Bandırma çok da büyük bir sanayi kenti değil.Kendi kendimizi aldatmayalım.Çetin Altan’ın bir lafı vardır:Türkün Türke propagandası.Biz de Bandırmalı’nın Bandırmalı’ ya propagandasını yapmış oluyoruz, tamamen bir sanayi kentiyiz dediğimizde. Bandırma’da KOBİ’ler var.
Bandırma Organize Sanayi Bölgesi’nin yerinin belirlenmesi konusunda hala zaman zaman kamuoyunda tartışmalar yaşanıyor ve OSB’nin yerinin doğru bir seçim olmadığı belirtiliyor.
Ticaret Odası Başkanı Osman Kocaman,bu konunun hala polemik konusu yapılmasının anlamsızlığına dikkat çekerek,”Öncelikle Organize Sanayilerin amacı ne ona bakmak lazım.Organize Sanayi Bölgelerinin amacı dağınık ve düzensiz şekilde,çevreyi,tarımı ve doğayı tehdit eder duruma gelen çarpık bir sanayileşmenin,alt yapısı olmayan bir sanayileşmenin bir düzene sokulması.Adı üzerinde organize edilmesi;kullanılamayan ve tarıma müsait olmayan arazilerin değerlendirilmesi bakımından devlet tarafından Organize Sanayiler teşvik ediliyor.Bu yer tartışmalarını yaşadık.Türkiye’de gerçek amacına uygun organize sanayiler içinde belki Bandırma Organize Sanayi 1.sırada yer alır.Dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Bandırma’ya geldiğinde ve araziyi gezdiğinde,böyle bir yer belirlenmiş olduğu için bizleri tek tek tebrik etti.Çünkü,Türkiye’de genelde organize sanayi bölgeleri şehirlere çok yakın,tarım alanı,düz,kolay yerlerde kuruluyor..Bunun örneği, İnegöl ve Manisa’dır.her ikisi de şehrin içindedir.Halbuki biz zor olanı seçtik ve zaman ilerledikçe yer seçimindeki haklılığımız daha iyi ortaya çıkacak.Şu an da Pirenlik kırındaki arazi,Kuş Cenneti’nde yaşanan problemler,bu alandaki süre gelen başıbozukluk,hemen herkesin kendi altyapı sorunlarını kendisinin halletmeye çalışması,yaşanan sıkıntılar, böyle bir yer seçimi keşke 20 sene önce olabilseydi dedirtiyor.Arazi seçimi konusunda doğru bir tesbit yapılmıştır.Onun için yanlış yer seçimi yapıldığı yönündeki eleştirilere katılmıyorum.O zaman herkes evinin önüne yapsın fabrikasını.Artık dünyada bu bilinç değişiyor.Yer seçiminde yedi aday yer önümüze geldi.Yedi aday yerde 14 Devlet kurumu,Bakanlık temsilcileri gelip,birlikte tüm arazilerin hepsi gezildi.Hepsinin tamamının matabakat sağladığı tek yer,şu an ki,organize sanayi arazisidir.Biz yer seçimini müteşebbüs heyet olarak yapmadık ki!Aday yerler tesbit edildi ve bizimde gönlümüzden geçen yer burası idi.Örneğin,aday yerlerden birisi Merinos’un arazisiydi.Olur mu? İkinci bir yer,Yeşil Çomlu idi.Göle eğilimli bir alandı.Olur mu?Üçüncü bir arazi,Dutliman yolu üzerinde Bandırma’nın yarın konuta açılabilecek yeriydi.Bu tip aday yerler vardı.Evet,arazi Bandırma ilçesinin dışındadır.Bunu kabul ediyorum ama ne yapalım,Gönen’de bu memleketin kenti.Buraları zaten Bandırma’nın hinterlandı.Yarın,Bandırma il olduğunda bu yerleşim yerleri de bizim hinterlandımızın içersinde yer.”sözleriyle yer tartışmalarına son noktayı koyuyor.
Deprem gerçeği ve OSB
Bandırma Organize Sanayi Bölgesi arazisinin belirlenmesi sürecinde deprem gerçeği de bu kadar yakıcı değildi.17 Ağustos ve 12 Kasım depremleri ile sanayileşmenin yoğun olduğu İzmit,Düzce,Bolu,Kocaeli hatta Bursa bölgesindeki sanayicilerin yatırımlarını deprem gerçeğine uygun olarak yeniden ele aldıkları ve kimi yatırımlardan vazgeçildiği biliniyor.
Başkan Kocaman,“Deprem açısından,şu anda,bölgedeki en sağlam arazi üzerinde Organize Sanayimizi kuruyoruz.Bunun elimizde raporları da mevcut.Buyrun diyoruz, sanayiciye” diyerek,yer seçiminin bu yönüyle de ne kadar yerinde olduğunun anlaşıldığının altını çiziyor.
“Kaygıları gerçekçi bulmuyorum..”
“Biz ne istiyoruz?”
Organize Sanayi Bölgeleri aynı zamanda istihdamı arttırıcı bir faktör olarak ele alınıyor.Bandırma Organize Sanayi Bölgesi ile ilgili en büyük kaygı ise,bu yönüyle Bandırma’dan çok organize sanayi bölgesinin Gönen’e yanıt vereceği yönünde.Bu konuda ki,kaygıların da gerçekçi olmadığına dikkat çeken Başkan Kocaman,”Bandırma’nın hala büyük düşünememesinin sıkıntılarını her alanda yaşadığını”belirtiyor.
“ Gönen-Bandırma diye bir ikilem içersine girmemek lazım.Sorunu tek başına işçilik olarak ele almamak lazım.Sadece mavi yakalı değil beyaz yakalı personel de olacak.Yaklaşık olarak organize sanayide en az 50-60 tane fabrika olacak.Yaklaşık on bin işçinin çalışması söz konusu olacak.Bunun istihdam anlamında katkısı ise Bandırma’ya olduğu kadar, doğaldır ki, bölgeye de olacak.O nedenle,bu tür kaygıları gerçekçi bulmuyorum.Burada önemli olan biz ne istiyoruz?Bu sorunun yanıtını vermeliyiz.Bu sanayileşme Bandırma’yı boğsun mu istiyoruz yoksa yeni bir açılım mı istiyoruz?Buna bir kere karar vermemiz lazım.”sözleri ile istihdam sorununun lokal bir sorun olmaktan öte bölg2esel bir sorun olarak ele alınması gereğini vurguluyor Başkan Kocaman..
“Benim elimde siyasi irade yok ki!”
Organize Sanayinin arazi bedeli konusunda da belli problemler yaşandı.Dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz,Bandırma’yı ziyaretinde bu yerin bedelsiz tahsisini istemişti.Ancak gerekli takibin yapılmaması ve Ticaret Odası Başkanı Kocaman’ın ‘tutuk’davranması nedeniyle,arazinin belli bir bedel üzerinden alındığı iddiaları gündeme gelmiş ve kamuoyunda tartışmalara ve polemiklere neden olmuştu.
“Biz bu yeri 23 milyar 600 milyon liraya aldık.Mesut Bey,bedelsiz,dedi . Balıkesir’ den geldiler ve yerin m2.ne bin lira fiyat biçtiler. Gönen İlçe Mal Müdürü olayı karıştırdı.Bu yerin seçiminde bizim bir avantajımızda arazinin Hazine arazisi olması idi ve kamulaştırma olmadı.Bakın, Balıkesir hala kamulaştırma olayları ile uğraşıyor.Bizim arazimiz 50 bin dönüm.O yıllarda Gönen Mal Müdürlüğü dönümüne 50 milyon lira fiyat biçti.Yerin sahibi Gönen Mal Müdürlüğü.Biz,eski Kaymakam Mehmet Çapraz ile Gönen Kaymakamlığı’ nda bu konu ile ilgili toplantıya gittik.Bu toplantıda Gönen Mal Müdürü ile kavga ettik.Kimin arazisini kime bu fiyattan veriyorsunuz dedim.Kalktı,ben devletin arazisini kimseye yedirmem,dedi.O zaman normal tarım arazilerinin dönümü 50 milyon liraydı. İşte, biz böyle bir zihniyetle karşılaştık.Başbakan Yılmaz’ın bedelsiz demesinden sonra m2.ne 6 bin lira istediler.Bunlar hep bizim mücadelemizle oldu. Başbakanın talimatı bile bu arazinin bedelini sıfıra indiremedi.1996’da fiyatı 6 bin liraya düşürünce bu kez de bize satın alabilmemiz için para verilmedi.10 milyar liraya ihtiyaç vardı ama kaynak aktarımı olmadı.Para verildiğinde de 6 bin lira için verilen süre doldu.Rayiç üzerinden yeniden fiyat belirlendi ve m2.si 14 bin liraya çıktı.Yeniden mücadeleye başladık ve bu 14 milyon lirayı da bir yıl sonunda ödedik.Öderken bir anlamda parayı 7-8 bin liralara düşürdük.Ben,bu konuları Vergi Ödül Töreni’nde eleştirdim diye,şirketimin,eşimin çalıştırdığı işyerinin defterleri alındı.Çok konuştuğunuz zamanda bu tip olaylarla karşılaşıyorsunuz.Bizim bu konuda tutuk davrandığımızı iddia edenler,o zaman Maliye Bakanlığı ile Defterdarlıkta neden sorunu halledemediklerinin hesabını versinler.Benim elimde siyasi irade yok ki!”diyerek Başkan Kocaman,arazi bedelinin belirlenmesi ve ödenmesinde büyük bir mücadelenin verildiğini anlatıyor..
“Hiçbir milletvekili ben katkı yaptım diyemez”..
Bandırma’da bir çok yatırımda yaşanan kaynak sorunu Organize Sanayi de yaşanmadı.Kocaman,devletin doğal işleyişi içersinde kaynak aktarımının ama az ama fazla gerçekleştiğine dikkat çekerek,bunun siyasi propaganda vesilesi yapılmasına bir anlam veremediğini belirtiyor.
“Hiçbir milletvekili ortaya çıkıp da,işte ben organize sanayi bölgesine şunu yaptım derse,ben de buradayım.bu konuda bir kişiden fayda gördüm,o da İlyas Yılmazyıldız’dır.Yalım Erez Bakanken tuttu benim kolumdan ve Sayın Erez’e çıktık,ilk 5 milyar lira parayı aldık.Ondan sonra da destek veya katkı falan görmedik.Görseydik,organize sanayinin yerini 14 milyona almazdık.Biz parti farkı gözetmeksizin yardım istemişisizdir,yardım eden de olmuştur ama kaynak sağlamak olayında kimsenin katkısını görmedik. Örneğin,geçen sene milletvekili Aydın Gökmen OSB’ne 40 milyar para çıkardık, diye açıklama yaptı,o bu açıklamayı yaptığında biz zaten 400 milyar lira para almıştık.Bize 400 milyar lira para çıkmış da sen bunu 1 trilyon liraya çıkartabiliyor musun,işte o zaman başımızın üzerinde hepsinin yeri var ama bunu hiç yaşamadık.2001 yılı bütçesinden yatarımlara ayrılan para %5’dir.Bizim içinde 521 milyar lira teklif verdiler 300 milyar lira olarak geçti.Biz bu yıl içinde bu parayı doldurursak bir bu kadar daha para alabileceğimize inanıyoruz.Bu performansla doğru orantılıdır.Devlet, çalışılmayan ve yarım yamalak kalmış işlere para vermiyor.Bir de biz Devletten para beklemek yerine yer satarak finansman sorununu aşmak zorundayız.Yoksa, bu işin çıkış yolu Ankara’dan bize para gönderilmesi değildir.Biz,programlı,planlı ve kontrollü gidiyoruz. Bugün bölgemizde ile iflas noktasına gelmiş organize sanayi bölgeleri vardır.”açıklamasını yapan Kocaman,
Bandırma organize sanayi bölgesinin öngörülen program dahilinde gerçekleştiğini belirterek,müteahhit firma açısından hiçbir sorunun yaşanmadığını vurguluyor.
“Kuş Cenneti daha kaç fabrikayı taşıyabilir?”
BANSİAD Başkanı Ali Bor ile Ticaret Odası Başkanı Kocaman,geçtiğimiz yıl içinde Belediye Başkanı Ünlü ve İmar Komisyonu üyelerine de görüşlerini aktararak,Bandırma girişinde yeni fabrika ve tesislerin kurulmasına engel olunması önerisinde bulunarak,yatırımcıların organize sanayi bölgesine yönlendirilmesini gündeme getirdiler.Ancak,talep Belediye Meclisi’nde red edildi.
Kocaman,bunun kendileri açısından bir hayal kırıklığı olduğunu belirtiyor:”Birincisi,herşey ekonomik planda bir arz ve talep meselesidir.Şu anda Bandırma girişine veya çevresinde de ciddi hiçbir yatırım yok.Biz,Sayın Bor ile İmar Komisyonu’nda yinelediğimiz düşünceleri aynı şekilde savunuyoruz.Dedik ki,varolan yatırımları tevzi etmek için bir imkan tanıyın ama aynı firma dahi olsa ayrı bir yatırım yapıyorsa artık burada yapmasın,Ben,Kocaman Balıkçılık olarak yeni bir yatırımla donmuş sebze yapacaksam organize sanayiye gitmeliyim.Ancak,kapasitemi arttırıp,modernizasyon kapsamına gidiyorsam,organize sanayiye git denemez. Çünkü,bu rantabl olmaz.BANVİT’e sosisini burada yap ama git sucuğunu organize sanayide yap diyemezsiniz. Hepimiz şikayetçi değilmiyiz, Bandırma’ nın girişinden ve yoldaki trafikten?Yoksa biz bu öneriyi rant falan kazanalım. diye getirmedik.Çünkü,bir sanayi yatırımında arazi yatırımı toplam yatırımın çok ama çok düşüğüdür.Bunları yatırımcı bilir.Ama Komisyon’da yatırımcı ya da sanayi kökenli kimse yoktu.Bu derdimizi anlatamadık.Bizim önerimiz Bandırma’nın çirkinleşmesinin önüne geçmek içindi.Ayrıca,Kuş Cenneti daha kaç fabrikayı taşıyabilir?Eğri oturup doğru konuşalım.İlginç olan bizim önerimizi çevreciler de desteklemedi.”diyor.
“Bandırma dışından talepler var..”
“Biz alışkanlıklarımızı kıramıyoruz..”
Başkan Kocaman,organize sanayide parsel satışlarında genel ekonomik kriz nedeniyle belli problemlerin yaşandığına dikkat çekiyor. ”Satışlar, Türkiye’deki genel ekonomik gidiş ile ilgili.2000 yılı Aralık ayına kadar iyi gittik.Arazimizin %18’ini sattık.Aralık’taki kriz talepleri dondurdu. Şimdi, Türkiye’nin ekonomik durumu ile doğru orantılı sanayi bölgesine olan talep.Şu anda,Yatırım Teşvik Belgesi alıp da yatırımlarını donduran arkadaşlarımız var. Haklılar, çünkü önlerini görmek istiyorlar.Bandırma dışından talepler var. Bandırma içinde yaşayanlarda belki hissetme körlüğü oluyor. Bandırma’yı dışardaki insanlar daha iyi değerlendiriyor. Biz alışkanlıklarımızı kıramıyoruz. Burada oturuyoruz ve üç kilometre ötemizdeki fabrikamıza nasıl gideriz diye düşünüyoruz.İstanbul’ daki ya da Bursa’daki işletmeci için 15-20 kilometrenin bile anlamı yok.Yoğun sanayileşmenin yaşandığı bölgelerde yatırımcı olmanın sıkıntılarını yaşayanlar Bandırma Organize Sanayi Bölgesinin nimetlerini bizden daha iyi analiz ediyorlar. Bunu da onlarla yaptığımız görüşmelerde daha iyi anlıyoruz.”sözleriyle açıklamalarına devam eden Başkan Kocaman, ekonomide genel bir rahatlamayla birlikte arazi taleplerinin yoğunlaşacağına inanıyor.
“Bürokrasiden rahat edebilir miyiz?”
2000 yılında önemli firmaların arazi taleplerinde bulunduğuna dikkat çeken Kocaman,”Dışardan gelen Gökyıldız firması var.Çok büyük bir tekstil firması.O inşaata başlarsa en azından iki üç firma daha ona tedarikçi gelecek.Bir Çamsan firması var.Türkiye’nin en büyük sunta fabrikası.110 dönüm yer talepleri var.Onlarda şu anda kriz döneminde bekliyorlar.Günde 400 kamyon trafiği var bu fabrikanın.Bu şirketin yönetim kurulu gelip,burada kimlerle muhatap olacağız diye bilgi aldılar.Ne sordular biliyor musunuz?Biz Bandırma’da bürokrasiden rahat edebilir miyiz,dediler. Zorluk mu çıkartırlar,bizi soyarlar mı,diye sorular sordular. Sizden yardım mı yoksa destek mi göreceğiz, dediler.Oturduk,onlara bütün gün Bandırma’da bu tür problemler yaşamayacaklarını anlattık.Bandırma’nın yabancıyı seven bir kent olduğunu,kozmopolit bir kent olduğunu anlattık.Bu Bandırma’da yabancı yatırımcı için şanstır.Anadolu’da bir çok kentte yabancıysanız sizi iyi karşılamazlar. Oysa ki, Bandırma yüzyıllardan beri bir göç kenti.Bandırma’daki zenginlerin çoğunun dışardan gelme olduğunu anlattık.Anlattıklarımızdan tatmin oldular ve Bandırma’yı gündemlerine aldılar. Ben, Türkiye’nin kriz ortamını atlattığı andan itibaren parsel satışlarının çok daha iyi gideceğine inanıyorum.” diyerek gelecek konusunda umutlu olduklarını vurguluyor.
“Kendi kendimizi aldatmayalım..”
Peki, Bandırma Organize Sanayi konusunda Ticaret Odası kendisini yalnız hissediyor mu?
Kocaman, kibar bir şekilde sorumuzu yanıtlıyor: ”Eğer organize sanayi bölgesini konuşmak ihtiyacı hissettiğinizde aklınıza yalnızca Ticaret Odası geliyor ise durum ortada..Bu bir arz talep meselesi.Bugün Gaziantep 3. -4.Organize Sanayi Bölgesini kuruyor. Biz, Bandırma sanayi kentidir diyoruz. Bunu neye göre diyoruz? Ne var sanayi? Bir piliç sanayi ve bir de kimya sanayi var. Bandırma’da bir beyaz eşya fabrikası,bir mobilya fabrikası var mı? Bizde tarıma dayalı bir sanayii var. Bugün beyaz et tesislerini,anormal derecede su ihtiyaçları olduğu için organize sanayiye taşıyamazsınız. Dikkat edilirse, organize sanayiye tekstil ve makina sanayinin talepleri yoğundur. Türkiye’deki sanayi yoğun kentleri bir gezin ve görün, Bandırma ile aralarında ciddi bir kapasite farkı görürsünüz. Bandırma çok da büyük bir sanayi kenti değil. Kendi kendimizi aldatmayalım. Çetin Altan’ın bir lafı vardır:Türkün Türke propagandası.Biz de Bandırmalı’nın Bandırmalı’ ya propagandasını yapmış oluyoruz,tamamen bir sanayi kentiyiz dediğimizde.Bandırma’da KOBİ’ler var. Organize Sanayi Bölgesini tamamen Bandırmalı yatırımcıların doldurmasını beklemek de haksızlık. Bandırma’nın dışardan gelecek sermayeye ve yatırımcıya ihtiyacı var.Türkiye’de bugün sanayici bacasını tüttürmek ve ayakta durmakla meşgul.Yeni yatırımı bu ortamda fazla kişinin düşündüğünü sanmıyorum.Bugün Bandırma’da sanayiciler arasında iflaslar yaşanmıyorsa bu Bandırmalı sanayicilerin büyük başarısıdır.”sözleri ile Bandırma sanayinin de küçümsenmemesi gerektiğini ancak soruna objektif bakılmasının kaçınılmaz olduğunu belirtiyor.