BOP demek Ralph Peters haritası demektir. Ralph Peters haritası demek “MİLLENYUM’UN SEVR’i” demektir. Ve Türkiye bu projede eşbaşkandır. “Devlet sırrı” olmayan kayıtlarla sâbit.. Yâni Türkiye’ye kendi SEVR’ini uygulatıyorlar. Yâni Türkiye’nin eline tek atımlık tabanca vermişler kendi kafasına sıktırıyorlar.
“Şeriat” değil, dikkatli okuyun.. Bayram sonrası ilk, yılbaşı öncesi son pazartesi sabahı güne “AMED” ile başladık.. “Entelektüel(miş) ülkücü(imiş)” Mümtazer Türköne, Sabah’ta “Diyarbakır’ın adı AMED olabilir” diyor. İyi bayramlar, iyi yıllar Türkiye.. Günaydın Türkiye.. Sen Bitinya, Kilikya, Kapadokya, Pontus ile uğraşırken, buyur bir de buradan yak; “AMED”.. İyi uykular Türkiye.. Sabah’ın satıştan sonraki manşeti nasıl fark ediliyor, değil mi?
Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’i tanıdıkça hayran oluyorum. Hayranlığım her geçen gün artıyor. Girmek için yollarında perişan olduğumuz AB’nin iki lider ülkesi Almanya ve Fransa’nın kudretli ve kuvvetli Cumhurbaşkanı ve Başbakanları Berlin’de “olağan hükümet görüşmeleri” yüzünden bir araya gelmişler.

Rice Türkiye’ye geliyor.. Rice Türkiye’ye, Türkiye’nin yapması muhtemel bir Irak operasyonundan çekindiği için yel yepelek gelmiyor. Irak’a komşu ülkeler dışişleri bakanları toplantısına geliyor. Amerika Irak’a “komşu” ya..Gelmişken Ankara’ya da uğruyor. Uğrar uğramaz “en üst düzeyde” kabul görüyor. “Ankara”nın randevu programları derhal ona göre ayarlanıyor. Halbuki daha geçen hafta Moskova’da Amerikan Dışişlerli ve Savunma Bakanları Putin’le görüşmek için Putin’in kapısında 40 dakika bekle(til)mişlerdi.
Kara Kuvvetleri Komutanı hastanede, çatışmada yaralanan bir gazi asteğmeni ziyaret ediyor. Asteğmen ağlıyor, “Komutanım, beni iyileştirsinler de çarpışan arkadaşlarımın yanına gönderin, onları yalnız bıraktım” diyor. Bu asteğmen “profesyonel “değil. Vatan evlâdı. O 8 Mehmetçik sağsalim gelmeden.. Bize rahat yüzü yok. Bayram seyran, eşli eşsiz-kokteyl, balo, resepsiyon yok..

CIA’nin “eski” yöneticisi Graham E. Fuller Los Angeles Times gazetesindeki "Türkiye ile yıpranan ittifakımız" başlıklı makalesinde diyor ki; "Washington'un politikaları, birçok alanda Türkiye'nin dış politika çıkarlarına ters düşüyor". İki ülkenin çıkarlarının yedi temel alanda çeliştiğini iddia eden Fuller, "ABD'nin Irak politikaları Türkiye için felaket oldu" yorumunda bulunuyor.
(16.10.2007 15:05:10) Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ''Terörle Mücadele Kahramanlarına Destek Kampanyası'' ile ilgili canlı yayına katılarak; ''Bu Ordu, milletinin ordusudur. Bu asker, milletinin Mehmetçiğidir. Terör uğruna dökülen kan, milletimizin kanıdır. Dökülen her damla kan, bu kutsal vatan içindir. Zaten bu nedenledir ki, Ulu Önder Atatürk, 'Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır' demiştir” demiş. Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferle beraber medeniyet nurları taşıyan kahraman Türk Ordusu”na yürekten inanıyorum.. Türk askerine güveniyorum.


"İslâm’ın hayırlısını mı, ılımlısını mı yeğlersin?" sorusuna muhatap olursam bu aralar, cevabımın kesinlikle "Hayırlısı" olacağını okuyucu iyi bilir. Bu vesileyle "ılımlı’’ değil, "bilinçli" okuyucunun ısrarla sormakta olduğu, "22 Temmuz’dan beri neden iç politika yazmıyorsun?" sorusuna da cevap verelim.. "24 kitap, 10 bine yakın makale yazdık da ne oldu?"
Türkiye uzak ve kayıp bir adada yalnız başına yaşamıyor. Türkiye dünyada yaşıyor ve dünya dönüyor.. Dünya dönmeye devam ediyor. Türkiye, kabile ülkeleri hariç her ülkede kolayca halledilebilecek kendi iç işleyişi ile ilgili problemlerini son derece başarılı bir biçimde yüzüne gözüne bulaştırdığı ve alabildiğine içe dönük yaşadığı için dünyayı, dünyanın dönüş hızını ve kendi dışındaki dünyada yaşananları ıskalıyor.

Kardeşim, Sınıf arkadaşım, “Üsteğmen” Süha GÖLCÜK’ün aziz anısına.. Dört günlük Doğu gezisinden yeni dönmüştüm. Koltuğa oturdum, arkama yaslandım. Gözüm yan tarafımda, hemen başımın hizasında bir kitabın üst başlığına takıldı; “Bir Millet Uyanıyor..” Şimşek hızıyla önce aklımdan geçti, sonra da dilimden şeddeli bir “Hadi canım sen de!” döküldü. Okkalı bir “Hadi canım sen de!”.. Bu millet uyansaydı, 2007 Ağustos’unda fotoğraf hiç böyle mi olurdu?




Seçime bir hafta kala Fener'den bahsetmek biraz anlamsız gelebilir ama papaz seçim filan dinlemiyor. Üstelik seçim, nereden bakarsanız bakın Türkiye'nin üç-beş yılını etkiler ama papazın sınır tanımayan faaliyetleri doğrudan egemenlikle ilgilidir. Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğü ile..



MCcarthy'yi, ya da Arthur Miller'in Cadı Kazanı'nı bilmeseniz de olur.. Çok da önemli değil.. Ama asıl önemli olan, soğuk savaş döneminde ağızlarından köpükler saçarak “Rosenbergler Ölmemeli” feryadını basan sıkı solcular ile cümle “beynelmilel”lerin şimdi nasıl olup da bir anda sıfır numara Amerikan faşistine dönüşebildikleri.


Devlet”le ilişkisi, ancak bir Belediye Başkanı'nın olabileceği ile sınırlı Erdoğan'ın terörle ilgili bir şey bilmiyor olması son derece normal.. Fakat 4.5 yıllık başbakanlığı süresince de ilgili ve yetkililerin söyledikleri ve hazırladığı raporlardan bir şey edinmeyip halâ bazı kalıplara takılıp kalması da aynı derecede anormal.

Asker uyumaz.. Asker yorulmaz, acıkmaz, üşümez.. Asker yan gelip yatmaz, asker vatanını satmaz.. Ama asker ağlar.. Nefer de ağlar, Orgeneral de ağlar.. Yetti artık.. Yürekleri burgu gibi saran son derece basiretsiz bir “Erlerimiz Savaşıyor, Subaylar Nerede?” sorusunun sorulduğunun ertesi günü bir yarbay ve bir binbaşı, bir erimizle beraber şehit düşüyor..
Sen ey sâde vatandaş, genel seçimin hâlâ 22 Temmuz'da yapılacağını zannediyorsun değil mi? İyi.. Hep böyle devam et.. Uyuyorsun.. Uyutuluyorsun haberin yok.. Seçim 4 Haziran 2007 saat 17.00 itibariyle bitti.. Oldu, sona erdi. Partiler, ‘'Genel padişahlar'' ve yakın çevresindeki üç-beş oligark yahut polit büro üyesi tarafından belirlenen adaylarını..
Sitemiz en iyi Mozilla Firefox ya da Microsoft Internet Explorer 7 ve üstü sürümlerde çalışır. Internet Explorer 6 kullanıyorsanız lütfen sürüm yükseltin.