Balıkesir’in gerçekleriyle yüzleşme… (Tarık SÜRMELİOĞLU)

Posted by ilkhaber on Perşembe, Haziran 11, 2009, 23:49
Bu Yazı Tarık Sürmelioğlu Kategorisinde ve 0 Yorum var.

TARIKO halde Balıkesir’in siyasi manzarasına bakalım.İktidar milletvekilleri, seçim hesaplaşması modundan çıkamadı bir türlü.Muhalefettekiler de soru önergesi kolaycılığıyla idare ediyor vaziyeti.Sorarsanız, “çok şey yapıyoruz”diyeceklerdir.Yani, “bir şey yapmıyorsunuz” tepkisine verecekleri yanıt, “şunları şunları yaptık” diye uzayıp giden bir liste olacak kuşkusuz.Dolayısıyla, ucundan kenarından hesap sormaya kalkarsanız, ağzınızın payını verirler anında.İyi de, bu teşvik işine ne diyecekler?..

*********************************

BALIKESİR’in teşvik yasasında ikinci bölgede yer alması, iş dünyasını isyan ettirdi.

Ticaret Odası Başkanı Mahmut Yavuz’un teşvik isyanını gazetelerde okudunuz.

Mahmut Yavuz haklı olarak isyan ediyor; Balıkesir’in teşvik sisteminde gelişmiş illerle aynı koşullarda yorumlanması doğal olarak tepki doğurur.

Yavuz’un isyanı, Balıkesir iş dünyasının bütününü kapsıyor.

Yani, kendi adına konuşmuyor; Balıkesir’in bütününe tercüman oluyor.

Az gelişmiş illerin teşvik koşullarıyla, çok gelişmişlerinki bir değil.. Balıkesir’e bu noktada büyük haksızlık yapılıyor.

Yavuz’un hedefindeyse, Balıkesir Milletvekilleri var.

Düzene, sisteme uyumlu bir odacılık yürüten Mahmut Yavuz, galiba ilk kez sisteme dikleniyor, siyasetçileri sorguluyor.

Milletvekilleri için söyledikleri vızıltı değil.

Açıkça meydan okuyor.

***

“Balıkesir’den seçilen milletvekillerini Ankara’ya haklarımızı korusunlar diye gönderdik. Balıkesir Ticaret Odası’nın kapısı seçimlerden sonra bir kez bile çalınmaz mı? Sıkıyor mu Gaziantep’i 2. Bölge iller arasına alsınlar. Bizim hakkımızı öncelikle 8 milletvekilimiz korumalı. Gelsinler bu ‘Teşvik Cenazesi’ni birlikte kaldıralım.”

“Siz necisiniz arkadaş” diyor yani..

“Niye seçtik sizi… Bu memleketin menfaatine olan işleri takip edin, hakkımızı savunun diye seçmedik mi” anlamında.

Yani, “hiç bir şey yapmıyorsunuz” demek istiyor.

***

O halde Balıkesir’in siyasi manzarasına bakalım.

İktidar milletvekilleri, seçim hesaplaşması modundan çıkamadı bir türlü.

Muhalefettekiler de soru önergesi kolaycılığıyla idare ediyor vaziyeti.

Sorarsanız, “çok şey yapıyoruz”diyeceklerdir.

Yani, “bir şey yapmıyorsunuz” tepkisine verecekleri yanıt, “şunları şunları yaptık” diye uzayıp giden bir liste olacak kuşkusuz.

Dolayısıyla, ucundan kenarından hesap sormaya kalkarsanız, ağzınızın payını verirler anında.

İyi de, bu teşvik işine ne diyecekler?..

Mahmut Yavuz, “sıkıyor mu” diyor, “Antep’i alıversinler ikinci bölgeye…”

Kıyamet kopar!

Neden?..

Demek ki adamların siyasi karakterleri güçlü.. Milletvekilleri tuttuğunu koparabiliyor.

Tek şık bu mu acaba?..

Yani bütün işler siyasilerin bastırmasıyla oluyor mu anında?

Lobiciliklerini hiç mi konuşmayalım?

***

Bu teşvik yasası nicedir konuşuluyor.. Üç gün önce gündeme gelmiş, üç gün sonra yasalaşmış değil.. Evveliyatı var.

Ne ki, bizim memlekette hemen her iş, yumurta kapıya dayanınca akıl edilebildiğinden..

Yaya kalıyoruz hep…

Balıkesir’in lobiciliği var mı?..

Balıkesir’de siyasi karakterlerin, işadamlarının, sanayicilerin, üretecilerin, kanaat önderlerinin, ileri gelenlerin falan biraraya gelip, her fırsatta Balıkesir’in taleplerini yineledikleri bir lobisi var mı?

Ankara koridorlarını inleten kulisçiliği var mı?..

Daha doğrusu, ‘birlikteliği’ var mı bizim memleketin?

Yok…

***

Daha acısını söyleyelim; meydan boş…

Evet evet, bu kentin, bu vilayetin sahibi yok!

Kastımız, “başımızda bir derebey olsun” falan değil…

Anlayışı, mantığı kastediyoruz.

Tembelliği, umursamazlığı, adamsendeciliği kastediyoruz.

Yazık ki her işimiz böyle.

O yüzden seçip Meclis’e yolladıklarımız rahat.. Nasıl olsa kimse karışıp girişmiyor, kimse ne yapıyorsun diye sormuyor.. Olursa birkaç talep, ya tayindir, ya atama.. Ya oğlana kıza iş, ya camiye imam, ya köye ebe…

Ankara da biliyor bu halimizi…

Demirel’in bir zamanlar söylediği “Balıkesirli’ler öğretmen, ebe tayininden başka bir şey istemezler” sözü hâlâ geçerli.

İstemeyi öğrenememişiz besbelli.

Biz kendi içimizde iktidar savaşını sürdürürken, elalem almış yürümüş, palazlanmış, varsıllaşmış, kentleşmiş.

***

Milletvekiline görev veriyor musun?..

Verdiğin görevi yapmayınca hesap soruyor musun?..

Bakıverin gazetelere.. En çok ‘ziyaret’ haberlerini görürsünüz..

O şunu, bu öbürünü, beriki diğerini ziyaret eder durur.

Maksat, mesleki, siyasi, ekonomik, kültürel, kentsel dayanışma değildir haa.. Maksat, ‘varlığımız belli olsun, boy boy resmimiz çıksın’dır; haydi yalan deyin…

Herkes kendi iktidarının derdindedir; doğal olarak her biri ayrı ayrı asılır bacağından.

Ortak platformlarda göstermeliktir yan yana gelişleri.. Platformlar oluşur ama, ‘ortak’ olmaz…

Bir vakfı bile on – onbeş yılda ancak kurabilen bir kentten söz ediyoruz burada!..

Sonra, vermişler bizi teşvikte ikinci bölgeye…

Mahmut Yavuz da toplamış gazetecileri, haykırıyor: “Balıkesir’e haksızlık yapıldı!”

Haksızlık yapıldığı doğru da..

Haksızlığın nedenlerini ne yapmalı?..

Sonuca endeksli konuşmakla çözüm üretilmez ki..

Nedenleri bulup çıkaracaksın önce.

***

Teşvikte neden haksızlığa uğradığımızın hesabını milletvekillerine fatura etmekle iş bitmiyor.

Bu memleketin asıl sahipleri milletvekilleri değil ki.. Adı üstünde, vekil..

Asil sensin!

Yani, asıl sorumlu..

Söz sahibi..

Talep eden, isteyen, dayatan ve sonuca ulaşan sen olacaksın.

Vekil, yalnızca takipçisi olacak; bir nevi ‘aracı’…

Sen görev vermezsen, sen istemezsen, sen dayatmazsan, sen gözardı edersen..

..Ve her şeyi vekillerden beklersen..

Daha çoook beklersin!

***

Lobiciliğimiz yok, ortak platformlarda ortak sorunlara ortak çözümler üretme alışkanlığımız yok…

Herkesin kafasına göre takıldığı bir sahipsizlik, başıboşluk dehlizinde sürüklenip gidiyoruz işte.

Masaya vura vura işini hallediyor diğerleri..

Balıkesir her seferinde yaya kalıyor bu yüzden.

***

Bu işlerin partisi, purtisi olmaz.. Kent ve toplum menfaati ekseninde biraraya gelir hepsi. Yani doğrusu budur; ama bizim cephenin ‘eğrisi’dir bu durum.

Partileri de yan yana getiremezsiniz.. Milletvekillerini tek yürek yapamazsınız örneğin..

Hâttâ aynı partinin milletvekilleri bile kendi içinde arıza çıkarır.

Biri, “Ben Dursunbey’den sorumluyum” der, buraları görmez.. Öteki, “Bandırma’da kaybettim, bundan sonra Erdek’in milletvekiliyim” diye sıyrılır.. Bir başkası, “ağabeylerim varken bana söz düşmez” havasında; diyecek lafı olmadığını deklare eder adeta… Ötekisi, teşkilata hakim olmanın derdinde, berikisi sinekten çıkarılacak yağın asit oranının hesabında…

Bu döneme mahsus değil, hep böyle olmuştur maalesef.

Sonra, bu memleketin yolları bitmez, sanayisi gelişmez, sektörleri büyümez, potansiyeli değerlendirilmez, o olmaz, bu olmaz…

Eh, bu kentin kanaat önderleri, ileri gelenleri, söz sahipleri de ses etmezse hiç.. Ara ara esip gürlemezse..

Böyle devam eder gider vaziyet.

Bu haberi yazdır Bu haberi yazdır

İsterseniz yorum yapabilir, veya Diğer yazılara Bakabilirsiniz.

Yorumunuzu Belirtin

Sitemiz en iyi Mozilla Firefox ya da Microsoft Internet Explorer 7 ve üstü sürümlerde çalışır. Internet Explorer 6 kullanıyorsanız lütfen sürüm yükseltin.