






İsme bir türlü ısınamadım; "Başbakanın İstanbul’daki Çalışma Ofisi".. "Başbakanlık" değil, "Başbakan’ın makamı" değil, "Başbakan’ın makam odası" bile değil.. Berlusconi’nin fikir babası olduğu elden geçirilerek, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na "tahsis edilen" Dolmabahçe Sarayı Musahhihan Müştemilâtı’ndan bahsediyoruz..

CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne müracaatı doğruydu da, Baykal’ın karardan bir gün önce Yüce Mahkemeyi tehdit etmesi hiç yakışık almıyordu.Sonuçta o son dakika tahrikine rağmen Mahkeme eline geçen fırsatı değerlendirmiş, Türkiye’yi krizden, Cumhurbaşkanı bile seçemeyecek bir demokrasi ayıbından kurtarmış, acemi politikacılara ‘’yasal sınırlar’’ içinde bir fırsat, bir çıkış yolu sunmuştur.


Ankara'nın taşına, gözlerimin yaşına değil, içine bak.. Ne demek istediğimi anlıyorsun.. Ankara toz duman… Ankara'da artçı sarsıntılar, tsunamiler var.. Fay hatları birbiri ardına patlıyor, çatlıyor.. Ve bu, göz gözü görmeyen isli-puslu havada sanal ortama Akepe'nin neden sansür getirmek istediği de açığa çıkıyor..


Başlıktaki sözler, Abdülvahap Sait’ten derlenen bir Kerkük türküsüne aittir... Her Kerkük, her “sınır ötesi” Türk türküsü gibi ayrılık kokar, hüzün kokar, hasret kokar, ağıt kokar. Yürek yakar... “Bizim” yüreğimizi yakar... Türkü’lerin “rengi”; Kerkük’ün, Karabağ, Kıbrıs, Karasu’nun rengi bellidir ama, “Gül”ün rengi hâlâ ve ne yazık ki belli değildir...



Amerikalı dört yıldızlının söyledikleri ile Büyükanıt'ın 16 Mart Harp Akademileri konuşması ilginç bir şekilde üst üste geldi. Amerika böylelikle yavaş yavaş ve belki de ilk defa Irak'ta Türk askeri ile Amerikan İşgal Kuvvetlerinin karşı karşıya gelebileceğini düşünmüş, değerlendirmiş ve dile getirmiş olmaktadır.




Anladık Cumhuriyet'i Cumhur korur da, o cumhur nerede? Hem cumhur ortalıkta pek görünmüyor, hem cumhurun görünmesine, pek meydanlara çıkmasına izin vermiyorlar.. Çanakkale Şehitleri şiirinin, bilmem hangi hoca tarafından kaside usulünce okunması sırasında devlet ve hükümet büyüklerimizin gözleri yaşardı diye milli günler ilan ediliyor ama cumhurun, milli günleri bile kutlamasına izin verilmiyor. Sınırlama getiriliyor, kısıtlanıyor.
Daha önceleri nerelerdeydiniz Hayri Paşa? Referandum'da neredeydiniz, hangi görevdeydiniz, neden Ada'da değildiniz? Hilmi Bey, Genelkurmay Başkanlığı sırasındaki Referandum'da Kıbrıs için;



Ballı'nın arabada kebap yaparak apartman kaldırdığı söylenir. Şimdi çok güzel ve özel bir restoranı vardır. Bir köşesini 60'lı yılların plak dolapları kaplar. Dolabı, dolabın yaşından hiç de geri kalmayan bak bir varmış, bir yokmuşlu plaklar doldurmuştur. Ballı her şeyi iyi yapar da, en iyi ara sıcak olarak sunduğu bidda içinde kızarmış hellim ızgarayı yapar.