İnsanların hayatlarında unutamadıkları anlar mutlaka vardır. Anılarla birlikte onların geçtikleri mekanlarda gözlerinin önünde hemen canlanır. Çeşitli mimik ve sözlerle eski günler yad edilirken bulunan yerde oturuluyormuş gibi konunun içinden geçmeden olmaz. Hele bir kahve veya lokalse içerisi sandalye düzeni dahi anlatılır. Düzenden kastım bazı mekanlarda kişilerin oturdukları yer dahi bellidir.
Geçenlerde çarşıya giderken her zamanki gibi yine hastanenin önünden geçtim. İnanır mısınız bilmem ama oradan her geçtiğimde yüreğim bir başka atıyor. Hastane duvarı diye tabir ettiğimiz Cin çukuru Stadındaki o duvarların yıkılmasıyla sanki bir tarih kayboldu gitti. Kim bilir o duvarlar bir konuşsa bizlere kim bilir neler anlatacak. Ah anılar ah !
O zamanlarda yaşımız küçük olduğu için maçlara girmek zor oluyordu. Her daim maç parası olmuyordu cebimizde. Kimimiz futbolcuları gözler onların elinden tutarak maça girmeye çalışırdık. Kimimiz ise duvardaki bekçilerin reflekslerini gözlerdik. Ben şahsen rahmetli kaleci Özkay ağabey ile yine rahmetli Soner ağabeyi gözler onların ayakkabılarını elime alıp, maça girmek için onların stada doğru gelmelerini beklerdim. Yaşları 50 civarı olan dostlarımın dudaklarındaki gülümsemelerini hissedebiliyorum. Bu söylemim içinde mutlaka kendilerini buluyorlardır. Bizim Şevki ağabey duvardaki bekçileri pek iyi gözlediğini söylerdi. Hangi bekçi hareketli hangi bekçi daha yavaş adı gibi bilirdi. Çünkü sahaya girmek için duvardan atlamak zorunda hissederdi kendini. Duvarlar ve bekçiler ile olan bu mücadelesini kazanmak zorundaydı.
Bir zamanlar Bandırmaspor’un ünlü ve unutulmayan liberosu Nihat ağabeyin futbolu bıraktıktan sonra bu duvarların dibinde geçmiş yıllardaki tatlı anılarını, ağladığını söylesem herhalde beni daha iyi anlamış olursunuz.
Hastane tarafındaki duvarların yıkılmasıyla sanki bir tarih kayboluyordu gözümden. Kimse yanlış anlamasın bahsettiğimiz “Cin Çukuru” Stadının duvarları… Devlet Hastanesine yakın olduğu için halk tarafından bu şekilde bilinirdi. Duvarların üstüne çıkıp, “Maç var mı?” diye bakmalar ve maç en güzel bu duvardan seyredilir diyenler birer birer gözümün önünden geçiyor. Hele bazıları vardı ki mesken tutmuş gibi maçları hep aynı yerden seyrederlerdi. Birde hastane tribününün devamlı seyircileri vardı. Onları tutmak elbette ki mümkün değil. Eski Bandırmaspor başkanlarından Haydar Süzen her maçta oraya gelirdi. Öyle heyecanlı maç seyredilirdi ki. Sigarayı yakmak için kibrit dahi kullanılmazdı. Hep ekleme yapardı. Bir bakardı basamakları çıktığını kendisi bile anlamaz. M.Süzen, Mete ağabey, M. Çiçek, Limoncu Basri ve ismini sayamadığımız birçok kişi o tribünün gediklisiydi. Hiç abartmıyorum. Berlin duvarının yıkılması nasıl bir olay olduysa benim için Cin Çukurundaki stad duvarlarının yıkılması da bende aynı etkiyi bırakmıştır. Sakın yanlış anlaşılmasın bu saatten sonra duvarların yıkılmasına karşı filan değilim. Amacım sadece eski günleri anmak ve bilen bilmeyen kişilere duvarların anlamını vurgulamak. Duvardaki ses yankılarını hatırlatmak istedim ve bir tarihin de yavaş yavaş kaybolduğunu ve benimle birlikte birçok kişiyi anılarımla baş başa bıraktığımı sanıyorum. Ama içimden de öyle bir şarkı geçiyor ki mırıldanmadan duramıyorum. “İŞTE BÖYLE BİR ŞEY”
Galiba duvar dibinde anılarına ağlayan meşhur liberomuz Nevzat ağabey bu duygulanmasında fazlasıyla haklı.
Onu anlayabildiğimi sanıyorum. Şöyle bir anılara yolculuk yaptık. Umarım çoğunuz kendinizi bulmuşsunuzdur. Anılarımızı yaşatmak dileğiyle!…
Şen ve Esen Kalın
Bu haberi yazdır
Sitemiz en iyi Mozilla Firefox ya da Microsoft Internet Explorer 7 ve üstü sürümlerde çalışır. Internet Explorer 6 kullanıyorsanız lütfen sürüm yükseltin.
sevgili pamuk mehmet yazını okudum beni o güzel yıllara tekrar geri götürdüğün için teşekkür eder bandırmaspor sevgisinin daim olmasını dilerim…
o duvardan maç seyretmek için baktıgımda oldu düştügümde oldu,fakat her sabah işe giderken nedense gözlerim hala eskiyi arıyor,ahhhh diyorum tam şimdi orta sahadayım burada kimler vardı bir zamanlar tam bulundugum yerde kimler bu sahada futbol oynadı,tam kalenin oraya geliyorum tahminen tabi ahh diyorum bu kalelere ne goller atıldı,fakat işin ilginç yanı ne biliyormusunuz,karşı tribün yıkıldı ya evet hastane tarafı bordo derdi karşı cılız olarak beyaz derdi,gerçekten vefalı taraftarımız vardı fakat şimdi yeniden alevlendi o ateş herşey güzel olacak,maziye daldık yine ah be pamuk abi sen bile o sahada oynamış birisin,stadyumda maçı bırakın antremanlar bile nerdeyse full çekiyordu,dili olsada söylese o taş duvarlar,anıları naraları,sevinçleri üzüntüleri bir bir anlatırlardı heralde,pamuk abi bu güzel yazın için çok teşekkür ediyorum bende gittim hayallere,inşallah bandırmaspor güzel günler yaşar nice şampiyonluklar yaşar.
teşekkürler mehmet abi eski statla ilgili o kadar çok anı varki benliğimde hatarladığımda hala gözlerim dolar, ağlamaklı olurum. Orası bir mabetti bana göre binlerce BANDIRMA’ lı BANDIRMASPOR’ a gönül vermiş insan hafta sonunu iple çeker, koşar adımlarla girerdi stada. Maç öncesi itfaiyenin zemini ıslatışı, top toplayıcı çocukların suların üzerinden atlarken attığı kahkahalar, geçmiş maçlara dair geniş katılımlı hararetli sohbetler, reklam panolarıyla tel ürgülerin üzürine gerilmiş balonlarla süslenmiş BORDO-BEYAZ şeritler, bahattin ile koca yusuf arasındaki amigoluğa dair yaşanan tatlı rekabet. İnsanlar çoğu zaman maçı bırakır muzip bir şekilde onlarla uğraşırdı. Şu an bile gülüyorum gözümde canlandıkça. Maç öncesi deniz tarafındaki kalenin sağ köşesinde tel örgünün dışında son kez ısınırdı takım gözlerimi alamazdım onlardan. BANDIRMA BANDIRMA tezaruhatlarıyla yer gök inlerdi takım tünelden sahaya çıkarken konfeti yağmuru altında. Hafta boyunca kesmediğimiz kağıt parçası kalmazdı arkadaşlarla çuvallara koyup stada getirirdik ders kitaplarını dahi kesmişliğim olmuştur biraz daha fazla olsun diye. 1982′ den buyana sıkı takipçisiyim BANDIRMASPOR’ un rumuzdan da belli olduğu üzere BORDO-BEYAZ renkler içime işledi birkere amatöre düştüğümüzde kahroldum hayata küstüm adeta edremit-altınoluk-zeytinli-küçükköy v.b.deplasmanlar adeta içime oturdu. Oralı görünce ey şanlı BANDIRMASPOR’ um bu günleridemi görecektik dedim kendi kendime çok şükür çabuk atlattık bu dönemi bana göre tarihinin en başarılı başkanının ve ekibinin sayesinde senelerdir tirilyonlar harcayıpta amatör bataklığından kurtulamayan takımlara şahidiz hepimiz. Şu günlerde suları bulandırmak isteyen insanlar var kahve köşelerinde, gazetelerde köşe yazılarının altına abuk subuk yorum yaparak. Boşuna bu çabalarınız görüyorum ve izliyorum insanlarımızın aklına hepsinden önemlisi gönlüne düştü BANDIRMASPOR’umuz güzel günler yakın yer BORDO gök BEYAZ olacak sahilimiz inleyecek yine en büyük BANDIRMASPOR diye. Yüreği BANDIRMA ve BANDIRMASPOR sevgisi ile dolu olan herkeze sevgilerimle
sevgili mehmet pamuk abi,yaşım 25 doğal olarak o günleri yaşamadm ama yazılan we anlatılanlarla içim bir hoş oldu.Sıkı bir bandırmalı ve aynı zamanda bandırmasporluyum.Anılarınla bize o güzel günleri yaşama we bandırmasporluk duygusunu tattırdığın için çok sağol.İnşallah ilerki yıllarda bizimde anlatacağımız bişeyler olur.Bordo beyaz bayrağın en yükseklerde dalgalanmasını görmek en büyük dileğimdir.en büyyük BAN BAN… sengi ve saygılarımla…
Pamuk abi cok guzel yaklasim yapmissin yakisr sana devam abi baska konular yokmu aglatican bizi yaaaaaa……slmlr Bandirma ya
ah ah o stadın dili olsa da konuşsa.sabah 10 da gelir futbolcuların soyunma odaının üstündeki odaya saklanır, maç başlamasına yakın biraz kalabalık oldumu, sahaya dalardık.Bazende duvardan atlar içerdeki bekçilere yakalanır sopa yiye yiye dışarı atılır, tekrar sırada bir abimizin yanında bedavadan girmenin yollarını arardık.bir başkaydı o stad ya.hele cumartesi pazarlara günümüzün tamamı o stadda geçerdi.hastane tarafında köşedeki çimlenmiş bölgede az maç seyretmedik, çoğu zaman da ordan aşağı kayar pantolanları yırtardık.O stad gerçekten bambaşkaydı.
yorumları yeni okumaya başladım bandırma da bilinmiyen kalmasın