Cemaat [Mehmet Leventoğlu]

Posted by admin on Çarşamba, Nisan 29, 2009, 13:41
Bu Yazı Mehmet Leventoğlu Kategorisinde ve 12 Yorumlar var.

leventoglu2111121Ortada gerçekten, çok tuhaf bir durum var.

Bir cemiyet var, hepimiz onu biliyoruz ama yokmuş gibi yapıyoruz , her yerde ama aynı zamanda hiç bir yerde ?

Özel kursları var, okulları var, dershaneleri var, yurtları var ama resmen yoklar.

Bilmiyoruz.

Çok ilginç değil mi ?

İçinde olanların bir kısmı belki içinde olduklarını bilmiyor.

İçinde olmayanların kimi sempati duyuyor, kimileri nefret ediyor,korkuyor.

Gizli bir hayranlık var, inkar etmeyin !…

Hoca efendi ya da Gülen Cemaatinden bahsediyorum.

*

Her yerde hissedebiliyorsunuz.

Bir dayanışma var, işyerleri , fabrikaları ,hizmet yerleri,vakıfları, marketleri ,yardım kurumları… kendi içinde işleyen kapalı bir ekonomi.

Bilenler biliyor.

Buradan alışverişini yapacaksın, buraya gideceksin, burada yemek yiyeceksin…

Elbette Bandırma kentinde yaşayan birey olarak burada olan bitenlere uzaktan yakından bir miktar vakıfız.

Kentimizde ticaret yapanlar, resmi yada özel şirket çalışanları , üst alt ,zengin fakir fark etmiyor hayli geniş bir kitlenin cemaatle bir şekilde bağlantı yada gönül bağı olduğuna dair dile getirilmeyen ortak bir kabul var…

Gerçekten sadece merak ettiğim şu.

Bu mükemmel örgütlenme nasıl başarıldı ? İşte Amerika yaptı demek kolaycılığına kaçmayalım.

Örneğin hemen her kentimizde bir Alevi cemaati dayanışması olduğuda ortak kabul gören rivayeti vardır ama kimse rahatsız değildir.

*

Cemaatler geleneğimizde var ancak tarihimizde ticari etiketli bir örneği yok !

Marka değerleri var.

Çok ilginçtir…bakınız, batı çıkışlı ve tüm dünyada örgütlü tarikatlar vardır, örneğin masonluk ; az çok hikayesini hepimizin az çok bildiği duvarcı “Hiram Usta” , “Dul Kadının çocukları” ,“dul kadının kesesi” gibi hikayeleriyle ünlü, evrensel ve özellikle gizli kalmak isteyen cemiyet vardır.

Masonluk ya da mason nedir diye didaktik bilgi vermeye gerek yok..

Hatta hemen her kentimizde organize olmuş, Rotary , Rotaract, Lions, Leo gibi Bandırmada da yasal olarak aktif faal olan sosyal misyonlu derneklerin masonluğun legal kolları ,bir ön eleme görevi yapan toplanma yerleri olduğu yerleşik bir kanıdır.

Onlar da sonuçta bir cemaattir.

Sosyal yardımlaşma ve hizmet dernekleridirler, arada bir çocuk parkı da yaparlar, dar gelirli mahallelerde kitap, giysi, sağlık yardımı veya okullarda diş taraması benzeri faydalı işlerde görülen elit yerel eşraf dayanışmasıdır, hiçbir şey yapmasalar yemek için toplanmalarda dile getirilen gündem bile faydalı bir etkinliktir , fazla yaygınlaşma dertleri yoktur ,elitist sınırlar içinde kalmayı yeğlerler.

Toplumun alt tabakasından, gelir düzeyi düşük olanlardan kimsenin bu derneklere üye olamaması ortak noktalarıdır. Bu da onların kendi tercihidir. Nitekim ortak hedef “tek dünya devleti” ütopyasına gidecek yolda aşağı tabakaları ikna etme zorluğundan kaynaklanan çözümsüzlüğü aşmak adına en azından dünya elitlerinin birlikte olabileceği gibi bir çözüm üretmişlerdir.

Mason yapılanmasında özellikle işinde başarılı olan, kamu görevinde becerisiyle yükselen , zengin yada marjinal kişiliğiyle dikkat çekenlere kapıların kolay açıldığı doğrudur ancak küçük yerlerde kıskançlıklar çekememezlikler olacaktır..

Beyaz Türkler dediğimiz “sabetayist” kökenli olanların avantajlı olduğu bu cemiyetlerin tarihi geçmişi özel inceleme ve araştırma konusudur. Bu arada “ Sabetay” özelliğin davet konusu için yeterli olmadığını belirteyim.

Ayrıntıları belki Sedat Kutbek anlatabilir ki ,bu konu onun ilgi alanıdır.

*

Medeniyetler çatışmasında Doğu kültürü hinterlandında yer alan ülkemiz adına bugün tüm dünyada fazlasıyla etkin olabilmeyi başaran “Gülen Cemaati”ne karşı bu nedenlerle önyargılı değilim..

Dünya görüşüm, yaşam biçimim tam aksi yönde olsa da cemaatın Türkiye için dünya çapında gayretli çabalarını görmezden gelmem , başarılarına burun kıvırmam haksızlık olur.

Düşünün bugün dünyanın neresine giderseniz gidin orada sizinle bir şekilde ilgilenecek kucak açacak yerleşik, bizden birileri az yada çok bizi anlatmaya çalışan misyonerler var.

Önerdikleri dünya modeline karşı olsam da gurur duyuyorum.

Bunu sadece maddi olanaklarla parayla başaramazsınız, elçiliklerle konsoslosluklar la , hizmet üretmeyen klasik memur yöntemleriyle ulaşılacak bir başarı değil bu.

Başka bir manevi itici güç var ki sistem yürüyor,, bu cemiyette toplumun her kesiminden zengin, fakir, köylü şehirli, inançlı, inançsız ayrımı yok…herkes var, ortak dayanışma var.

Her şeyin nedeni de sonucu da ekonomiktir mantığı yetersiz.

Gönüllü olarak çalışanlar var , para mutlaka var, çünkü parasız herhalde hiçbir şey olmaz, ama azla kanaat ettikleri ve dayanışma da güven oluşturulduğu kesin, Cemaat gönüllülerinin nasıl bir araya geldikleri asıl amaçlarının Cumhuriyet değerlerini zaafa uğratıp İmparatorluk kültürüne dönüş olduğu iddiası da vardır doğrudur yanlıştır başka bir yazı konusudur ancak gerçek şu ki bu organizasyonun başarısı çok kıskanılan bir misyon.

Çünkü bizde sivil toplum örgütü geleneği fiyaskodur.

Tabela dan başka işlevleri yoktur.

Küçük bir sivil dernekte olsa ortak çıkarlar adına bir birliktelik oluşturmak ve kuruluş amacına yönelik kenetlenmek çok zordur bizde, nitekim üzülerek bakıyoruz mağdur kitle olan dışlanmışlar yani PROLETERYA ile buluşamayan yöneticilerin zaafı nedeniyle oluşan boşluk doldurulmuştur, somut örnek olarak gerek ADD gerek ÇYD gibi ünlü dernekler ; Atatürk ve aydınlanma adına, uygar yaşam için özel misyon üstlenenler başarısızdırlar, bırakın halkın genelini, özel hedef kitleleriyle buluşmada bile başarı gösteremediler.

Büyük bağış ve destek aldıkları halde.

Bunun birinci nedeni yıllarca bu kurumları sadece yaşam standartlarını devam ettirmek için kullanan yöneticilerin burunlarından kıl aldırmayan beceriksizliğidir diyebiliriz.

Görev ve sorumluluğu yok saymışlardır.

Atatürk ün dünya görüşünü savunmak adına başarısız olmuşlardır.

Ressam sever yerel yazarımız Cihan Hayırsever bir yazısında , beğendiğini ifade etse de “elitist kibrin” kitleye geri dönüş zaafının sonuçları ortada. Yazınca kızılıyor ama gerçek bu.

Kısaca Atatürk elitlere kurban edildi….

*

Ama Gülen Cemaatı karşı devrim diye nitelendirilse de başarıyor, dinin alet edilmesi suçlaması ortadadır, ancak başarı varsa amaçları beğenmeseniz ders alınabilmeli..

İnsanları kucaklamayı bileceksiniz, bam teli burasıdır, zorla baskıyla yada hatır için değil gönüllü, severek makbuzlu makbuzsuz, yardımlaşma payı verdikleri ve buna rağmen içinde olmaktan huzur buldukları yapı oluşturacaksınız.

Hedef Atatürk devrimleri düşmanlığıdır diyerek kitleleri bilgilendirme de pasifize olmak kolaycılık olur.

Nitekim kendi işini kurduktan sonra işleri bir türlü yoluna girmeyen borç batağında çırpınan , her günü sıkıntıyla geçen bir arkadaşım sisteme girdikten sonra içkiyi sigarayı gece hayatı gibi zararlı alışkanlıkları gönüllü terk ettiğine ben şahidim…çok geçmeden işleri arttı, her üç ayda bir yurt dışına çıkabilecek kadar ekonomik durumu rahatladı , bütün bunlara karşılık yaptığı sadece her ay düzenli olarak miktarı belirsiz bir yardımı sisteme havale etmek.

Düşünebiliyor musunuz, birisi geliyor avucuna emeğinizi nafakanızı koyuyorsunuz ve gidiyor.

Gönüllü.

Bildiği bir tek şey varmış arkadaşın ; paraların Orta Asya da bir cami, Kırım da bir yurt, Afrika da bir kolej, Amerika da Türk ve İslam kültürünü yaymakla mükellef bir dernek için misyon yolunda harcandığı.

Kim ne vermiş,ya da almış, harcanmış, yenmiş, umurunda bile değil.

Herkes mutludur.

Güven bir numaralı şık..

Bu cemiyet böyle başardı.

Bakıyorum kendileri itiraf etmese de herkesin bildiği yaygın medya araçlarına; örneğin Zaman gazetesi ya da Samanyolu televizyonun yayın politikası başta İslami değerler, ikincisi Türk kültürünü İslamiyet le birlikte evrensel sevgi ve barış misyonu üzerinden tanıtmak benimsetmek. Laiklik zaafları olduğuna dair dile getirilen net bir yorum yok..

Bakıyorum dünyanın hemen her yerinde cemaate bağlı Türk okulları var, bu okullar Afrika dan, Çin e Güney Amerika ya, hemen hemen dünyanın her köşesinde eğitim veriyor ve kontrollerinde.

Geçen gece Kanal 7 idi sanırım Senegal de bir okulu ve oradaki yaşamı anlatıyorlar. Bakıyorum Afrikalı kara çocuklar Türkçe şiir okuyor şarkı söylüyor, bir başka gece Moldavya da Gagavuz ve Slavlar birlikte kemençe ile horon oynuyorlar.

Bir yerde Türk kültürünün misyonerliğidir bu.

Diyeceksiniz ki eğitimleri İngilizce veriyorlar, bir suçlama da bu.

Tüm eğitim sistemimiz okullarımız İngilizceye endeksli iken çok komik suçlama olmuyor mu ?

Patagonya da ki okulda Türkçenin sadece seçmeli ders olması yeter de artar , sadece bu bile Türkiye misyonerliğidir.

Bu başarı değil mi ?

Çünkü İngilizce biz istesek de istemesek te , kıskansak ta dünyanın ya da gelecekte uzayın derinliklerinde kurulacak yaşamlar için kabul edilen tek ortak dil şimdilik sadece İngilizce.

Bu gerçeği ulusal hassasiyetlerle inkar etmek anlamsız.

Elbette kendi kültürümüz ve dilimizle ilgili kaygılarımız sürmeli , 200 milyonluk Türk Dünyası ortak kültürüne sahip olabilecek,ortak dil oluşturup, ekonomik gücünü gösterebilecek birleşmeyi hala sağlayabilir, ama bunları tartışırken hayıflanmak değil etkin olmak önemli. Zamanı geldiğinde ise bu kaygıların hiçbir anlamı ve alt yapısı olmayacak.

Bütün mesele tüm camilerimizde olağanüstü ilgi gören Kuran kursları yanında,tüm dünyaya ortak bilgi ve haberleşme penceresi açan internet ve bilgisayar eğitiminin alt yapısını oluşturmak.

Yani eğitim şart.

Eğitemediğiniz insanlardan ne çok şey istiyorsunuz.

Amerika nın yani ABD nin bu okullarla ilgili bir desteği olduğu bir gerçek, çünkü Amerika nın izni olmadan dünyada var olmaları olanaksız, belli ki ortak çıkarlar var.

Putin in Rusya yı dağılmaktan kurtarıp ,çekip çevirdikten sonra özellikle Türkçe eğitim veren bu okulları yasaklaması boşuna değil..

Elbette Putin de kendi Slav ulusçuluğunun derdindedir , dünya ulussuzluğa KOZMOPOLİTİZM e gidiyor diye boş bırakırsan şimdiden köle olup yok olmakta var.

Tarih acımasızdır.….

Bu haberi yazdır Bu haberi yazdır

İsterseniz yorum yapabilir, veya Diğer yazılara Bakabilirsiniz.

12 Yorum “Cemaat [Mehmet Leventoğlu]”

  1. ali bandırmalıoğlu
    30 Nisan, 2009, 1:06

    vala leventoğlu baklayı ağzından yazının sonunda çıkarmış..abd-gülen ittifakı.Bu kankileşme şekli uluslararası boyutlarıyla kalsa eyvallahda Türkiye Cumhuriyetinin içinde iş çevirdiklerinde temel değerlerimiz kökünden sarsılıyor.

       0 likes

  2. cancan
    1 Mayıs, 2009, 13:22

    temel değerler izafidir…

       0 likes

  3. MEGA SEPTİK
    1 Mayıs, 2009, 14:32

    “Temel değerler izafidir” den kasıt nedir?.Bu kasıtın açılımını öğrenirsek memnun oluruz….

       0 likes

  4. ahmet çelik
    1 Mayıs, 2009, 16:30

    2005 yılındaki BAŞBAKANIMIZ ve PUTİN arasındaki görüşmenin sonuç bildirgesi,BİRŞEY söylenmesini bekleyen basın mensuplarına YEMDİ,….15/MAYIS/2009 tarihinde gene SOÇİ deki zirveyi ve sonuç bildirgesini bekleyin,bana da artık YORUM yazdırmayın….HOŞÇAKALIN…….

       0 likes

  5. ahmet çelik
    1 Mayıs, 2009, 17:05

    mega septikten 15 dak. önce yerel medyaya son yorumumu yapmıştım,iletimin gittiğinden tam emin olamadığım için 2.kez tekrar yazıyorum.2005 yılındaki BAŞBAKANIMIZ ve PUTİN Görüşmesinin sonuçları deşifre edilemedi..15/mayıs/2009 gene aynı yerde SOÇİ deki görüşmeleri iyi takip etsin ROSEBUD …….SON YORUMUMDUR,TEŞEKKÜR EDERİM.

       0 likes

  6. xxxl
    2 Mayıs, 2009, 13:05

    sayın leventoğlu yazınızda bazı yanlışlar var.senin cemaatin kötü benim cemaattim iyidir konusunu işlemiş olmanız biraz kafa karıştırmaktadır.türk ve islam kültürünü yaymak niyetleri olsa kimse yaptırmaz izin vermezler.burada türk kelimesi kamuflaj olarak kullanılmaktadır.türk kelimesiyle türkiyede bu yanlış düşüncenin meşru zemine oturtulmak için kullanılmaktadır.bu zatı muhterem abd ye niye kaçmıştır bilginiz vardır herhalde,ben istedimki bu zatın kaçış nedeninide yazınızda bahsetmenizi.zamanında demedimi kendinizi öyle gizleyinki zamanı geldiğinde başımızı kaldıralım.saman altından suyu değil, samanı suyun altından yüzdürelim gibi.yani birsürü kasetler elden ele dolaşıp vaaz verdiği camide salya sümük ağlıyordu,yolunda ömrünü verdiği şeyhi için.bu tarz düşünceler içinde bulunan kişiler şimdi bazı değerleri yıkıp yok ediyorlar,bazı kurumları ele geçriryorlar.bu ülkenin parası,imkanları ile başa gelenler türküm kelimesini telefuz etmiyorlar,adeta türklük dinsizlikle eş değerli tutuyorlar.ne zamandan beri telefono açınca alo yerine selamün aleyküm demek moda olduysa bu kişiler ortaya çıktılar.bu zihniyet yurt dışından önce yurtta arap kültültürünü yayma çalışmalarında bulunuyorlar.bütün amaçları ATATÜRK TÜRKİYESİNİ yıkmak ve saidi nursinin öcünü almak istemektedirler.bütün çalışmaları bu yoldadır.hayır diyorsanız neden abd de yaşadığını izah etmelisiniz.

       0 likes

  7. rosebud
    2 Mayıs, 2009, 18:56

    “bugün yanlış olan yarın doğru olabilir kainatta hiç bir düşünsel doğru kesin değildir bilimsellerde tartışmalıdır(bknz: einstein izafiyet teorisi), duyu ve duygularımızla etkileşen kabullenilmiş paradigmalarla birlikte oluşmuş değer yargıları izafidir zamana ve şarta bağlı olarak görecelidir. (bknz: kuantum teorisi) Vaktiyle hain ilan edilen Atatürk,Schoridinger in kedisi deneyi, ya da Nazım Hikmet bu konuda net örneklerden biridir paradigmalarla ilgili bir diğer örnek Ptolemaus un yaklaşık bin yıl süresince doğru diye kabul edilerek okunmuş okutulmuş coğrafyasıdır ki o dönemde yaşasaydınız dünya yuvarlaktır güneşle birlikte döner demek ölümle dans etmekti… sonuçta Gülen cemaatinin organizasyon ve çalışma prensiplerinin başarısının temeli üzerine dikkat çekmek isteyen bir yazının yine farklı yerlere çekimek istenmesi kişinin kısır düşünsel dünyasıyla yakın alakalıdır ki tartışma bitmez. …”

       0 likes

  8. MEGA SEPTİK
    3 Mayıs, 2009, 10:08

    Müsbet bilimlerle,ilahi bilimleri adeta bir tutup birbiri ile karşılaştırıp,örnekleyip bundan bir sonuç çıkarmak için bazı arayışlar içine girmek müsbet bilimlere hakarettir.

       0 likes

  9. xxxl
    3 Mayıs, 2009, 19:19

    maşallah felsefe ile başlamış,fizik ile geliştirmiş,coğrafya ile bitirmişsiniz.bu vatan toprağında tek doğru ATATÜRK TÜRKİYESİ LAİKTİR LAİK kalacaktır.NE MUTLU TÜRKÜM DİYEN NİN ÜLKESİ olarak kalacaktır.allah ile din ile kandırılanların ülkesi olmayacaktır.bu gün yanlış olan her zaman yanlıştır.bu ülke üzerinde tek fert kalana kadar.bu ülke salya ve timsah gözyaşlarına,yalanlara mağlup edilemeyecek kadar vatanını seven kişilerle doludur.bu ülke cemaatler istediği yere götürsün diye 7 düvelden kurtarılmamıştır.nazım hikmeti bende sever ve taktir ederim ama nazım hikmeti halkın bir bölümü anlamış sevmiştir,bir bölümü hiç anlama lüzümunu hissetmemiş ve sevmemiştir.ATATÜRKÜ ise halk tam olarak benimsemiş ve vatanı için ölüme severek gitmiştir.ATATÜRKÜ sevmeyenlerde büğünkü zihniyette olduğu gibi o zamanda rahatı ve servetleri ni vatanından üstün tutanlardır.şimdi soruyorum vatan olmazsa din,dil olumuydu.cemaatler bu günkü gibi davrana bilirlermiydi.ne olursan ol ama bu vatanın kaybetmeden değerini bil.elden uçunca yerine koymak biraz zor olur.türk vatansız ve esaret altında hiç yaşamamıştır,yaşamayacaktır.

       0 likes

  10. ahmet çelik
    3 Mayıs, 2009, 22:30

    üst yorumdaki göynek tam benlik,yürek benzerlik /göz aşinalık varmıdır?

       0 likes

  11. xxxl
    5 Mayıs, 2009, 19:20

    kardeşim senin ve benim gibi düşünen bu ülkede milyolarca kişi var,istediklerinin gecikmeside başarısız oluşlarıda korkularıda bundandır”.YURDUMUN ÜSTÜNDE TÜTEN ENSON OCAK”kalıncaya kadar.aşinalık tüm bedendedir,yürek türk,beyin türk benzerlik bundandır.saygılar.

       0 likes

  12. kaptan
    4 Mart, 2010, 1:43

    sayın yorumcu xxx biraz dikkat ya söylemleriniz palavra yada yazım bilginiz zayıf TÜRK küçük harfle yazılmaz lütfen düzeltiniz

       0 likes

Yorumunuzu Belirtin

Sitemiz en iyi Mozilla Firefox ya da Microsoft Internet Explorer 7 ve üstü sürümlerde çalışır. Internet Explorer 6 kullanıyorsanız lütfen sürüm yükseltin.