Bandırma’daki davalarımız (Av. Turgut İnal)

Posted by ilkhaber on Perşembe, Şubat 4, 2010, 11:00
Bu Yazı Güncel, Turgut İnal Kategorisinde ve 0 Yorum var.

Bizim diğer İl ve İlçelerle beraber Bandırma’ da avukatlık yaşamımız 1960’ lı yıllarda başlamıştır. Balıkesir dışındaki dava takip etmemiz sırasında Türkiye’ de İl ve İlçe sayısı mutlaka 500’ leri geçmiştir. Balıkesir dışında dava aldığımız yıllarda, dava için gittiğimiz İl’ ler ve İlçeler arasında hemen hemen her hafta gittiğimiz birinci sırada Çanakkale’ dir. 2.’ si İzmir’ dir, Ankara’ dır. İlçe’ lerin başında mutlaka Bandırma adliyesi gelir. Tek Gıda İş davaları, Tüm Gıda İş olan sendikanın umumi vekilleri olarak ve diğer sendikaların, Başta Tekel işçilerinin, Fırın İşçilerinin, Yem ve Un fabrikalarında çalışan yüzlerce sendika işçisinin ve keza diğer sendikalı Bandırma işçilerinin davalarını 35 – 40 yıl takip etmişimdir. Her hafta Bandırma’ ya gittiğimiz vaki olmuştur. Arabamızın bagajı ve çantamız bavul gibi dosyalarla dolmuştur. Susurluk ve Bandırma yolunu ezbere bilmişizdir. O eski yolun kahrını yıllarca çekmişizdir. O kadar ki Susurluk yeni yolu yapılıyor ama Hala 10 yıldan beri bitmiş değildir. Ne zaman biteceği gününü de, yılını da veremeyiz. Bu yol bitirme olayı işine Rufailer karışmıştır. Allah bu Türkiye’ yi, devletle iş yapan bazı müteahhitlerden kurtarsın. Bu konu avukatlık mesleğinde vereceğimiz bir örnekle benzetmekteyiz. Avukatın oğlu avukat olur. Oğul avukat, babasının yıllarca takip ettiği arazi davasını bitirir. Şevk ve mutlulukla babasına müjdeyi verir. Babanın bu müjde karşısında kaşları çatılır. Üzüldüğünü gören oğul babasına sorar. Babadan aldığın cevap: Oğlum bu dava seni avukat yapmıştı, bu dava devam ettirilerek torunumu da avukat yapardı. Demişti. Buradaki kara mizahta Türk yargısının bir sorununun olduğunu unutmamak gerekir.

Bandırma’ da 60’ lı yıllarda tanıdığım ilk hâkimlerden birisi Fethi Kuranel’dir. Diğer hâkimde Ağır Ceza Reisi YIRCALI idi. Fethi beyin mahkemesinde ben avukatlık yaparken 25 – 26 yaşlardaydım. Fethi beyde 60’ lı yaşlardaydı. Mahcup, kızaran yüzlü, zarif, kibar bir İstanbul efendisiydi. Temmuz, Ağustos sıcağında bile Bandırma’ da duruşma yaptığı zaman cüppesinin yakasını dahi toplu iğne veya çengelli iğne ile iğneler, bazıları gibi cübbesini arkasına atarak, kürsüde dolaşarak, duruşma yapan hâkim değildi. Öyle hâkimleri duruşma yaparken görse, dudakları uçuklardı, rengi bembeyaz olurdu. Çok adildi. Davalarda fırın işverenlerinin bazı oyunları karşısında adeta çatlardı! Ama sabreder, hiç açık vermezdi. O yıllarda fırın işçisinin ne pazarı, ne bayramı, ne sigortası, ne yıllık izni vardı. Sendikaya sabah kayıt olurlardı. Akşamüzeri sendikaya istifa dilekçesi gönderirlerdi. Tekel işçileri için kurulan sendikanın başkanı Dervişe Koçoğlu’idi.Alpaslan Türkeş in kız kardeşi 1917 doğumlu Dervişe KOÇOĞLU ile sendika Genel Sekreteri Selahattin VARYÖZDÖKEN işçilerle uğraşmaktan nefesleri kesilirdi. Türkiye’ nin ilk grevi Bandırma’ da olmuştu. Fırıncılara karşı biz bu grevde sendika avukatı olarak bulunmuş, bu grevde sendika neferi gibi çalışmıştık. KOÇOĞLU sendikası kolay kolay ezilmedi, yenilmedi. Burada Başkan KOÇOĞLU’ nu çelik gibi iradesi ve dehşet ölçüsünde nefis bir konuşma yeteneğinin rolü olmuştu. Sadece Bandırma’ da değil, Çanakkale, Bursa’ da ve İstanbul’ dada sendikal etkinliklerde ve kongrelerde bulunmuştu. Bandırma’ da ilk tanıdığımız arkadaşlardan biriside Av. Ertan ŞİRİN’ di. Biz Bandırma’ da avukatlık yaparken, bugün Bandırma’ dan en kıdemli avukatlar’ dan biri haline gelen ŞİRİN o yıllarda stajyerdi. Her hafta elinde tuttuğu not kâğıdı ile bizi bekler, buradan bakarak sorular sorardı. Çalışkan ve başarılı bir avukatı iyi yetişti.Ama o da 45-50 yılı geride bıraktı.

Bu haberi yazdır Bu haberi yazdır

İsterseniz yorum yapabilir, veya Diğer yazılara Bakabilirsiniz.

Yorumunuzu Belirtin

Sitemiz en iyi Mozilla Firefox ya da Microsoft Internet Explorer 7 ve üstü sürümlerde çalışır. Internet Explorer 6 kullanıyorsanız lütfen sürüm yükseltin.