Bandırma belediye başkan yardımcısı Recep Eraydın’ın ortaklık kurduğunu inkar ettiği Çetin Yüce ile ortak olduğunun belgelenmesi sonrası şimdide bazı meclis üyeleri ve AKP Yönetim kurulu üyeleriyle birlikte “VERA” isimli bir şirket kurdukları iddiası gündemde.
İlkhaber/17.03.2007 – Şirketin Eraydın’ın başkan yardımcısı olmadan 10 gün önce kurulduğu belirtilirken bu yönde kurulmuş başkaca şirketler de olabileceği bildiriliyor. Anılan şirkette Başkan Yardımcısı Recep Eraydın, Belediye Meclis Başkan vekili Nuri Taşçı, Ahmet Demirdağ ve Akp İlçe yönetiminden Ustaalioğlu’nun isimleri geçiyor…
İlkhaber/17.03.2007
MERHABA
Birileri gazetecilik yapar birileri bakar bunu bilen biliyor… Kimse konuları çarpıtıp zırtlamasın işini yapsın tavsiye eder İlkHaber…!! Birileri sormuş; “Neden bu güne kadar ilgisiz kalmışız gündemdeki konularda..?” Bir diğeri de daire verilseydi yazılacak mıydı bunlar? demiş… Adama sormazlar mı; “Sen daire mi aldın da hırsızın kılıfçıbaşı gibi konuşuyor, vefalı ve saygılı olman gereken insanları kırıyor, döküyor, göğsünü olmadık şaibelere siper ediyorsun?”‘Bugüne kadar neden yazmamışız’ın cevabı burada satırlara sığmaz. Roman gibidir İlkhaber’in 15 yıllık arşivi. Öte yandan, siz gündem mi yarattınız da İlk Haber kayıtsız kaldı. İlk Haberin gündemi bu kentin gündemidir, Ülkenin gündemidir.
İlk Haberin gündemi, Fakültedir, Yoldur, Trendir, Okuldur, Kaçaktır, kaçakçıdır, Siyasetdir, siyasetçidir, Siyasetçinin, yalancısıdır, doğrucusudur… Bölücüdür, Haindir, Üniversitedir, Çevredir, Yolsuzluktur, Sanayidir, İşçidir, Köylüdür, Memurdur, Vatandır, Türk’dür, Kuvvadır, Askerimizdir, Polisimizdir… Halktır, sokaktaki vatandaştır.
İlk Haber hikaye anlatmaz. Halt yediklerinde cevabını usulunce alıp susup oturanlar ve bunun ezikliğiyle yaşayanlar İlk Haberi sorguluyamaz. İlk Haber ne zaman hangi gündemi ele alacağını kimseye sormaz. Kimseden icazet almaz. Sizin arkasında durduğunuz kim, kimse, olay, olgu, kurum, kuruluş her neyse iflah olmaz. Sizden medet umanlara da kolay gelsin diyoruz… Gidilen yol, yol değildir…
Birileri ya adam gibi işini yapacak ya da susup oturacak. Artislik yapacağınıza Bansesin, Realitenin, Son Kurşunun abonelikleri neden iptal edilmiş baksanıza…! Sahnede göbek atıp gerdan kıvırmakla olmuyor bu işler… Gereğini yapsanıza..! Gelişmeleri ucuz ve bayağı bir hale şekle dönüştürüp yok onun bundan kira alacağı varmış, öbürünün su borcu varmış, o ondan daire istemiş tezgahları geçmişte yapıldı… Yapıldı ve yapanlar hakettiği cezayı hem kamu vicdanında hem de gerçek manada aldı. Recep Eraydın’ın Çetin Yüce ile ortaklığını İlkHaber icat etmedi. Onlar gitmiş bu ortaklığı kurmuşlar ve sonrasında meclis kürsülerinden inkar etmişlerdir. O mecliste İlkHaber’in tek bir temsilcisi vardı… Yayın yönetmeni vardı…
Ya gerisi..? Orada Bandırma vardı… Bandırma… Yalan söylemeyi kendilerine iş edinenlerin arkasında durmayacaklar. Bakacağız göreceğiz kim kimle kolkola neymiş ne değilmiş. Sebillere, hayratlara, Hilal-i Ahmer hesaplarına… Geçmişten ders almayan geleceği göremez, İlk Haberin biryerlere borcu olduğunu ima edenler de avuçlarını yalarlar. Ne Eraydına Ne Öztaylana Ne de Belediyeye ne ”diyet” ne de ”nakdi” bir lira borcumuz yoktur. Bunu En iyi de kendileri bilir. Bizim ne Öztaylan’la ne de şahıslarla da işimiz yoktur. Kefaletinin bedelini ödemeye her kim hazırsa eğer, buyursundur… Konuyu, konuları her kim saptırmaya kalkar, hadisenin özünden uzaklaşıp belden aşağıya vurmayı denerse, misliyle karşılığını alır, altında kalır, ezilirler… Kimse durumdan vazife çıkartıp ayağına ateş etmesin…
Saygılarımızla, İLKHABER
Açıktan ödüyorlar
AKP’nin Bandırma’da kuruluş sürecinde aktif rol oynayan ve yerel seçimlerden bir buçuk yıl sonra istifa ederek Bandırma Belediye Meclisi’nde bağımsız üye olma yönünde siyasi tercih kullanan Mustafa Albayrak, mecliste ve belediye yönetimindeki bazı gelişmeler hakkında gazeteci Engin Arıcan’a çarpıcı açıklamalar yaptı. İlkhaber/19.03.2007
Açıktan ödüyorlar
Ya böyle bir şey olabilir mi ya..Böyle bir şey olabilir mi..? Şimdi, ben Çetin Yüce’ye bizzat sordum ve herkes biliyor ki itfaiye binasını Çetin Yüce yaptı. Yüce adamlarını gönderdi ve bina çıktı. Yüce’ye sordum: Kardeşim, paranı alabiliyor musun, dedim. Ağbi, açıktan ödüyorlar, dedi. Açıktan para nasıl ödenir,bu Çetin Yüce’nin bana söylediği.Yani belediyenin cebinden para çıkmadan nasıl oluyor bu..? Açıktan bir para nasıl ödenir? Birilerine fazla kesersin, oradan aldığını öbür tarafa verirsin.Mezarlık duvarları..?
İş zaten oradan başladı. Çetin Yüce arkadaşımız mezarlık duvarlarını hayır için yapıyormuş..Bunlar inceleme gerektiriyor. Yoksa ortaya baktığınızda bir ihale var mı? Yok..!Resmiyette itfaiyeyi belediye yapmış gözüküyor. Ama bütün Bandırma’da biliyor ki, burasını Çetin Yüce yaptı. Çetin Yüce’nin elemanları çalıştı.Burası başlı başına sorun.Eraydın-Yüce ortaklığını biliyor muydunuz?
Biliyordum tabii ki. Bunu belgelemeye de gerek yok. Hergün Çetin Yüce, Eraydın’ın odasında ne yapardı? Bu piyasada iş yapan adamın hiç mi başka işi gücü yoktu, bu kadar mı dosttular? Yani ben senin arkadaşınım, dostunum haftada bir kere gelirim ama hergün ne işim var?CHP ve muhalefet anlayışı
Altını doldurmadan, dedikodu ile önerge verilmez. Bunu ya yapmayacaksınız ya da yaptınız, o zaman o işi sonuna kadar takip edip, netice alacaksınız. Örneğin, belediyenin mallarının satışı ile ilgili geçen hafta bir komisyonla satılırsa yani bizde girersek bu işin içine olur, diyen bir muhalefetimiz var.Eraydın gereğini yapsın..!
Meclis toplantısındaki kamuoyunu yanıltıcı beyanıyla Başkan Eraydın’ın kendi kendini tuş ettiğini açıklayan İl Genel Meclis üyesi İsmet Koçyiğit, bu gelişmelerden sonra Eraydın’ın istifa ederek gereğini yapması gerektiğini söyledi. İlkhaber/19.03.2007 - CHP Bandırma İl Genel Meclis Üyesi Koçyiğit, siyaset hatayı kaldırmaz. Siyasette her hatanın bir bedeli vardır. Eraydın’da bu hatasının bedelini ödemelidir. Bunun bedeli ise başkan yarımcılığından istifa etmektir” dedi.Belediye Başkan Yardımcısı Eraydın’ın şirket kurması ve bazı kişilerle ortaklık yapmasının kimseyi ilgilendirmeyeceğini kaydeden Koçyiğit, “ancak burada irdelenmesi gereken konu Eraydın’ın Çetin Yüce ile ortaklığının bulunduğu yönündeki iddialara verdiği yanıtlardır” dedi.Koçyiğit devamında şunları söyledi “Eraydın meclis toplantısında Çetin Yüce ile olan ortaklığını açıklasaydı. Olaylara bu kadar büyümezdi. Şimdi kamuoyu Eraydın’ın diğer meclis üyelerinin de içinde bulunduğu ortaklıkları irdeler hale geldi. Kısacası Eraydın kendi oyununla tuş oldu”Siyaset hata kaldırmaz
Seçilmiş kişiler olarak partilerine ve seçmenlere karşı sorumluluklarının bulunduğuna dikkat çeken Koçyiğit “Bizlerin her konuşması ve her hareketi kamuoyu tarafından yakından takip edilmektedir. Bundan dolayı sonuçlarına katlanamayacağım açıklamalar ve uygulamalardan kaçınmalıyız. Kaçınamıyorsak ta bunun bedellerini ödemeliyiz” dedi
Öztaylan basınla oynama, işine bak..! Başkan Öztaylan, kamuoyunda son üç haftadır yoğun olarak tartışılan yerel yönetime yönelik iddialarla ilgili yanıt hakkını kimse kendisine sormadığı için kullanamıyormuş..!
Vay anam vay..
Bizde gittik ve sorduk..Makam adasında Nuri Taşçı, Göksel Karlahan, AKP İlçe Başkanı Adem Şener, Müteahhit Hüseyin Baş ve ismini anımsayamadığım kişiler oturuyor..- Arıcan, ne istiyorsun..?
- Şu gündemdeki iddialarla ilgili geldim Başkanım..( Ayrıca ne isteyeceğim..!? Biraz müteahhitlik işi; mümkünse ahşap işi; üç-beş daireye ortaklık; belediyeye kiracı lazımsa ondan da alayım, memlekete çeşme havuz kondurayım falan mı dememi bekliyor, bilemiyorum..)
- Hayır, konuşmayacağım. Biliyorsun, ben Meclis’de konuşuyorum..Orada konuşacağım..
İyi..Koca Başkan, kafasına silah dayayıp konuşturacak halimiz yok.. dememize gerek kalmıyor, başlıyor konuşmaya..Hem de ne konuşma..!Önce yerel basını, sahiplerini, yazarlarını sıraya diziyor..”Yazanın da yazdıranın da..Ne anamız kalıyor ne hanımımız,ne kızımız, ne bacımız.. Veryansın.. “ne konuşacağım ulen..Ne konuşacağım..? Eline kalemi alan yazıyor.Yok efendim, şirket ortaklığıymış..Üç sene sanayiden yer davasına kurulmuş bir ortaklık..Bende OSB’nin mütevelli heyetindeyim. Şirket olmadan yer satışı olmuyor..Şükrü’ye yer almak için bir şirket kurulmuş, öyle kalmış..Var mı faaliyeti..Şirket kurup da neyi paylaşmışlar.. Sokarım..dikerim..bacağımı sokaram,yetmedi kolumu da beraber veririm ile devam eden konuşma değil, hezeyan durumu.. İçerdeki herkes dinliyor..Dışardakiler de dinliyor..Susuyorum..Yıkama olayının birinci faslı bittikten sonra,bir soluklanma evresi başlıyor..Devreye giriyorum.. “Hiç hoş değil Sn Başkan..Hiç hoş değil..” diye boşluğu doldurmamla birlikte ikinci yıkama yağlama faslı başlıyor..
Bu kez ben de susmuyor ve konuşuyorum..Meclis’de çıktı,’Ben Yüce ile ortak değilim’ dedi mi, dedi.. Yüce çıkıp, ‘Ben Eraydın ile ortak değilim, dedi mi dedi.. Gidin, Vergi Dairesine, Ticaret Odası’na varsa belgeleyin dendi mi, dendi..İki gün sonra belge ortaya kondu mu, kondu.. Beni şirket ortaklığının nedeni şuymuş buymuş ilgilendirmiyor. Şirket faal mi değil mi o da ilgilendirmiyor..Beni neden doğruyu söylemediği ilgilendiriyor..
Dinlemiyor bile..Bir ara Karlahan, ‘Başkan, Engin Beyi anlamadınız’ diyor, ama Öztaylan dinlemiyor ve Eraydın’ın istifasını isteyen CHP’ye tepeden tırnağa ağza alınamayacak küfürler sıralıyor.. CHP’lilerin yalnız şahıslarına değil, ailelerine de uzanan galiz küfürler.. Salvo bittikten sonra, Başkanım, yanıt olarak bu söylediklerinizi yazayım, isterseniz diyorum..’Ne yazarsanız yazın ya..diye yanıtlıyor ve olmayan muhabbet bitiyor.. Makam odasından çıkıyorum. Kapının önü ana baba günü..Herkes içerdeki bağırtı ve çağırtı nedeniyle kapıya toplaşmış..Birisi laf atıyor..
-Engin Bey, ne gerek var..diye..
Ne gereği var mı, biz işimizi yapıyoruz.. Gelip soracağım tabii, diyerek çıkıp gidiyorum..
İşte tam da bu noktada duralım ve şu küfür olayını bir daha irdeleyelim.
Bugüne kadar o makamlardan kimler geldi, kimler geçti.. Genel olarak hemen hepsinin ortak yanılgısı, o koltuğu babalarının mirası gibi görüp, o koltuktan hiç kalkmıyacaklarmış gibi refleks geliştirmeleri olmadı mı..? O koltuk kime yadigar kaldı..? Herkes halkın oyu ile geldi ama koltuğun sahibini unutup, bir sonraki seçimlerde o koltuk altından çekilince nereye oturacağını şaşırdı..
Bunlar bilinen ve yaşanan, tanık olduğumuz şeyler..
Bu, ilerisi gerisi yok, halkın adaleti idi..
Bugün bir çok eski başkan, cadde ve sokaklarda sinik dolaşıyor..Sanki birisi yakasına yapışıp, hesap soracak..!
Bu olayın bir yönü..
İkinci yönü, evet, o koltuklardan hangi vazgeçilmezler geldi ve geçti.. Ama, benim bildiğim hiçbir Başkan, basına ve Meclis’teki muhalefetine hatta belediye çalışanlarına karşı, halkına karşı bugünkü gibi küfür yüklü bir söylem geliştirmedi.. Milletin anasını danasını küfürlerine çerez etmedi.. Açıkça ifade edeyim..Küfüre maruz kalanların suskunluğunu Başkan Öztaylan, yanlış yorumluyor ve oturduğu makamla örtüşmemesine, şık olmamasına karşın çok tehlikeli bir yolun kapılarını aralıyor.. Başkan, kimi yerel basın ve yayın organlarına, sahiplerine, kimi yazarlara çok kızgın. Olabilir. Kızmak hatta öfkelenmek insani şeyler. Vay başkan bize kızıyor, diye de kimsenin genel yayın politikasını, duruşunu değiştirecek hali de yok. Oysa ki, övgü kadar eleştirilerin de be kente ve bölgeye katkısının bulunduğunu kim inkar edebilir..
Ama, Başkan Öztaylan, kimi basın ve yayın organlarının eleştirel duruşunu farklı yorumluyor. Şahsının ve yönetiminin kasıtlı olarak açığının arandığını, kendisinden belli taleplerde bulunulduğunu ima ediyor. Hatta, yaşanan polemikler ve tartışma konusu olan iddialarla ilgili soru soran basın mensuplarına, yönetimini eleştirenlerin beklenti içinde bunu yaptıklarını anlatmaya çalışıyor. Basın içi ayrışmayı körüklüyor.
Bu tür anlayış ve yaklaşımlarda Bandırma ve bölge basını için, yazar çizerler için muamma değil. Bu gayretler bitmiyor, yetmiyor ve hızını alamayan Başkan, Belediyenin değil kendi ve şürekasının sesi olacak bir gazete çıkartmak için kolları sıvazlıyor. Başkan ne yapacak..? Bandırma Halkı’nı doğru bilgilendirecek, yaşananlar konusunda halkı aydınlatacak..!? Bu da Bandırma basınında bugüne kadar olmayan yeni ve değişik bir tartışma alanını açacak..Örneğin, müteahhitten geçilmeyen belediyede, her müteahhit Başkan’ın gazetesine yazılacak ve reklam verecek.. Yani, bir aktarma kanalı daha Bandırma’ya hizmet diye kazandırılmış olacak..! Böyle mi iktidar oldun Sn. Başkan..! Şimdi, iktidarda güdümlü ve besleme bir basın organına sahip olmanın avantajlarını sağlamanın arayışı içine giriyorsun..?
Peki, Cemal Öztaylan bu muydu?
Hayır, ben başlangıçtaki anlayış ve duruşu ile birlikte değerlendirdiğimde Öztaylan’da ciddi bir boşluğa düşme ve savrulma gözlemliyorum..
‘Küfürleri’ bile bir dönem bir öfke ve isyan kabul edilebilecek bir başkanın artık çaresizliğinin ifadesi bu küfürler.. Bunun tükenişe doğru evrilmesinin Bandırma ve Belediye açısından yaratabileceği sorun ve sıkıntıları düşünmek bile istemiyorum.. Ama hızla oraya doğru gidiyor.. Ahdı vefa bilmeyen, geriye dönük gemileri bir bir yakan, dost meclislerindeki dost muhabbetlerini bile bir işportacı anlayışıyla başkalarını kurtarmak pahasına ulu orta satan bir başkan portresi Öztaylan’a yakışmıyor..Artık, o dostlarına hatta yakınlarına ana avrat sövmeyi maharet sayıyor. Onun için ibretle izliyorum ve bana bu durum vekillik dönemindeki Öztaylan’ı anımsatıyor. Bu, görev süresinin bitişi ile şifayı terk-i diyarda arayan Başkan Öztaylan değil.. Bu terk-i diyarı bir kaçış ve kaçışı da kurtuluş olarak görmeye başlayan bir anlayışın ürünü.. Onun için sövgüleri ile denk geliyor..!
Kızdığı ve kabul edemediği şeye bakın.. Neden ve niçin Eraydın ile Yüce ortaklığını basın belgelemiş..?
Teşekkür etmelisiniz..
Yalanın Meclis kürsüsüne kadar fütursuzca taşındığı bir ortamı yıktı o beğenmediğiniz basın..!
Teşekkür etmelisiniz..!
Siyasi ilişkilerin ahbap-çavuş muhabbeti ile ticari faaliyetlere dönüşmesini engelledi o beğenmediğiniz basın..!
Teşekkür etmelisiniz..!
Yerel iktidarla karar ve icraatları noktasında eleştirel bir duruş sergileyenler, bedel ödemeyi de baştan kabul edenlerdir. Çıkar peşinde koşanın harcı değildir hesaplaşmak. Sizin beğenmediğiniz bedel ödemeyi baştan kabul etmiş bir basındır..
Başkan gün sayıyor.. Bandırma’da gün sayıyor.. Bandırma’nın gün sayması Öztaylan’ın görev sürecinde yüzünü Bandırma’ya dönüp, hizmet üretmesi ile ilgilidir. Bandırma, bu yerel yönetimden daha ne alabilirim, daha ne yaptırtabilirimin peşinde.. Ama, Bandırma’yı horlamadan, zarar vermeden, bunaltmadan, sıkmadan.. Hiç kimse görev sürecinin bitişini ve sonrasını ‘HIRSIZ BUNLAR’, ‘ DÜZEN KURDULAR’ yaftası sırtında tamamlamak,bitirmek istemez..Onun içindir ki, daha öncede yazdığım gibi, bu yönetim, Meclis üyeleri, parti teşkilatı ile akılcı bir biçimde son günlerde yaşananları masaya yatırıp, sağduyulu bir şekilde olayların muhasebesini yapmalı.. “ Benim de planlarım var” gibi çocukça hesapların içine girmemeli..
Kuşkusuz, bu bir tercih sorunudur ve Cehennemin yolları iyi niyet taşları ile döşelidir.. Ancak, ‘Ben, Bandırma’yı da Belediye’yi de bu yola sokacağım dürtüsü içine girenler kendilerini kandırırlar..
Bir yerel yönetimin ve yerel yöneticinin kendisine ‘düşman’ yaratması gayet kolaydır.. Ama asıl sorun hizmet ve yatırım ise, yüz bu yöne çevrilmelidir. Güç olan, emek isteyen budur.. Bizden yazması, dile getirmesi..
engin arican
Konunun muhatabı biz değiliz..!Bandırma Cumhuriyet Başsavcısı Ünal Yalıncak, Adalet Bakanlığı Güçlendirme Vakfı tarafından Hakim ve Savcılara alınan lojman binası ile ilgili SONKURŞUN’a açıklama yaptı. Kamuoyunda konu ile ilgili yaşanan polemiklerden ve Bandırma Adliyesi’nin bu polemiklere konu yapılmasından rahatsız olduklarını dile getiren Yalıncak, “Biz konunun muhatabı değiliz” dedi. Tek Teklif Geldi..
Bandırma’da Hakim ve Savcıla rın lojman ihtiyacının karşılanmasının yeni bir olay olmadığını belirten Yalıncak, “ Bu talebimizi Sn. Bakanımız dahil bir çok kez ilgili ve yetkili kişilere ilettik ve anlayışla yaklaştılar. Konu ile ilgili Adalet Bakanlığı Güçlendirme Vakfı bilgilendirilip, yetkilendirildi. Bandırma’da teklif usülü birden çok firma ile görüşüp, aradığımız özellikleri belirtip tekliflerini istedik. Bize bir tek Tüm Yapı İnşaat teklifi ile birlikte geldi.Biz teklifi Ankara’ya Vakfa ilettik ve bu teklif değerlendirmeye değer bulundu.
Pazarlık Ankarada Yapıldı..!
Bize yazısı geldi inceleme yapın, diye. Bu arada Adli Tatile girmeden önce Yüce İnşaat teklifini bize sundu. Ancak, Adli Tatil sonrası bu teklif Ankara’ya gönderildi ve doğal bir gecikme yaşandı. tekliflerin sunumu sonrası açık pazarlıklar Ankara’da yapıldı ve başlangıçta Tüm Yapı ile bir ön antlaşma imzalandı ama bu anlaşma konuyu sonuçlandıran bir antlaşma değildi. Daha sonra Ankara’daki gelişmeler ve pazarlıklar sonucunda Yüce İnşaat’ın teklifi üzerinde karar kılındı ve konu sonuçlandırıldı. Yüce İnşaat’tan KDV dahil 115 milyar liraya daireler, 3 dükkanda 95 milyar liraya satın alınıyor.
Aracılık Yaptık
Ben, bütün bu işlemlerin yasal çerçevede gerçekleştiğini söyleyebilirim. Bize yansımış bir siyasi baskı mevzubahis bile değildir. Dolayısıyla biz sadece Vakıf ile teklif verenler arasında aracılık yaptık. Bizim konuya taraf olmadığımız yönündeki açıklama bu şekilde yorumlanmalı”dedi.
Öztaylan müdahale ettiğini hiç gizlemedi
Her fırsatta ve ortamda, Adliyel ojman alımı olayına müdahale ettiğini, siyasi gerekçeler ileri sürerek kendi tarzıyla ve yüksek sesle anlatan Başkan Öztaylan, olaya siyasi müdahale edilmediği yönündeki beyanları dürüstçe yalanlıyor.
Hakim ve Savcıların konut ihti yacının karşılanması talebi Bandırma için yeni bir talep değil.2005 yılında gardiyanlara lojman alımı ile birlikte güncellik kazanan talep dönemin Adalet Bakanı dahil sıklıkla yinelendi. Adalet Bakanı Çemil Çiçek’e de ulaştırılan talep, olumlu karşılık buldu ve konu ile Adalet Bakanlığı Güçlendirme Vakfı yetkilendirildi.Bandırma içinde tartışma ve polemik konusu da bundan sonra başladı.
Teklif usülü inşaat firmalarından aranan özelliklere uygun tekliflerin alınması sürecinde ön koşul, uygun binanın olup- olmamasında odaklaşırken,Öztaylan Çetin Yüce Ortaklığı lehine devreye girerek, karar sürecine müdahil oldu.
Öztaylan, Çetin Yüce’ye indirebildiği kadar fiyat indirmesini kendisinin söylediğini beyan ederek, olaya nasıl müdahil olduğunu da gizlemedi.Başkan Öztaylan, müdahale etme gerekçelerini de gizlemiyor. Siyasi gerekçelerini Meclis üyelerinin ve AKP ilçe başkanı Adem Şener’in huzurunda ve makamında dile getiren Öztaylan, yerel yönetimin müdahil olduğunu yalanlayalanları yalanladı.
Sun Kurşun
Albayrak Konuşt..Açıktan Ödeme Yapıyorlar..!AKP Bandırma ilçe teşkilatının kurucu isimlerinden ve AKP’den Belediye Meclis üyeliği görevine seçildikten yaklaşık 1.5 sene sonra partiden istifa ederek ‘bağımsız’ olarak göreve devam eden Mustafa Albayrak’tan SONKURŞUN’a çarpıcı açıklamalar. ‘YORUMSUZ’ okurlarımızın bilgisine sunuyoruz.
- AKP’de sıkıntılar yerel seçimler öncesinde mi başladı..?
- Herkesin bildiği bir gerçek var. AKP’de altı tane başkan adayı vardı. Altıncı aday, Manyas kökenli olan İsmail Yaşar’dı. O günlerde biz dedik, kimdir,neyin nesidir bu aday diye..Çünkü, hiç kimse durdur yerde gelip de ben başkan adayıyım demez. Bir tanıdığı, referansçısı var ki geldi diye düşündük. Turan Çömez ile kardeşi Ahmek Çömez’e sorduk. Yaşar’ın onların eski dostu olduğunu öğrendik. Bütün kurgu bunun üzerine yapıldı ve bizler bununla mücadele ettik. Bandırma’da insan kalmadı da neden dışardan aday belirlemiş olalım, dedik. Biz kendi aramızda bunun mücadelesini yaparken,başkaları da bu işle ilgiliymiş. Onlar tecrübeli siyasetçi oldukları için, bu işlerin yöntemini bildikleri ve hangi kanaldan girip hangi işi bitireceklerini bildikleri için bir gece yarısı telefonuyla başkan adayı oluyor. Bana bu çok abes gelmişti ve ciddi ciddi partiden ayrılmayı düşünmeye başlamıştım. Arkadaşlarım ikna etti ve ayrılmayıp, Meclis üyeliğini kabul ettik. Ama bu arada iktidar hırsının ne anlama geldiğini görmüş olduk. Bir anda dostlukların, arkadaşlıkların hükmü bitiyor. Bu arada siyasetten de soğumuş oldum.
- Seçimlerden sonra neyi gördünüz de istifa ettin..?
- Ben o zamanlar bugün tartışılan konuları gördüm. Biz o zaman bunları dillendirmedik ama o zaman bunları söylesek kimse inanmazdı. Çetin Yüce denilen şahıs hergün Recep Eraydın’ın yanındaydı. Yani ortalığa düşüp belge falan aramaya gerek yok. Her gün Eraydın’ın odasındaydı. Buna hepimiz şahitiz. CHP, Eraydın- Yüce ilişkisi ile ilgili soru önergesi verdi Meclis’te ama CHP’liler bunun üzerine gitmediler. Eraydın ve Yüce ilişkisi konusunda ve Eraydın’ın başkan yardımcılığı konusunda her fırsatta konuşan CHP’li Meclis üyeleri bir baktık ki, AKP’nin Meclis üyesi oldular.Ne oldu, ne bitti bilmiyorum ama konuştukları insanla aynı çatı altında görev yapmaya başladılar.
- Bu biraz iddialı bir ifade. Ben, seçimin hemen sonrası bugünkü tartışma konularını o zaman görmüştüm, diyorsunuz. Yani iktidar olmadan evvel amacımız hizmet derken, seçim sonrası amaç mı değişti..?
- Ben, AKP’de kurucu olmadan evvel siyasetin izleyicisiydim. Burada siyasete girdiğimde herşey iyi olacak, halktan birisi geliyor,bunlar inançlı insanlar, bu siyaset artık eskisi gibi olmayacak,siyaset temizlenecek, bizim de bu taşın altında elimiz olsun diye girdik . Bir menfaat beklentisi içinde falan girmedik.İktidara geldikten sonra baktık ki, eski dönemleri mumla aratan uygulamalar var. Genelde iktidarın uygulamaları ne ise, aynısını yerelde de görüyorsunuz.
- Yani herşey lafta mıydı?
- Değişen hiçbir şeyin olmadığını görerek umutsuzluğa kapıldım. Bizim başka vatanımız yok ki, vatanımız burası.
- Peki, gördüklerinizi, kaygılarınızı Öztaylan ile ya da grup toplantılarında Meclis üyesi arkadaşlarınızla, parti yönetiminizle paylaştınız mı..?
- Bunları zaman zaman konuştuk. Örneğin, en son konuştuğumuz şeylerden biri belediye bütçesi idi. O kadar gayri ciddi bakıyorlar ki..Biz şimdi iktidara geldikbaşkanın ilk icraatı ne idi biliyor musunuz? Suya %5 zam..!Onu engelleyen benim. İki ayda bir %5 zam yapılacaktı.Sonra gruba getirdiler. Ya biz böyle mi konuştuk, bunları mı anlattık vatandaşa, iki ayda %5 zam ne demek? Sen hükümete de terssin. Hükümet % 10 enflasyon öngörüyor, sen iki ayda bir % 5 zam yapacağım, diyorsun. Böyle bir şey olmaz.Üzerinde konuşarak, bunu durdurduk.Bu olmayınca çöp vergisi, KDV falan gündeme getirildi. Mantık bu..!
- Şimdi, zaman zaman eleştiri konusu oldu. Meclis grubunun ortak iradesini belirlemede Öztaylan’ın söyledikleri mi belirleyici oluyordu..?
- Grup toplantısı diye birşey yok ki..Bir şey varsa grup toplantısına getirirsin, tartışılmasını sağlarsın falan.. Bizde herşeyi belirleyen başkandı..Ne istiyorsa o oluyor..
- Şimdi eksiklik ve yanlışlardan yada yerel yönetim olarak yapılmış bir işle ilgili Öztaylan’a gittiğinizde benim haberim yok, Eraydın bilir diyor.. Eraydın’a gidiyorsunuz, Cemal’in işi diyor.
- Şimdi Öztaylan’ın değişik bir tarzı var. Bir şey önüne geldiğinde, ben anlamam komisyon yapsın, ben anlamam Eraydın yapsın, diyor..Eraydın’a da gidip sorduğunuzda başkanın tasarrufu diyor. Bunu anlayabilmek mümkün değil. Herşey iki- üç kişinin arasında dönüyor. Yani alınmış bir kararın ya da uygulamanın sorumlusunu bulamıyorsunuz. Kimse sorumluluk üstlenmiyor ve işlerde öyle kendi kendine gidiyor.
- Peki, yerel yönetimde tarikat ilişkisi var mı? Bu nasıl bir yapı?
- Bu çıkar ilişkisidir. Ben, kim hangi tarikattan bilemiyorum ama ilişkileri belirleyen genelde çıkar ilişkisi.
- Öztaylan başkan seçildikten sonra hızla programında olmayan işler dahil,bir çok soruna el attı..Eşeledi, deşeledi. Genelde amaç hizmet dendi ama bugün bu çabanın altında iş icat etmenin yattığı iddia ediliyor.
- Örneğin, Bandırma’ya granitler geldi. Söyledik, yazık günahtır dedik.Hala üzerinde etiketleri olanlar var. Gidin, üzerindeki etiketlere bakın. Ondan sonra girin internet sitesine nedir, ne değildir ,kaça gelmiş kaça gidiyor, görürsünüz. Buna 4-5 trilyon para ödendi. Yazık günahtır ya.. Bandırma’nın daha yapılacak başka önemli işleri vardır. Belki bu da ihtiyaçtır ama bir planlama, bir öncelik programını oturur Meclis arkadaşlarınızla yaparsınız. Bakın, tüm Meclis üyesi arkadaşlarım iyi ve güzel şeyler yapalım diye çırpındı.Herkes elinden geleni yaptı.Gel,bir öncelikler sırası yapıp,bunu bir kağıda dökelim. Seçimde söylediğimiz şeyleri de alt alta koyalım, Bandırma’nın ihtiyaçlarını da bir kenara koyalım, imkanlarımızı bilelim. Böyle olmadı. Başkan bir gün eski garaj dedi, projeler yapıldı evler satıldı,dükkanlar yapılacak falan. Yine bir gün Bursa’dan arkadaşları Cin Çukuru ile ilgili projeler çizdi, getirdiler. Yani bunun önceden nasıl yapılacağını planlamadan, hukuki, idari ve teknik alt yapısını oluşturmadan gündeme taşınan işler. Verilen emeklere de yazık. Umutlara da yazık.
- Örneğin, granit ihalesine iki firma girmiş ama firmalar aynı..
- Biz dışardan fazla işin içine girip, inceleyemiyoruz.
- İtfaiye binası ve mezarlık duvarları da çok tartışıldı..
- Ya böyle bir şey olabilir mi ya..Böyle bir şey olabilir mi..? Şimdi, ben Çetin Yüce’ye bizzat sordum ve herkes biliyor ki itfaiye binasını Çetin Yüce yaptı. Yüce adamlarını gönderdi ve bina çıktı. Yüce’ye sordum: Kardeşim, paranı alabiliyor musun, dedim. Ağbi, açıktan ödüyorlar, dedi. Açıktan para nasıl ödenir, bu Çetin Yüce’nin bana söylediği. Yani belediyenin cebinden para çıkmadan nasıl oluyor bu..? Açıktan bir para nasıl ödenir? Birilerine fazla kesersin, oradan aldığını öbür tarafa verirsin.
- Mezarlık duvarları..?
- İş zaten oradan başladı. Çetin Yüce arkadaşımız mezarlık duvarlarını hayır için yapıyormuş.. Bunlar inceleme gerektiriyor. Yoksa ortaya baktığınızda bir ihale var mı? Yok..! Resmiyette itfaiyeyi belediye yapmış gözüküyor. Ama bütün Bandırma’da biliyor ki, burasını Çetin Yüce yaptı. Çetin Yüce’nin elemanları çalıştı. Burası başlı başına sorun.
- Şimdi Eraydın-Yüce ortaklığı kamuoyunda konu oldu. Meclis’de iddialarla ilgili Eraydın, ortaklığımız yok, dedi. Yüce de aynı şekilde Eraydın ile ortaklığımız yok, dedi. Başkan Öztaylan da Eraydın’a kefilim dedi..Ardından da Eraydın-Yüce ortaklığının belgesi çıktı. Bu kez de bunun anlamı yok, dendi.
- Türkiye’de bu böyle maalesef. Çok acıklı ama bu böyle. Kemal ağbi, iki kamyonu bağış yapmadı mı? Resmi geçit yapıldı.
- Önümüzdeki iki yıllık süreçte ne olacak? Bu tartışmalar ve iddialarla iki yıl nasıl geçecek? İddialar karşısında da suskunlar..
- Belediyenin nereye gittiğini ben de bilemiyorum. Keşke bilebilsem ama bende bilmiyorum.
- Siz Eraydın-Yüce ortaklığını biliyor muydunuz?
- Biliyordum tabii ki. Bunu belgelemeye de gerek yok. Hergün Çetin Yüce, Eraydın’ın odasında ne yapardı? Bu piyasada iş yapan adamın hiç mi başka işi gücü yoktu, bu kadar mı dosttular? Yani ben senin arkadaşınım, dostunum haftada bir kere gelirim ama hergün ne işim var?
- Başkan, bu ilişkinin neresinde idi?
- İçinde mi dışında mı bilmiyoruz.
- Belediye Meclisi’nde ana muhalefet partisi CHP’nin üzerine düştüğüne inanıyor musun?
- İnanmıyorum. Altını doldurmadan, dedikodu ile önerge verilmez. Bunu ya yapmayacaksınız ya da yaptınız, o zaman o işi sonuna kadar takip edip, netice alacaksınız.Örneğin, belediyenin mallarını satışı ile ilgili geçen hafta bir komisyonla satılırsa yani bizde girersek bu işin içine olur, diyen bir muhalefetimiz var.
- Siz seçimden 1.5 sene sonra istifa ettiniz. Ardınızdan iki arkadaşınız daha istifa etti. Kendinize göre yaşadıklarınızı, gördüklerinizi anlatıyorsunuz. Muhalefetin durumu ortada. Peki, Bandırma ne yapsın? Hiç vicdani sorumluluk duymuyor musunuz?
- Evet.burada problem karmaşıklaşıyor. Yani şimdi biz Meclis üyesi olarak ne yapabiliriz? Yani bunların üzerine nereye kadar gidebiliriz? Gittiğimiz zaman bunu inceleyecek olan İçişleri Bakanlığı. O zaman kimi kime şikayet edeceğiz? Yani oradan bir netice alabilmemiz çok güç. Oradan bir netice alabileceğime inansam şikayetçi olurum.
- Peki, bunlar keyfi yönetim sergiliyorlar, yolsuzluk ve suistimal yapıyorlar mı diye şikayet edeceksiniz?
- Tabii, konuştuğumuz şeyler ortada. Bu konuların aydınlığa çıkması lazım. İtfaiye binası nasıl yapıldı? Gelin, araştırın. Bunların dedikodu boyutunu aşması lazım.Yani programda olmayan şeyler oluyor. Akşam aklına gelip sabahleyin uygulamaya geçilen şeyler.
- Şimdi çok karamsar bir tablo koydunuz ortaya. İçişleri Bakanlığı’ndan netice almamız güç, diyorsunuz. Muhalefet suskun diyorsunuz. Peki, o zaman sivil toplum örgütleri ile Meclis dışı partilere mi görev düşüyor?
- Onlara da görev düşüyor. Ben hiçbir siyasi parti temsilcisinin düzenli olarak Meclisi takip ettiğini görmedim. Onlarda basından takip ediyorlar. Tepki de vermiyorlar. Ayrıca, tepki verseler ne olacak? 16 bin vatandaş toplu taşıma ile ilgili dilekçe verdi Meclise. Geldi, nasıl geçti ben bile anlayamadım.
- Başkan Öztaylan, yolsuzluk ve suistimaller konusunda hep hassas olduğunu ve bir olumsuzluk olursa Cumhuriyet Meydanı’nda kendisini asacağını, bıyıklarını keseceğini söylüyor. Peki, siz bu yönetimi siyaseten temiz görüyor musun..?
- Şimdi Başkan Öztaylan’ın bu sözlerini birgün ciddiye alanlar ortaya çıkacaktır. Bu memleket bu kadar da sahipsiz değil. Bu ülke çok şeyler geçirdi. Bunları bir gün ciddiye alanda çıkacaktır.
- Bandırma’lıya bizim aracılığımızla vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
- Bandırma’ya ve Bandırma’lıya borçluyum. Bandırma’ya karşı borcumuzu layıkıyla yerine getiremedim ve yerine getirme imkanlarım da yok. Sağlığımı kaybettim. Şimdi bir şey yapamıyorsun ve bir yerde tıkanıyorsun. Güç kimde ise, iktidar kim ise onun dediği şekilde olaylar cereyan edip, gidiyor. Olayların akışını değiştirme gücün yok!
- AKP’nin kurucususunuz Bandırma’da. Meclis üyesi seçilmişsiniz. İstifa edince, ne yapıyorsun, diyen oldu mu?
- Hayır. Benden kurtuldukları için mutlular. Milletvekilleri dahi sen ne yapıyorsun, demedi. Şimdi hepsi benden cüzzamlı gibi kaçıyor. Çünkü, iyi kötü bu partide emeklerimiz var. Kimse ne oldu da sen böyle bir karar aldın demedi. Çetin Sever, Meclis’de istifa ettiğini açıkladı, manzaraya bakın. Parti ilçe başkanı orada, burda söylemen yetmez, partiye yazılı istifanı ver, diyor. Sormuyor, niye gidiyorsun, diye.
- Zamanında ben bu olumsuzlukların buraya geleceğini biliyordum, dediniz. Peki, gördüklerinizi Bandırma ile paylaşmayı niye tercih etmediniz?
- Örneğin, TOKİ olayı. Küçük olun ama yapın dedik. Ben, TOKİ’ye gittim. Utanmıştım. Bunlarada söyledim. Ben utandım ya Bandırma ile kimse ilgilenmedi, dedim. Dursunbey’den Aksakal’a kadar herkes bir şey yaparken biz niye yapmıyoruz, dedim. Neyse, sonuçta bir yere getirdiler. Çünkü, Eraydın binalarını satıyordu. TOKİ’nin geldiği yerde mutlaka inşaat sektörü duralar ,daire fiyatları düşer.
- Bilinçli mi TOKİ’nin gelişini geciktirdiler?
- İlgilenmediler ki. Arsayı tahsis etmeyi beceremediler. Konusu olunca, efendim orası için imar düzenlemesi gerekiyormuş, dediler ama yapmadılar. Belediyede hayat imar işleri ile geçiyor konu TOKİ olunca mazeret çıkıyor. Bunlar komik şeyler.
- Ben yine anlamakta güçlük çekiyorum. Bunları neden Bandırma kamuoyu ile paylaşmadınız?
- Ben o zaman iki sayfalık istifa dilekçesi verdim. Nedenlerini orada anlattım ve bana kimse de neden istifa ettin, diye sormadı.Gerekçelerini Başbakandan, milletvekillerine, il yönetimine her yere gönderdim.
- Bundan sonra ne olur?
- Vatandaş gırtlağına kadar borçlu. Örneğin, bankalara borçlu olmayan kimse yok. Herkes bunun derdine düşmüş. Bir sosyal patlama eşiğindeyiz. Herkes iş ve ekmek derdinde. Oradan alıyor buraya.. buradan alıyor oraya.. Küçük esnaf bitti, çiftçi bitti, orta ölçekli sanayici bitti..Bankaları da verdik..Şimdi iyi durumdaki orta ölçekli işletmelerimiz de yakında yabancıların eline geçer. Kimsenin siyasi tercih yapma hakkı kalmadı.. Herkes bu iktidardan mutsuz ama çıkış bulamıyor kimse. Bugün Bandırma’da yaşadıklarımız da bize has, Bandırma’ya mahsus bir şey değil. AKP iktidarı genelde de yerelde de aynı. Ben gelecek açısından korkuyorum. Çünkü, yine olan sabit gelirli insanlara, garibanlara olacak. İnsanlar isyan edecek ama edemiyorlar. Bu işadamlarımız içinde geçerli.
- Aslında şanslı bir dönemde iktidar oldunuz
- Biz iktidara geldiğimizde öyle şanslı bir dönemdi ki.. Yani bir küçük iş yaptığınızda Bandırma’da dalga dalga yayılıyordu. Şimdi, gerçekten de daha önce yapılmış ve fazla göze batan birşey yoktu. O yüzden küçük şeyler büyük dalgalar dağıttı.. Çünkü, Bandırma hizmet ve yatırıma açtı. Bu koşullarda biz çalışmaya başladık ama plan, program yoktu. Örneğin, Sahil Bandı. Yapılan planlarla şimdiki halinin hiçbir alakası yok. Rica ettik ve Bandırmalı bir arkadaşımız gayet güzel projeler çizdi. Bakıyorum şimdi hiçbir ilgisi yok. Şimdi bir de ‘Aşk Köprüsü’ yapıyor. Ben buna artık söylenecek bir şey bulamıyorum. Bizim derdimiz sahili açalım, insanlar denizi görsün idi, sonra biz denizle insanlar arasına uyduruk şeyler koyduk. Hala hukuki davaları sürüyor. Yıkım emri de var ama kimse dinlemiyor
Sitemiz en iyi Mozilla Firefox ya da Microsoft Internet Explorer 7 ve üstü sürümlerde çalışır. Internet Explorer 6 kullanıyorsanız lütfen sürüm yükseltin.