne kadar sayısız makale ve kitap yazmış bir insanım.
Üçüncüsü, Türkiye’nin ve Bandırma’nın gündeminden bu ve benzeri olayların defedilmesinin yolu öncelikle bu olayların kamuoyu önünde ÖZGÜRCE tartışılması ve SORGULANMASINDAN, KAMUOYUNDA BU KONULARDA DEMOKRATİK BİR HASSASİYETİN OLUŞMASINDAN GEÇMEKTEDİR.
Dördüncüsü, bizler sürekli sosyal yaşamımızın bütününde hukukun üstünlüğünün gözetilmesi derken, yargınında bağımsızlığı konusunda bizzat yüksek yargı kurumu temsilcilerinin zaman zaman dile getirdiği kaygıları gayet iyi biliyoruz. Bu alanda en büyük kaygı, farklı güç odaklarının yargı sürecine şu veya bu şekilde müdahale etmesidir. O nedenle, demokratik hukuk devleti söylemi boş bir laf değildir.Burada temel sorun, demokratik hukuk devletinin her yurttaş tarafından gözetilerek, sistemin sağlıklı işleyişinin sağlanmasıdır ki, bunun da teminatı ve güvencesi, temelde MİLLETTİR.

Bu haberi yazdır Bu haberi yazdır

İsterseniz yorum yapabilir, veya Diğer yazılara Bakabilirsiniz.

1 Yorum “4 TAHLİYE”

  1. erol
    13 Mart, 2010, 22:11

    Asıl çete dışarda … Liderleri de, yandaş m.. ile, şantajla tehditle istediğine istediğini yaptırıyormuş…Bunun uzantılarıda, KURUMLARA kadar uzanıyormuş. Valla ben aşağıdaki dedikoducuların yalancısıyım. Ama yakında Bandırma daha çok olaylara gebe gibi gözüküyor. SENARİSTLER sizi, adalet er geç tecelli edecektir, tabii ki herkes için… Tabii bir de ALLAH’IN ADALETİ VAR!!!!!!!!!!! HEP BİRLİKTE İZLEYİP GÖRELİM BU FİLMİN SONUNU…

       0 likes

Yorumunuzu Belirtin

Sitemiz en iyi Mozilla Firefox ya da Microsoft Internet Explorer 7 ve üstü sürümlerde çalışır. Internet Explorer 6 kullanıyorsanız lütfen sürüm yükseltin.