Gergin, Sıkıntılı ve Şaşkınlar..! Adliye Lojmanları 1

earican2.JPGBandırma’ da aylardır yerel yönetim kamuoyunun gündeminde ve çok yönlü sorgulanıyor.Bu gelişmelerden Başkan Öztaylan ve Başkan yardımcısı Eraydın’ın, AKP’li Meclis üyelerinin  memnun  olduğunu söyleyebilmek mümkün değil..Gergin, sıkıntılı ve şaşkınlar..

Gerginler..
Yerel yönetim öylesine bir sürece girdi ki, bu sürecin önümüzdeki yerel seçimlere kadar devam edeceğini öngörmek için kahin olmaya gerek yok.. Bu doğal olarak, yerel yönetimi, daha nelerle karşılaşacaklarını bilememenin gerginliği içersine sokuyor..

Sıkıntılılar..
Çünkü, kamuoyunda birbiri  ardına patlayan yolsuzluk ve suistimal iddiaları en başta ve öncelikle AKP Meclis grubunda sıkıntı yaratmış durumda.

Şaşkınlar..
AKP Meclis grubu öne sürülen iddialarla ilgili ne yapacağını bilememenin şaşkınlığını yaşıyor.. Sonuçta, bu iddialar AKP’li tüm Meclis üyelerini zan altında bırakıyor.

Gerginlik, sıkıntı ve şaşkınlık yerel iktidar bazında doğal bir kenetlenmeyi beraberinde getirmiş durumda. Bunu da anlayışla karşılamak gerekiyor. Çünkü, söz konusu olan grup psikolojisi.. Ancak, bu kenetlenmenin kalıcı ve devamlılığı olan bir kenetlenme olduğunu düşünmek safdillik olur.. Zaman içinde bugün gözlenen kenetlenme grup içinden farklı seslerin yükselmesini beraberinde getirecektir. Çünkü, yaşanan ve bundan sonra yaşanacak gerginliğin, sıkıntı ve şaşkınlığın AKP’li üyeler üzerinde oluşturduğu psikolojik ve siyasi baskının bu kenetlenmeyi parçalayacağını beklemek için birden çok neden var..

AKP ve yerel yönetim bazında yaşanan sorunların anlaşılabilmesi için  ikisi arasındaki ilişkinin sorgulanması gerekmektedir.
Birincisi, AKP, Bandırma’da çok sorunlu bir şekilde yerel seçimlerde adaylarını belirledi ve seçimlere girdi. Başkan adayları Meclis üyesi olmaya ikna edilirken, bir gece yarısı telefonuyla başkan adaylığı kesinleşen Cemal Öztaylan, tepeden inme bir şekilde, hiçbir dahli olmadığı ama 5 yıl birlikte çalışacağı Meclis listesi ile yerel seçimlere girmek zorunda bırakıldı.

İkincisi, AKP Meclis grubu, siyasi olarak tam bir ‘yamalı bohça’ idi.. ANAP ve DYP kökenlilerin ağırlıkta olduğu grup kısa sürede iki kişi fire verdi. Partinin işlevsiz kaldığı tüm bu süreçte, belirleyici ve etkin olan kişilikler bazında, Cemal Öztaylan’ın kişiliği oldu  ve sahip olduğu anlayış ve tavırları ile öne çıktı..Meclis üyeleri geçmiş dönem yerel iktidarların meclis üyeleri gibi ‘ibrikçi başı’ rolünü üstlendi. Yerel yöneticilik misyonu ve işlevi  tümüyle Öztaylan’ın tasarrufuna bırakıldı.

Üçüncüsü, yerel seçimler öncesi parti ile yerel yönetim adayları arasındaki çelişme seçim sonrası Öztaylan ve ekibi lehine sonuçlandı.  Parti yönetiminin misyonsuz, vizyonsuz ve işlevsiz olması gözetildi.
Dördüncüsü, yerel yönetim yetkileri tümüyle Öztaylan’ın şahsında odaklaşırken;  Öztaylan’ın Recep Eraydın ile yerel iktidar erkini paylaşması zaman içinde rant iddialarını beraberinde getirdi.
Beşincisi, ilk günden bugüne siyasi bir temelden yoksun olan yerel iktidarda öne çıkan “oligarşik” yapı , çok farklı nedenlere dayalı ancak kişisellik temelinde gelişen hesaplaşmaların önünü açtı.

Yukarıda ifade ettiğimiz nedenler çoğaltılabilir..
Ancak, yerel yönetim nezdinde bu nedenleri yaratan farklı dinamiklerin varlığına da dikkat çekelim.
Öncelikle, bu yönetim başında beri demokrasi anlayışı konusunda eksik ve kadüktür..
İkincisi, kendi içinde bile demokratik katılımcılığı ve çoğulculuğu reddeden; kollektif çalışma ve çabalara kapalı bir yönetim anlayışı sergilenmektedir..
Üçüncüsü, mevcut yönetimin karar ve uygulamalarında öne çıkan bir yöntem sorunu vardır. Bu yönetim, ‘yöntem’i olmayan bir yönetimdir. Onun içindir ki, ‘ben yaptım, oldu’ anlayışı öne çıkmaktadır.
Dördüncüsü, bu yönetimin sadece ‘yöntem sorunu’ değil, yerel yönetim anlayışı konusunda da yetersizliği söz konusudur.

Tüm bu nedenler bir bir ele alındığında ve sorgulandığında, kamuoyunda uzun bir süredir yerel yönetimle ilgili yaşanan tartışmalar, iddialar daha iyi anlaşılacaktır.

Peki, ne yapılmalı..?

Öncelikle, yerel yönetim, yolsuzluk ve suistimal iddialarının merkezinden çıkartılmalıdır. Bu  afaki bir olay olmadığı gibi yuvarlak laflarla geçiştirilebilecek bir şey de değildir.
Burada ısrarla üzerine dikkat çekilen isim Başkan  Yardımcısı Recep Eraydın’dır.
Daha önce bu konu ile ilgili yazdığım bir makalede,  Eraydın’ın özel işi müteahhitlik ile başkan yardımcılığı arasında bir tercih yapması gereğine vurgu yapmıştım.

Hayır..!
Artık, bu konu, gündeme taşınan iddialar dikkate alındığında bir tercih sorunu olmanın ötesine geçmiş bulunuyor. Keza, yaklaşık üç yıldır  her iki işin birlikte yapıldığı gözönüne alındığında  olayın vehameti konunun bir tercih  ve sadece etik sorunu olmadığını bizlere göstermektedir.
Bu nokta da, Başkan Öztaylan ve AKP’li Meclis üyeleri, AKP ilçe yönetimi kamuoyunun bu konudaki hassasiyetini ciddiyetle masaya yatırmalı ve uygun karar ne ise, o kararı cesaretle almalıdır.
Keza, Belediye Meclisi, iktidar ve muhalefeti ile oluşturacağı ve eşit temsile dayalı bir araştırma komisyonu ile Sn. Eraydın ile ilgili tüm iddiaları açıklığa kavuşturmalı, rant iddiaları ile ilgili tartışmalara son noktayı koymalıdır.

Ancak, hiç kimse, yerel yönetim denildiğinde, tek başına Sn. Eraydın’ı hedef tahtası konumuna indirgemesin..!
Bu, hem Eraydın’ın konumunu abartma hem de yerel yönetim nezdinde yaşananların küçümsenmesi anlamını taşır..

Savcı ve Hakimlerin lojman ihtiyacının karşılanmasına yönelik yaşananlar buna tipik ve çarpıcı bir örnektir.

Şu soruların yanıtı verilmeledir:

Sonuçlanmış bir lojman ihalesi(teklif yöntemi ile) nasıl ve hangi koşullarda iptal ettirilip, Çetin Yüce’nin bu ihaleyi alması sağlanmıştır?
Yerel yönetim hangi vasıfla bu ihaleye  müdahele etme hakkını kendisinde görmüştür..?
Adliye ile ilgili bir kamu ihalesine  müdahale etme yetkisini kendisinde görenler, ihalenin Yüce’ye verilmesi ile ne elde etmişlerdir..?
Daha da önemlisi, bu müdahale, yerel yönetim yetkilerinin keyfi ve yasadışı şekilde kullanılmasının somut örneği değil midir..?
Bu eleştirilere  tepki veren yerel yönetim, “ Sonuçlanmış ihale yasal mıydı? Lojmanları birilerine peşkeş mi çektirseydik? Düzen bozduk” gibi açıklamalar ile Adliye camiasını da zan altında bırakan yorumlarda bulunmaktadır..
Bu iddialar doğru mudur yoksa sonuçlanmış bir ihaleye müdahale edilip Yüce İnşaat’ın Paşa Konaklarında önünün açılmasına mazeret mi yaratılmaya çalışılmaktadır.?

Devam edelim..

Yüce İnşaat’ın halen inşaatına devam ettiği Paşa Konakları ile ilgili  çarpıcı iddialarda bulunulmaktadır..

Birincisi, Paşakonakları’na Sn. Eraydın da ortak mıdır..?

İkincisi, Paşabayır mahallesinde, 6900 m2’lik Münür Atlı’ya ait olduğu belirtilen ve kat karşılığı edinilen alanda, 4 blokta toplam 100 dairelik yaklaşık 20 trilyon liralık projede, ayrık nizam olarak uygulanan diğer tüm emsallerinin aksine BİTİŞİK NİZAM UYGULANDIĞI doğru mudur?

Üçüncüsü, gayri nizami bitişik nizam uygulaması ile Yüce İnşaat’ın 18 uygulamasına göre her bloğa tahsis etmesi gereken % 35 bahçe payını iki blok üzerinden bir bloğa tahsis edip, 21 daire avantaj sağladığı ve böylece 3,5 trilyon haksız kazanç elde ettiği iddiası doğru mudur?

Dördüncüsü, kat karşılığı yapımı üstlenilen 7 dönümlük arsanın, bölgede Münir Atlı’ya ait 200 dönüme yakın arsalardaki yapılaşmanın 3 kata düşürülmesinin planlandığı bir dönemde protokole bağlandığı ve sonrasında 3 kat konusunun gündemden düşürüldüğü doğru mudur?

Beşincisi, Adalet Teşkilatı’nı Güçlendirme Vakfı’nın  Hakim ve Savcılara lojman için gerçekleştirdiği ihalenin esaslarına aykırı olarak siyasi müdahale ile yön değiştiren ve Yüce İnşaat’ın alması sağlanan lojman ihalesinde  3 dükkanın bile pazarlık konusu yapıldığı; satılan bloktan daire satın almış vatandaşların apar topar başka bloklara taşındırıldığı doğrumudur? Paşa Konaklarında Adliye personeline satılan ve arka bloklarda hiçbir güvenlik kıstasına uymayan ”28 daire” Adalet Mensupları Güçlendrime Vakfı’ nca “alınmak” zorunda mı bırakılmıştır? Bandırma Cumhuriyet Başsavcısı Ünal YALINCAK ne için “biz bu işte taraf değiliz?” açıklamasını yapmak zorunda kalmıştır?

Evet, Bandırma, Hakim ve Savcılar’a kazandırılacak bir lojman olayında ‘örülen ağ’ları günlerdir karnından konuşuyor.
Şimdi bu satıştan Yüce İnşaat’ın kazancı ne?
3 trilyon 600 milyar lira..
Bu, rant mıdır?
Evet..ranttır..
Bu rantın içine müdahil olarak girenlerin bu ranttaki payları nedir..?

Buyrun, biz yanlış biliyor ve değerlendiriyorsak, vatandaşa doğrusunu anlatın..
Yüce, yerel yönetimin ‘nöbetçi müteahhidi’ midir, başkaca Belediye bağlantılı ne gibi işlerin içindedir? Üzerinden geçirilen işler nedir? Bandırma bilsin, öğrensin..
Kızmaca küsmece yok..Bu konuları ve tartışmaları kamuoyunun gündemine taşıyanların ‘neden ve niçin konuşuyorsunuz’ sorusunu sorma hakları da yok..
Bandırma  konuşacak.. Ama karnından değil…

Engin Arıcan 4/03/2007

Belediye Meclisi Karıştı..!  6/07/20076 Mart Salı akşamı yapılan Belediye Meclis toplantısı hararetli tartışmalara ve istifalara sahne oldu. AKP Belediye Meclis Üyesi Çetin Sever Partisinden istifa etti. Sever Bağımsız üye olarak kalacağını açıkladı. Belediye Başkan Yardımcısı Recep Eraydın Çetin Yüce ile olan ortaklığını inkar etti. Bunun üzerine AKP’den istifa ederek bağımsız kalan bir diğer meclis üyesi Ömer Faruk Can söz istedi.Can yaptığı açıklamada Çetin Yüce’nin defalarca kendisine gelerek Eraydın’la ortak olduğunu ve birlikte hareket ettiklerini söylediğini açıkladı. Başkan Öztaylan “Yolsuzluk varsa kendimi asarım.” dedi. Meclis çıkışında fenalaşan CHP İlçe Başkanı ve Belediye Meclis üyesi Mustafa Öz fenalaşarak yere yığıldı. Öz Başkan Öztaylan Ve Partililer tarafından hastaneye kaldırıldı.Lojmanlar Meclise Geldi..!   7/07/2007Adliye lojmanlarıyla her hangi müdahalelerinin olmadığını iddia eden Eraydın, Çetin Yüce’nin aynı anda Mehmet Tüm ile birlikte lojman binası için dosya vererek müracaat ettiğini ancak bu müracaatlardan sadece Tüm’ün dosyasının ele alınması üzerine konuya müdahale edildiğini belirterek “İkinci bir müracaat sonrasında kendisinden fiyat istenmesi sağlanmıştır.” dedi.Bandırma Belediye Başkan Yardımcısı Eraydın, Çetin Yüce ile ortaklığı bulunduğu şeklindeki iddialara cevap verdi. Eraydın “Yüce ile ortaklığım yok ancak iyi bir arkadaşız.” diyerek, ellerinde somut bir belge, done bulunmayanların kendisi ve söz konusu arkadaşını karaladıklarını belirtti.Ne demek istedi?
Eraydın, “Yüreklerine ölüm korkusu sinenler firavunluklarına devam etmekte ve kendilerinden başka hiç kimseyi düşünmemektedirler. İnsanı yaratan ruhtur et hiç bir işe yaramaz” derken, kendileriyle ilgili köşe yazısı yazanları ellerinde belge olmadan yazdıkları için “Hem bu dünyada hem öbür dünyada hesap verecekler.” dedi.
Bandırma Belediye Başkan Yardımcısı Recep Eraydın, “Çetin Yüce ile ortaklığı olmadığı ve arkadaşlıktan başka her hangi bir ilişkisinin bulunmadığını açıklarken, Yüce’nin samimi bir arkadaşı olduğunu, diğer arkadaşları gibi Çetin Yüce’nin de inşaat işleriyle uğraştığını, arkadaşlıklarının ticari değil mesleki olduğunu söyledi.

Adliye lojmanları ve Mehmet Tüm

Adliye lojmanlarıyla her hangi müdahalelerinin olmadığını da iddia eden Eraydın, “Çetin Yüce aynı anda Mehmet Tüm ile birlikte dosya vererek müracaat etmiştir. Bu müracaatlardan sadece Tüm dosyası Ankara’da görüşülmüş. Bu gelişmelerden sonra kendisi benim dosyam neden görüşülmedi diye ikinci bir müracaat sonrasında kendisinden fiyat istendi. Verdiği fiyatın düşük olmasından dolayı ihale kendisine kalmıştır. Burada her hangi bir yolsuzluk yoktur. Devlet burada ucuz fiyatlarla konut sahibi olmuştur” dedi.

Puzzle Gibi..!

Eraydın’ın açıklaması sonrası Mehmet Tüm’ün dairelerini fahiş fiyatla Adalet Mensupları Güçlendirme Vakfı’na satma girişiminde mi olduğu ve Eraydın müdahale etmeseydi birilerinin bu satışa çanak mı tuttuğu sorusu gündeme geldi..?!

Gergin değil sakiniz..!

Basın kuruluşlarında ifade edildiğini gergin ve endişeli olmadıklarını kaydeden Eraydın devamında şunları söyledi “Bizim gocunacak her hangi bir yaramız bulunmamaktadır. Kendi kendilerine senaryo üreterek, insanları karalayarak basın ahlak ve ilkelerini çiğneyerek ellerinde hiç bir belge olmadan insanların onurlarıyla oynuyorlar. Tevhidi yozlaştırıyorlar. Bu tür insanlar bunun hesabını hem bu dünyada hemde öbür dünyada vereceklerdir. Allah’a şükürler olsun sıkıntımız yok. Hizmetlerimiz devam ediyor. 2007′de bu hizmetlerimiz daha da yoğunlaşacak.

Firavunluk yapıyorlar..!

Bunların diğer insanları ezme gayreti içersinde bulunmalarının tek sebebi bizlerin bireysel menfaat kapılarını kapatmalarıdır. Bizler kendimizin istemediği şeyleri başkaları içinde istemeyeceğiz. Yüreklerine ölüm korkusu sinenler firavunluklarına devam etmekte ve kendilerinden başka hiç kimseyi düşünmemektedirler. Bunlar hiç bir zorluklara gelemezler ve onlardan şikayet ederler. Bizleride kendi bünyelerinde görmek istiyorlar. Bundan dolayı bizleri karalıyorlar. Bizdeki iman bizdeki inanç olduğu sürece onların istedikleri gibi asla olmayacağız. İnsanı yaratan ruhtur et hiç bir işe yaramaz”

15 yıldan beri yapılmayanları yaptık

Bu güne kadar 15 yıldan beri yapılmayan hizmetleri yaptıklarını dile getiren Eraydın, yaptığımız hizmetlerle Bandırma’nın anasını ağlattık. Bu güne kadar Bandırma’nın hiç bir problemi çözülmemiş göreve gelir gelmez ilçenin alt ve yapı hizmetlerinde yoğunlaştık. 15 yıldan beri verilmeyen hizmetleri 2 yıl içerisinde verdik. Bizim vizyonumuzun olmadığını öne sürenler bu güne kadar Bandırma’ya parke taşı ve yol yaması yapmak dışında bir şey yapmamışlar”dedi.

Yeni işler almıyorum
Bandırma Belediye Başkan Yardımcılığına getirildikten sonra hiç bir işi almadığını öne süren Eraydın devamında şunları söyledi “Elimde başkan yardımcısı olmadan önce almış olduğum bir iş var. Bu işte taahhütlü iştir. Bu iş 2007 yılında sona erecek. Bu işimde bittikten sonra her hangi yeni bir işte almayacağım, almamda. Bana daha önce başkan yardımcılığı görev teklif edilmişti. İşlerimin yoğunluğu ve inşaat işlerinden dolayı bunu kabul etmedim. Buna hem belediye başkanı hemde Ömer Faruk Can şahittir. Can ile yapmış olduğumuz görüşmeler sonrasında Öztaylan’ın yanlız kaldığını ve yardımcı olmamız gerektiğine karar verdik.

Namus sözü verdim, iki yıl daha görevdeyim..!
Zaten sorumluluğumuzda bunu gerektiriyordu. Öztaylan’ın ilçeye yapacağı yatırımlara destek olmak için bu görevi kabul ettim. Başka hiç bir amacım ve ileride bir beklentim bulunmamaktadır. Yardımcılık benim için ayrıca çokta önem arz etmemektedir. Beni tanıyanlar işi bilirler şan ve şöhretle işim olmaz. Ben hizmet adamıyım.

Nerede hizmet varsa ben oradayım. Hem çalışıyoruz hemde bir sürü yalan ve iftiraya maruz kalıyoruz. Bütün bunları sineme çekerek hizmet etmeye devam edeceğim. Başkan Öztaylan’a bu konuda verilmiş bir namus sözüm bulunmaktadır. 2 yıl daha ilçeme hizmet edeceğim. Eğer partim ve belediye başkanım ayrılmam gerektiği konusunda görüş beyan eder yada imada bulunursa 1 dakika durmam çeker giderim. Hiç bir beklentim ve amacım yoktur”

İlkHaber Merkezi

Hesap sorma hesap ver!   7/07/2007Önceki gece Mart ayı olağan meclis toplantısı ilginç tartışmalara ve istifalara sahne oldu. “Çetin Yüce ile sadece arkadaşız kendisiyle somut bir ortaklığımız bulunmamaktadır” diyen Belediye Başkan Yardımcısı Eraydın’ı, Bağımsız Meclis Üyesi Av.Ömer Faruk Can kürsüden yalanladı. Can, “Çetin Yüce bana Eraydın’la ortak olduklarını ve bu konuda bir şirketlerinin olduğunu söyledi. Konumunuz hesap soracak değil hesap verecek yerdedir.” dedi.Bağımsız Belediye Meclis Üyesi Ömer Faruk Can, Belediye Başkan Yardımcısı Recep Eraydın Çetin Yüce ile somut bir şekilde ortaklığım yok diyor ama Eraydın’la ortak olduğunu iddia eden kişi Çetin Yüce’nin kendisidir. Eğer Eraydın kendisiyle ortak değilse Çetin Yüce yaptığı açıklamalarla Eraydın’a zarar vermektedir. Eraydın bence kendisine kötü bir arkadaş seçmiştir. Kendisine zarar veren bu kişiyle arkadaşlığını tekrar gözden geçirmelidir” dedi.Eraydın’ın iddiaları ortaya atanlarla hem bu dünyada hemde öbür dünyada hesaplaşacağı şeklindeki açıklamalarına da değinen Can devamında şunları söyledi “Eraydın bulunduğu konum itibariyle hesap sorma değil hesap verme konumundadır. Hesap sorabilmeniz için o görevi yada müteahhitliği bırakmanız gerekiyor. Bir dost olarak kendisinin her iki işi bir arada götürmesini etik ve doğru bulmuyorum”Öztaylan Sahip Çıktı..!  7/07/2007Öztaylan yaptığı açıklamada Bandırma Belediyesi’nin suistimal merkezi dışında kalan tek kurum olduğunu belirtirken bazı gazetelere destek olmak için birer adet abone olduklarını söyledi(!) Banses, Son Kurşun ve Realite’ye neden destek olunmadığına ise bir açıklık getirmezken, başkan yardımcısı Eraydın’a kefil oldu.Suistimal AçıklamasıBandırma Belediye Başkanı Cemal Öztaylan Belediye Başkan Yardımcısı Recep Eraydın’a kefil oldu. Öztaylan “Ben Eraydın’ın sonuna kadar arkasındayım. Kendisi görev süresi boyunca hiç bir suistimalin içersinde olmamıştır. Olmasına da müsaade etmem” dedi.Bu güne kadar yaptıkları her uygulamada şeffaf ve dürüst olduklarının altını çizen Öztaylan, “Belediye bünyesinde en ufak bir yolsuzluk ve suiistimal olduğunu tespit etsinler bu günden itibaren istifa etmeye hazırım”diye konuştu. Hiç kimsenin Eraydın ve kendisinin şeref ve haysiyetiyle oynamaya hakkının bulunmadığını kaydeden Öztaylan devamında şunları söyledi “Bu güne kadar aldığımız bir takım önlemlerle yerel yönetimi yolsuzluk ve suiistimallerin merkezinden çıkardık. Bundan dolayı Bandırma Belediyesi bu merkezin dışında kalan tek kurum olmuştur. Ben bu güne kadar hiç kimseye kıyak yapmadım. Kimsede benden kıyak beklemesin”Gazeteleri denetçi istememiş
Gazetelerinin aboneliklerinin iptal edilmesini belediyeye gelen Sayıştay Denetçisinin istediğini açıklayan Öztaylan, “Denetçi tasarruf tedbirleri kapsamında gazetelerin aboneliklerinin iptal edilmesini istedi. Biz de buna rağmen gazetelere destek olmak amacıyla encümen kararıyla birer adet abone olduk” dedi.

Ekspertizler geldi
Özelleştirme kapsamında bulunan Tekel Hizmet binasının Bandırma Belediyesine devriyle ilgili ekspertizlerin ilçeye geldiklerini açıklayan Öztaylan, yapılan değerlendirmeler sonrasında ekspertizlerin söz konusu binalara 7 milyon YTL değer biçtiklerini, bu şartlarda yerel yönetim olarak bu bedeli ödeyerek hizmet binasını almalarının söz konusu olmadığını söyledi. Tekel hizmet binasının bulunduğu alanın imar planlarında kamusal hizmet alanı olarak belirlendiğinin altını çizen Öztaylan, burasının özel sektör tarafından alınması durumunda dahi maksadı dışında kullanılmasının söz konusu olmayacağını söyledi.

SHÇEK

İlçeye kazandırılması planlanan sevgi evleri projesiyle ilgili Balıkesir Mal Müdürlüğüne bağlı ekspertizlerin Sosyal Hizmetlere ait gayri mülklerin değer tespitiyle ilgili çalışmalarını tamamladığını açıklayan Öztaylan devamında şunları dile getirdi “Sosyal Hizmetler ait iki binaya ekspertizler toplam 6 milyonn YTL dğer biçti. Yerel yönetim olarak bu değerlerin tekrar gözden geçirilmesi konusunda gerekli müracaatımızı yaptık”

İlkHaber Merkezi

Çetin Sever Ağır İddialarla İstifa Etti..!   7/03/2007Bandırma Belediye Başkanlığı tarafından yapılan benzinlik ihalelerinde ihaleye fesat karıştığını öne süren Sever, Banvit’in satın aldığı ihaleye kimsenin girmemesinin ise düşündürücü olduğunu söyledi. Sever, “Programı olmayan, birbirini dinlemeyen, birbirine saygısı olmayan bir grubun içinde olmamın hiç bir anlamı yoktur. Meclis tutanaklarının sonradan değiştirildiği konusunda endişelerim var.” dedi.AK Parti Belediye Meclis Üyesi Çetin Sever, belediyeye ait benzinliklerin satışında yerel yönetim tarafından kendisine haksızlık yapıldığını gerekçe göstererek partisinden istifa etti. Belediye Meclis Salonunda parti rozetini kürsüye bırakan Sever daha sonra salonu terk etti.İhalede şaibe var iddiası
Bandırma Belediye Başkanlığı benzinliklerin satışında ihaleye fesat karıştığını öne süren Sever “Yerel yönetim bana 10 yıllık intifa hakkı verirken Banvit AŞ’ye 16 yıllık intifa hakkı verdi. İşletmeciliğini yaptığım benzinlik 5 trilyon liradan satılırken Banvit’in aldığı benzinlik ise 2 trilyon liradan satıldı ve ihaleye kimse girmedi” dedi.
Partiden istifa etti
Benzinliklerin ihaleye çıkmasına itiraz etme hakkının bulunmasına rağmen sadece Bandırma Belediyesi ve ilçenin kazanması için ihalenin yapılmasına itiraz etmediğini kaydeden sever, “Bununla da kalmadılar şimdi de haberim olmadan intifa hakkının geri alınmasını meclis gündemine getirdiler. Benimle ilgili konularda yerel yönetim boş durmuyor. Programı olmayan, birbirini dinlemeyen, birbirine saygısı olmayan bir gurubun içersinde bulunmamın hiç bir anlamı yoktur. Bundan böyle partimden istifa ediyor. Bandırma’nın meclis üyesi olarak hizmet etmeye kaldığım yerden devam edeceğim” dedi.

Yasal süreç başlatıyor
Sever devamında şunları söyledi “İntifa hakkı sadece büyük bayilere verilir. Benim adıma intifa hakkı yapılmaz. Bana zabıtların yanlış tutulduğunu Opet’de değil intifa hakkının yanlışlıkla Banpet verildiğini söylüyorlar. Meclis tutanaklarının daha sonra değiştirildiği konusunda bir takım endişelerim var. Bandırma Belediye Başkanlığının daha önce verdiği intifa hakkını geri alması son derece yanlış bir iştir. Bu konuda yasal yollardan hakkımı arayacağım”

Çin graniti yine gündeme geldi
Yerel yönetim tarafından sahil bandı projesi kapsamında cumhuriyet meydanına yaptırılan Çin granitlerinin sağlıklı ve dayanıklı olmadığını öne süren Sever, “Kapıdağ yarımadası granit kaynıyor, bunu dikkate almayan Öztaylan 10 trilyon lira harcayarak Çin’den granit ithal etti. Bu granitlerin hepsi kalitesiz işçilik ve dayanıksız malzemeden dolayı şimdi teker teker yerlerinden çıkıyorlar. Bu güne kadar inşaatla ilgili çok çalışmalarım oldu, Öztaylan, bu konuda fikrime başvursaydı yanlış yolda olduğunu kendisine söylerdim. Ancak, kendisinin belirli bir grubu var, bu grup neye karar verirse o yapılıyor.” dedi.

İlkHaber Merkezi

Ne Demek İstedi..!Eraydın, “Yüreklerine ölüm korkusu sinenler firavunluklarına devam etmekte ve kendilerinden başka hiç kimseyi düşünmemektedirler. İnsanı yaratan ruhtur et hiç bir işe yaramaz” derken, kendileriyle ilgili köşe yazısı yazanların ellerinde belge olmadan yazdıkları için hem bu dünyada hem öbür dünyada hesap vereceklerini iddia etti.Eraydın’ın ölümlerden, hesaplaşmalardan neyi ve kimleri kastettiği anlaşılamazken, konuyla ilgili açıklama yapan bir meclis üyesi “Başkan yardımcısı ve ekibinin kendilerinden başka herkesi “kafir” ilan etmeleri manidardır, satır aralarında vermiş olduğu hesaplaşma ve ölüm korkusu gibi mesajlar ise ilgili merciler tarafından irdelenmelidir.” dedi.
Öte yandan, geçtiğimiz hafta başında adliye lojmanları satışının kesinleşerek Yüce İnşaat ve ortakları firması hesabına 3,5 trilyon nakdin aktarıldığı öğrenildi.
9/03/2007 İlkHaber

İŞTE BELGE..!Bandırma Belediye Başkan Yardımcısı Recep Eraydın‘ın Şükrü Bilgi ve Çetin Yüce‘nin de aralarında bulunduğu RSC İnşaat Malzemeleri İnşaat Taahhüt, Orman Ürünleri, Demir Çelik Tekstil İmalat Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketine ortak olduğu ortaya çıktı.İşte belge:rsc-insaatin-ticaret-sicil-gazetesindeki-kaydi.pdfİlkhaber/10.03.2007 -17 Aralık 2004 tarihinde Bandırma Ticaret Odasına kaydını yaptıran şirketin oda sicil kaydı ise 8587. Şirket Ticaret Sicil Gazetesinin 23 Aralık 2004 tarih ve 6204 sayılı yayınıyla tüzel kişiliğine kavuştu. Şirketin Recep Eraydın’ın başkan yardımcılığı görevine getirilmesinden sonra kurulması ise dikkat çekiyor.Eraydın, Yüce ile ortaklığının olmadığını açıklamıştı6 Mart 2007 tarihinde yapılan Belediye Meclis Toplantısında Bandırma Belediye Başkan Yardımcısı Eraydın, Çetin Yüce ile ortaklığı bulunduğu şeklindeki iddialara cevap vermişti. Eraydın “Yüce ile ortaklığım yok ancak iyi bir arkadaşız.” diyerek, ellerinde somut bir belge, done bulunmayanların kendisi ve söz konusu arkadaşını karaladıklarını, bunları yapanların hem bu dünyada hem de öbür dünyada hesap vereceklerini dile getirmişti.

Çetin Yüce ile ortaklığı olmadığı ve arkadaşlıktan başka her hangi bir ilişkisinin bulunmadığını açıklayan Eraydın’ın Çetin Yüce’nin samimi bir arkadaşı olduğunu, diğer arkadaşları gibi Çetin Yüce’nin de inşaat işleriyle uğraştığını, arkadaşlıklarının ticari değil mesleki olduğunu söylemişti.

Eraydın’ı Ortağı Yalanlamıştı..!
Bağımsız Belediye Meclis Üyesi Ömer Faruk Can, Belediye Başkan Yardımcısı Recep Eraydın Çetin Yüce ile somut bir şekilde ortaklığım yok diyor ama Eraydın’la ortak olduğunu iddia eden kişi Çetin Yüce’nin kendisidir. Eğer Eraydın kendisiyle ortak değilse Çetin Yüce yaptığı açıklamalarla Eraydın’a zarar vermektedir. Eraydın bence kendisine kötü bir arkadaş seçmiştir. Kendisine zarar veren bu kişiyle arkadaşlığını tekrar gözden geçirmelidir” demişti.

Eraydın’ın iddiaları ortaya atanlarla hem bu dünyada hemde öbür dünyada hesaplaşacağı şeklindeki açıklamalarına da değinen Can devamında şunları söylemişti: “Eraydın bulunduğu konum itibariyle hesap sorma değil hesap verme konumundadır. Hesap sorabilmeniz için o görevi yada müteahhitliği bırakmanız gerekiyor. Bir dost olarak kendisinin her iki işi bir arada götürmesini etik ve doğru bulmuyorum”

MERHABARecep’in RSC’si..!Eraydın’ın, mecliste yaptığı açıklamada ortaklık konusunda ellerinde belge olmadan konuşan bazı meclis üyelerinin ve köşe yazısı yazanların da hesap vereceğini dile getirmesi üzerine A.k.p den istifa ederek bağımsız kalan Belediye meclis üyesi Av. Ömer Faruk Can kürsüye çıkarak Eraydın’ın Çetin Yüce ile ortaklığım yok açıklamasını yaparken Meclise yalan söylediğini iddia etmişti…!İlkhaber/10.03.2007 - Belediye Başkan Yard.Recep Eraydın’ Mecliste yaptığı açıklamanın aksine Çetin Yüce ile Başkan yardımcısı olduktan 2 ay sonra kurduklar bir şirket olduğu ortaya çıktı.Belediye Başkanlığı bünyesinde oluşturdukları lobi ile Siyasi sorumluluklarını,ticari çıkarları doğrultusunda kullandıkları ve karşı çıkanlara kin ve nefretlik duygularıyla refleks göstermek suretiyle bertaraf etmek için gerekirse iftira atmaktan kaçınmadıkları doğrultusunda yoğun eleştirilere maruz kalan Bandırma Belediyesi Başkan Yard. Recep Eraydın 6 mart akşamı Meclis oturumunda kendini savunmuş ve eleştiridebulunanlara Firevun,Ölüm Korkuları var,hesap verecekler v.b ifadelerle ”SERT” cevap vermişti..!

Ben Ortak Değilim.. Aksini söyleyen Firavundur..!
Eraydın üzerinde en yoğun tartışılan ve Paşa Konakları adıyla bilinen 100 dairelik ve 20 trilyonluk olduğu iddia edilen proje de dahil olmak üzere kendisi gibi, yine Bandırmada İnş Müteahhitliği yapan Çetin Yüce ile ortak oldukları ve birlikte hareket ettikleri yönündeki eleştirilere de yanıt vermiş ve …. ”Adliye lojmanlarının satışına müdahale etmediklerini ve Çetin Yücenin dosyasının Ankara’ya neden gitmediği üzerine dosyanın gitmesini sağladıklarını, Çetin Yüce ile arkadaşlıktan öte bir ortaklıklarının olmadığını ilan ederek, bunun aksini söyleyenleri Firavun olmakla suçlamıştı..!”

Hesap verecekler
Eraydın’ın, mecliste yaptığı açıklamada ortaklık konusunda ellerinde belge olmadan konuşan bazı meclis üyelerinin ve köşe yazısı yazanların da hesap vereceğini dile getirmesi üzerine A.k.p den istifa ederek bağımsız kalan Belediye meclis üyesi Av. Ömer Faruk Can kürsüye çıkarak Eraydın’ın Çetin Yüce ile ortaklığım yok açıklamasını yaparken Meclise yalan söylediğini iddia etmişti…!

Şirket Kurmuşlar..!
Gelişmelerle ilgili İlk Haber gazetesinin ulaştığı bilgi bu tartışmalara yeni bir boyut getirdi. Eraydın’ın başkan yardımcısı olduktan 2 ay sonra Çetin Yüce ile kurmuş oldukları bir şirket vardı.

R.S.C İnşaat Mlzm. İnş.Taahhüt,Orman Ürünleri, Demir Çelik, imalat. Sanayi Ticaret ltd. şti.

Kuruluş tarihi: 23/12/2004 ,Ticaret sicil no:8587,ortaklık yapısı: Şükrü Bilgi: 100milyar T.L Çetin Yüce: 100 milyar TL ,Recep Eraydın: 100 milyar TL… R-S-C , Recep-Sükrü-Cetin arkadaşlığı burada ortaklığa dönüşmüş..! Şirket isminin niye SRC ya da CRS değil de Recep Eraydın’ın R’si ile başlaması ise Eraydın’ın büyük abi olduğuna mı işaret ediyor?

Geçtiğimiz günlerde Yerel Yönetim semineri almak için A.B.D ye giden Başkan Yrd. Recep Eraydın’ın bu benzeri gelişmelerde ABD’de siyasetçilerin nasıl tavır gösterdikleri konusunda Bandırma Halkını Bilgilendirmesi bekleniyor..
İlkHaber

Ahmet Demirdağ Kimdir..?Şu anda Bandırma’nın gündeminde Şükrü Bilgi ve Çetin Yüce isimleri var.. Bu isimleri yerel basın ‘icat’ etmedi.. Olayların gelişimi ve yerel yönetimin açıklamalarındaki çelişkiler, bu isimleri gündeme taşıdı..Bu isimlere bir isim daha ekliyorum..Ahmet Demirdağ…Bir halk deyişi vardır… Üzüm mü yiyeceksiniz yoksa bağcıyı mı döveceksiniz, diye… Yerel yönetimle ilgili tartışmalarda, gündeme taşınan iddialarda kimsenin derdi ‘bağcıyı dövmek’ değil… Ya da en azından REALİTE ve SONKURŞUN’un böylesi bir derdi, davası bulunmamaktadır.Çünkü sonuçta Bandırma Belediyesi, Bandırma Halkı’nın belediyesidir… Yerel yöneticileri de bu kentin ‘şehremini’dirler… Yani şehrin ‘hemen herşeyi’nin emanet edildiği insanlardır söz konusu olan…Onun içindir ki, genel seçimlerle yerel seçimler arasında fark vardır. Genel seçimlerde ‘particilik’ eğilimi ön plana çıkarken, yerel seçimlerde baskın olan ‘adayların kimliği’ ve ‘niteliği’dir… Seçmen 5 yıllığına hem kendisini hem şehrini emanet edeceği insanlarda belli meziyetler arar ve bu meziyetlere kim yakınsa, kim örtüşüyor ise, o adayları tercih eder..

Burada temel kıstaslardan birisi, adayların sahip oldukları ahlaki ve etik değerleridir.Onun içindir ki, ‘şehremin’in inandırıcılığı hem Belediye hizmetlerinin sağlıklı gerçekleşmesi hem de kent toplumunun güven ve huzur içinde yaşaması için çok önemlidir.Bunları yazıyorum, çünkü, Bandırma kelimenin tam anlamıyla ‘VURGUN’ yemiş durumda..

SONKURŞUN’un 3.sayısında ‘Başkan Öztaylan’a açık mektup’ başlıklı makalede ve 4. sayıda ‘Gergin, sıkıntılı ve şaşkınlar’ başlıklı makalemde Başkan Yardımcısı Recep Eraydın ve yerel yönetimle ilgili iddiaları gündeme getirerek, bu iddiaların aydınlığa kavuşturulup, belediye ve kent gündeminden düşürülmesini talep ettim.Başkan Yardımcısı Eraydın’ın Yüce İnşaatın Sahibi Çetin Yüce ile ortak oldukları ve bir ‘ lobi’ gibi çalıştıkları iddia ediliyor idi..

Bakın ne oldu..?

Başkan Öztaylan, bu iddiaların ‘ciddi’ olmadığını öne sürerek, bir ortaklığın bulunmadığını ve ‘lobi’nin Meclis üyelerinden oluşmuş Bandırma’ya hizmet lobisi’olduğunu belirterek, Eraydın’a ‘kefil’ olduğunu açıkladı..Başkan Yardımcısı Eraydın, Yüce ile resmi yada gayri resmi bir ortaklıklarının bulunmadığını belirterek, bu iddiaları gündeme taşıyanlara yönelik ‘’sert” açıklamalarda bulundu..

Müteahhit Çetin Yüce de aynı şekilde Eraydın ile resmi yada gayri resmi bir ortaklıklarının bulunmadığına dikkat çekerek, bu iddialarda bulunanların gidip Vergi Dairesi’ne, Ticaret Odası kayıtlarına bakmalarını ve öğrenmelerini istedi.

Peki, sonuçta ne oldu?

Bandırma Ticaret Odası’na 8587 Sicil No’su ile kayıtlı RSC İnşaat Malzemeleri, İnşaat Taahhüt, Orman Ürünleri, Demir Çelik Tekstil, İmalat Sanayi ve Tic. Ltd. Şt.’nin 16.12.2004 tarihinde Eraydın Başkan yardımcısı olduktan hemen sonra kurulduğu ortaya çıktı.

RSC’nin kurucuları Şükrü Bilgi, Recep Eraydın ve Çetin Yüce..
İsmini kurucu ortaklarından alan RSC’nin sermayesi her biri 100.000.000 Yüz milyon TL.sı değerinde 3000 üç bin hisseye ayrılmış 300 milyar lira olup, 1000 hisse üzerinden her ortak 100 milyar lira ile şirkete eşit ortaklık içinde.Şirketin genel müdürü de Şükrü Bilgi..Halen ‘aktif’ olan şirkettteki kurucu ortakların durumu hiç değişmemiş..

Ne denmişti?
Ortaklık’ YOK..!
Ne çıktı?
ORTAKLIK’..!

Başkan Öztaylan’ı telefonla arayarak, bu konudaki düşüncesini soruyorum.”Üç yıl önce bir yer alımı için kurulmuş şirket..Fazla bir önemi yok..” diyerek beni yanıtlıyor..!?
Eraydın’ı arıyorum..Bürosunda buluşup, konuşuyoruz..

“3 yıl önce Şükrü Bilgi, OSB’den yer alacakmış. Rica etti ve bizde ricasını kıramadık. Ancak, şirkete satış yapabiliyorlarmış, bizde bu iş için şirket kurduk. Başka hiçbir faaliyetimiz olmadı. Hatta ben ayrılacaktım ama Şükrü Bilgi işlemleri yapmamış”diyor..
Kendisine neden bu resmi ortaklığı kamuoyundan sakladığını ve açıklamadığını soruyorum.

Verdiği yanıt ilginç..! “Herşeyi söylemek zorunda mıyım..?”

Söylenenlere inanmak gerekiyor ise, sadece OSB’den yer almak için kurulmuş bir şirkette Eraydın ve Yüce’nin ortaklık payının da sembolik olması gerekmiyor mu..? Oysa ki, şirketin hisse paylaşımının eşit olması bu iddiayı havada bırakıyor.Sonuçta, inşaat malzemeleri satan bir kişi, bir müteahhit ve bir yerel yöneticinin ortaklığı ve ortaklığın niteliği, şirket sözleşmesindeki faaliyet alanlarının çeşitli liği farklı soruları beraberinde getiriyor.

Basın gündeme gelen ve yanıtı aranan soruları sorduğunda Başkan Öztaylan, Başkan Yardımcısı Eraydın ve AKP Meclis grubundan tepki görüyor. Yerel basının ‘yanlı’ ve ‘ çıkar amaçlı’ bu soruları sorduğu, olayları irdelediği iddia ediliyor.O zaman buyrun, gittikçe işin içinden çıkılmaz hale gelen ve gün geçtikçe çirkinleşen olay ve olgularla ilgili herkes görevini yapsın..!

Şu anda Bandırma’nın gündeminde Şükrü Bilgi ve Çetin Yüce isimleri var.. Bu isimleri yerel basın ‘icat’ etmedi.. Olayların gelişimi ve yerel yönetimin açıklamalarındaki çelişkiler, bu isimleri gündeme taşıdı..Bu isimlere bir isim daha ekliyorum..

Ahmet Demirdağ..!

Geçtiğimiz günlerde açılışı yapılan taş kırma tesisleri ve başka işlerle birlikte anılan Ahmet Demirdağ ismi de önümüzdeki günlerde kamuoyunda çok sorgulanıp, tartışılacak ve bakalım, bu isim Bandırma ve Belediye açısından ne ifade edecek..? Hep birlikte bekleyip, göreceğiz..

Şimdi, bir başka konuya geçelim..
Bandırma Belediyesi’nin Cumhuriyet Meydanı’na, Sahil Bandı’na, Mezarlığa döşediği granit, mermer ve dekoratif malzemeler kamuoyunda değişik tepkilere neden oldu..
Doğaldır.. Her yeni ‘şey’ kent yaşamında değişik esintilere neden olur.. Beğenilir ya da beğenilmez. Eksik ya da fazla bulunur. Biz olayın bu yönünde değiliz ve bu ayrı bir makale konusu..

Ancak, Bandırma Belediyesi tarafından Nisan 2006′da yapılan granit, mermer ve dekoratif malzeme ihalesine yerel yönetim ve kamuoyunun dikkatini çekmek istiyorum.
57 bin metre 2′lik granit ve mermer ihalesine iki firma katılmış..Firmaların isimleri şöyle:

ALTINTAŞ ve ALMERPA..

İhale, ALTINTAŞ firmasında kalmış ve firmaya 3 trilyon 298 milyar 294 milyon lira ödeme yapılmış..İhaleye katılan firmalardan ALMERPA, ALTINTAŞ’ın ortaklarının kurmuş bulunduğu bir şirket..

Yani bir anlamda ALTINTAŞ , ihaleye renk ve çeşit kazandırmak için, ihalede rekabet yaşandı kanısını uyandırmak için, ALMERPA isimli şirketini ihaleye katıyor..Sonuçta ihaleyi ALTINTAŞ’a da verseniz ALMERPA’ya gidiyor, ihaleyi ALMERPA’ya da verseniz ALTINTAŞ’a gidiyor..

Bunun adı ‘ihale düzeni’..!
Bu ‘düzen’den Başkan Öztaylan’ın, Başkan Yardımcısı Eraydın’ın ya da İhale Komisyonu Başkanı ile üyelerinin haberleri olmadığına inanarak, yerel yönetimi bu ihaleyi incelemeye davet ediyorum.
Belge mi..?
Çok basit..
ALTINTAŞ’ın web sitesine girenler, şirketin faaliyetleri ve tanıtımında ALMERPA’nın ismi ile tanışacaklar..

Şimdi, yerel yönetimimizde ilginç bir olay yaşanıyor.. Kime bir şey sorsanız ve sorduğunuz şey bir şekilsizliğe veya çirkinliğe, yolsuzluk ya da suistimale, keyfiyete tekabül ediyor ise ‘HABERİM YOK VALLA’ ile ‘ BANA NE YAA’ ile karşılanıyor..İşte bu nokta, Bandırma’nın ve Bandırma’lının kaygı ile yaklaşması gereken bir sürece işaret ediyor..

Bu aynı zamanda bir yol ayrımıdır..
Bu,yerel yönetim nezdindeki gerginliğin, sıkıntının ve şaşkınlığın ‘DÖKÜLME’ sürecine doğru evrilme aşamasıdır..
Tehlikelidir..
Çünkü, mevcut yönetimin önünde daha iki yıllık bir hizmet dönemi var..
Tehlikelidir..
Çünkü, hızla kendi içine dönen ve Bandırma’dan kopuş süreci içersine giren bir yerel yönetimin ne Bandırma’ya ne de Belediyeye verebileceği fazla bir şey vardır..
Tehlikelidir..
Gerginlik, sıkıntı ve şaşkınlıkla birlikte gelen DÖKÜLMENİN, yerel yönetim nezdinde yaratacağı ya içine kapanmak ya dışa dönük agresif tutum izlemektir. Öne çıkacak olanın daha çok agresif anlayış ve tutum olacağı görülmektedir.. Basına karşı izlenen ve sergilenen tutumda bunun örneğidir..

Onun içindir ki, yerel yönetim, tüm bu süreci kendi içinde yeniden gözden geçirerek, yaşanmış olay ve olguları yeniden masaya yatırıp, irdelemeli ve aklın rehberliğinde sağduyulu bir şekilde yeni politik açılımlar sergilemelidir..

Yoksa, önümüzdeki süreç yerel yönetim ve AKP için daha karmaşık olacaktır..

engin arican

350 Milyar Nereye..?Son haftalarda Yargı mensuplarını da zor durumda bırakan bazı açıklamalar, ithamlar ve sonrasında ortaya çıkan belgeler ile karmaşık bir bilinmez haline gelen ”Adalet Lojmanları” satışı gündemden düşmüyor.Eraydın’ın, konuyla ilgili meclise bilgi verirken Çetin Yüce ile ortak olmadığının altını çizerek “Verdiği fiyatın düşük olmasından dolayı ihale Yüce’nin kendisine kalmıştır. Burada her hangi bir yolsuzluk yoktur. Devlet burada ucuz fiyatlarla konut sahibi olmuştur” şeklindeki ifadeleri sonrası konunun bir diğer muhatabı Tüm İnşaat Yön. Krl. Üyesi Ozan Tüm basın toplantısı düzenledi.İlkhaber/12.03.2007 – Kendilerinin pahalı fiyat verdikleri yönündeki bu eleştirilere cevap veren ve Adalet Bakanlığına fahiş fiyattan konut satma girişimlerinin söz konusu olmadığını açıklayan Tüm Yapı Yönetim Kurulu Üyesi Ozan Tüm, fiyat verirken Mimarlar ve Mühendisler Odasıyla İlçe Emlak Komisyoncuları Derneğinden fiyat tespiti istediklerini buna göre Vakıf yönetimine fiyat verdiklerini söyledi. Tüm m2 bazında ele alındığında kendilerinin 825 YTL m2 fiyat verdiklerini ancak Çetin Yüce ortaklığının, konutları 920 YTL m2 fiyatına Adalet lojmanı olarak sattıklarını ifade etti. Bu hesaba göre devlet 350 milyar TL zarara uğratılmış oluyor.

Eraydın “Tek taraflı tasarrufa müdahale edilmiş”
Hatırlanacağı üzere Yüce İnşaat Adliye lojmanlarıyla ilgili 125 metrekare dairelere 115 bin YTL, Tüm Yapı da 157 metrekare dairelere 130 bin YTL fiyat vermişti. Bandırma Belediye Başkan Yardımcısı Eraydın ise konuyla ilgili yapmış olduğu açıklamasında, devletin ucuz konut sahibi olduğunu dile getirerek “Çetin Yüce lojman satışıyla ilgili Mehmet Tüm ile aynı anda dosya vererek müracaat etti ancak bu müracaatlardan sadece Tüm’ün dosyası ele alınması üzerine Çetin Yüce benim dosyam neden görüşülmedi diye müracaatta bulundu.” demişti.

Vakıf bizim teklifimizi onaylamıştı
Firmalarının 8 Mayıs 2006 tarihi itibariyle Adalet Bakanlığı Güçlendirme Vakfı ile görüşmelere başlayarak gerekli teklif mektubunu verdiğini açıklayan Tüm Yapı Yönetim Kurulu Üyesi Ozan Tüm, “Yapılan görüşmeler ve Bakanlığın değerlendirmesi sonucunda Bakanlıkça şirketimize konut başına 130 bin YTL teklif edilmiştir. Bu teklifi değerlendiren firmamız bu fiyatı kabul ettiğini 21.11.2006 tarih ve 1/36 sayılı yazı ile Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı makamına iletmiştir. Verilen teklifte daire büyüklükleri ortalama 157 metrekarelik olup 23 adet daire için toplam 2 milyon 990 bin YTL,117 metrekarelik 1 adet daire içinde 86 bin YTL talep edilerek toplam fiyat 3 milyon 76 bin YTL’dir. Bunun üzerine Bakanlıkça bilirkişi gönderilerek binamızın seviye tespiti yaptırılmıştır. Alımın uygun olduğu Başsavcılığa bildirilmiştir” dedi.

Teklifimiz uygundu
Adalet Bakanlığına satılacak olan binalarla ilgili Bandırma ve Çevresi Emlak Komisyoncuları Derneği, İnşaat Mühendisleri Bandırma Şube Başkanlığı ve Mimarlar Odası Bandırma Şube Başkanlığına binaların rayiç bedeliyle ilgili tespit yaptırdıklarını açıklayan Tüm, bu veriler kapsamında kendilerinin Adalet Bakanlığına fahiş fiyattan konut satma girişiminde bulunmadıklarını öne sürdü.

Anlamadığımız sebepler
Tüm devamında şunları söyledi “Adalet Bakanlığı Güçlendirme Vakfı’nın alım kararının Bandırma Cumhuriyet Savcılığına bildirilmesine rağmen anlamadığımız sebeplerden dolayı hiçbir neden göstermeksizin bu karar iptal edilmiş, ihale Yüce İnşaata verilmiştir. Bununda dışında lojman satışının ne koşullarda yapıldığının bilgileri Adalet Bakanlığı Güçlendirme Vakfı ile Yüce İnşaat arasındadır”

Satış Meclis gündemine de gelmişti
Adalet Bakanlığı Güçlendirme Vakfına yapılan lojman satışları Bandırma Belediye Başkanlığının Mart ayı Meclis toplantısında da gündeme gelmişti. Bandırma Belediye Başkan Yardımcısı Recep Eraydın burada yapmış olduğu konuşmasında “Adliye lojmanlarının satışında yerel yönetim olarak bizim her hangi bir müdahalemiz olmadı. Çetin Yüce lojman satışıyla ilgili Mehmet Tüm ile aynı anda dosya vererek müracaat etti ancak bu müracaatlardan sadece Tüm’ün dosyası ele alınması üzerine Çetin Yüce benim dosyam neden görüşülmedi diye müracaatta bulundu. Bu müracaattan sonra kendisinden ikinci bir müracaat yapması istendi. Verdiği fiyatın ucuz olmasından dolayı ihale kendisine kalmıştır. Devlet burada ucuz konut sahibi olmuştur” demişti.

Olmuyor Başkan..!MHP Bandırma İlçe Başkanı Tuksal, Çetin Yüce ile ortak olmadığını açıklayan Bandırma Belediye Başkan Yardımcısı Eraydın’ın 2 gün sonra ortaklığının belgelenmesiyle çuvalladığını söyledi.DSP Bandırma İlçe Başkanı Öziş ise konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Hem müteahhitlik hem de başkan yardımcılığı olmuyor kendisi ikisinden biri tercih etmelidir” dedi.İlkhaber/12.03.2007Etik değildir
Belediye Başkan Yardımcılığı gibi önemli bir görevde bulunan birinin o görev süresince müteahhitlik yapmaması gerektiğinin altını çizen DSP Bandırma İlçe Başkanı Bora Öziş, siyasi gücü elinde bulunduranlar kendi iş kollarıyla iştigal ettiklerinde, ister istemez bir takım olumsuzluklar beraberinde geliyor. Bandırma Belediyesinde rantın en çok döndüğü bölüm imar işleridir. Bundan dolayı Belediye Başkan Yardımcısı Recep Eraydın’ın Çetin Yüce ile yapmış olduğu bu ortaklığı etik bulmuyorum. Kendisi ya belediye başkan yardımcılığını ya da müteahhitliği tercih edecek. İkisinin bir arada olması söz konusu olamaz” dedi.

Eraydın’ın ayıbı
Aynı iş kolunda iştigal eden 3 kişinin öz kaynaklarını birleştirerek istihdama yönelik bir iş kurmasının ticari bir açıdan bir kazanç olduğunu açıklayan MHP Bandırma İlçe Başkanı Adnan Tuksal, “ancak bu şirket siyasi güçlerini kullanarak haksız rekabet ortamı oluşturuyorsa bu doğru değildir” dedi.

Çuvalladılar
Başkan Yardımcısı Eraydın’ın Meclis toplantısında Çetin Yüce ile ortak olmadığını açıklamasının ardından 2 gün sonra ortaklıklarının belgelenmesiyle adeta çuvalladığını kaydeden Tuksal devamında şunları söyledi “O kendisinin ayıbıdır. Stratejik bir hata yaptı. Eraydın Çetin Yüce ile ortaksa bunu çıkıp Meclis gündeminde medeni cesaretini kullanarak açıklamalıydı. Bunun açıklanmamış ve inkar edilmiş olması kurulan şirketin rant üzerine kurulduğunu ortaya koymaktadır. Eraydın kafalardaki soru işaretlerinin ortadan kalkması için üzerine düşeni yapmalıdır”

Bana değil belediyeye baksınlar..!

Son günlerin tartışılan ismi Çetin Yüce konuştu. Yüce, “Gitsinler, belediyenin yaptığı işler eksik mi? tamam mı? onları takip etsinler… Benimle uğraşmasınlar. Bu memlekette kimse kimseye öyle bedava iş yaptırmaz.” dedi.

İlkhaber/13.03.2007 – Yüce, odun depolarının olduğu arsanın sahipleriyle görüşme yaptıklarını ancak yüzde konusunda anlaşamadıklarını söylerken, bu yerlerin sonraki akibetleri içinse, ”İTÜ’ye yaptırılan planlar bu yönetim döneminde değil Ünlü döneminde yaptırıldı ve işim gereği takip ediyorum, çoğu yer sahibi yerinin yeşil alan olup olmadığını bilmiyor, vatandaşın imara açık arsası yeşil alan olmuşsa gider yasal itirazda bulunur, kabul edilir ya da edilmez…” dedi.

Başkan yardımcısı Recep Eraydın’dan resmi muhataplığının olmadığının ısrarla altını çizen Çetin Yüce şunları kaydetti: “Kardeşim, ben yanlış bir şey yaptıysam bu memleketin hakimi vardır, savcısı vardır, onlar buna karar verir, yani, bu memlekette kimse kimseye öyle bedava iş yaptırmaz. Gitsinler, belediyenin yaptığı işler eksik mi tamam mı onları takip etsinler…”

Yüce, Adliye Lojmanlarının satışına da konu olan Paşa Konakları adıyla bilinen arsa üzerindeki yapılaşmanın iki blok mu yoksa dört blok mu olduğu konusunda ve sonradan yeşil alana dönüşen bazı arsaların sahipleriyle yapılan görüşmelere ise açıklık getirmedi.

Öztaylan’ı Yaralar..!

Bandırma Belediye Başkan Yardımcısı Recep Eraydın’ın Belediye Meclis toplantısında Çetin Yüce ile ortak olmadığını açıklamasına rağmen bu açıklamanın 2 gün sonrasında RSC isimli bir şirkette ortaklıklarının çıkması kamuoyu tarafından tepkiyle karşılandı.

İlkhaber/13.03.2007 – Bandırma Belediye Başkan Yardımcısı Recep Eraydın’ın Çetin Yüce ile ortaklığının bulunmadığını açıklamasına rağmen geçen 2 gün zarfında Yüce ile ortaklığının çıkmasının gözlerin yerel yönetime çevrilmesine neden olduğunu açıklayan Anap İlçe Başkanı Orhan Tunç, bu tür oluşumlar bu güne kadar dürüst kişiliğiyle bilinen Bandırma Belediye Başkanı Cemal Öztaylan’ı da yaralar” dedi.

Öztaylan’ın bu tür iddiaların üzerine titizlikle gitmesi gerektiğini vurgulayan Tunç devamında şunları söyledi: “Kamuoyu bu konuda aydınlatılmalıdır. Eraydın’ın ve Çetin Yüce’nin basın kuruluşlarına yapmış olduğu çelişkili ifadeler kafaların karıştırmıştır. Belgeler ortak diyor, onlar hayır biz ortak değiliz diyorlar. Devletin dili belgedir. Buna rağmen hala inkar etmenin hiçbir anlamı yoktur”

Öte yandan gelişmelerle ilgili dün akşam olağanüstü toplanan Cumhuriyet Halk Partisi Bandırma İlçe Yönetimi Bandırma Belediyesindeki gelişmelerle ilgili bir durum değerlendirmesi yapacak. Buradan çıkacak ortak karar düzenlenecek bir basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşılacak.

cetin-yuce.jpgİki blok, tek blok (!?) Yerel yönetim ile ilgili tartışmaların ve iddiaların odağında yer alan Çetin Yüce, SONKURŞUN’a konuştu: İki blok, tek blok (!?)Bandırma’nın uzun bir süredir gündeminde çeşitli iddialarla yer alan Yüce İnşaat’ın Sahibi Çetin Yüce ile söyleştik.
Yüce, yerel yönetimle ve iddialarla birlikte anılmaktan rahatsız. Yüce ile yaptığımız söyleşiyi ‘YORUMSUZ’ okurlarımızın bilgisine ve takdirine sunuyoruz..

Öncelikle okurlarımıza kendinizi tanıtır mısınız?
Bandırma’ya ben 1989 yılında geldim.1991 yılında inşaat işina başladım ve o yıldan bugüne yaklaşık on beş bina yaptım ve hala da yapmaktayım.

Sizin siyasetle olan ilişkiniz 28 Mart yerel seçimleri öncesi AKP ile mi başladı?

Ben, yerel seçimler öncesi AKP üyesi bile değildim. Seçime bier ay kala falan AKP’ye üye oldum. Cemal Öztaylan’ın belediye başkan adayı olmasından sonra tabii ki partide belli huzursuzluklar yaşandı. İster istemez herkes adaylık için bir yarış yaptı ama bu yarış sonunda bir kişi galip gelir ve herkes bu kişiyi destekler. Biz destekledik ve devam ettik. O süreçte ben de belediye meclis üyeliğine aday oldum,olmadı. Olmadığı diye kimse ile sürtüşmedik. Çünkü, daha iyileri geldi, yapıyor. Tabii ki, şu anda daha iyi yapıyorlar yapmıyorlar bilemem.Benim AKP ile ilişkim böyle oldu. Bu ilişki içersinde bazı arkadaşlarla diyaloğumuz devam etti.

Ancak, şu hep konuşuldu. Senin Cemal Öztaylan’ın başkan adaylığını desteklemediğin ve bir başka başkan adayını desteklediğin..

O dönem Öztaylan’ı ben desteklesem ne olur desteklemesem ne olur.Benim parti içinde bir yetkim yoktu ki.Tabii ben Cemal Öztaylan’ı aday olduktan sonra tanıdım.Tabii Cemal Öztaylan için parti içinde ve dışında farklı söylemler oldu ama ben bunlara pek bakmadım. Düşündüm danıştım ve kısa bir süre içinde Cemal Öztaylan’ı destekleme kararı aldım.

Seçimler sonrası kamuoyunda en çok konuşulan sizin Recep Eraydın ile dostluğunuz oldu.

İşte, Eraydın’ın odasından çıkmıyor, birlikte iş yapıyorlar, ortaklar denildi..Yani bu dostluğunuz ranta ve rant paylaşımına açık, ihale kovalayan bir dostluk muydu?
Ben bugüne kadar belediyeden bir tane bile ihale almadım. Benim belediye ile ilişkim sadece belediyenin bazı inşaatları ile ilgili bir- iki tane usta verdim.

Hangi inşaatlar bunlar?

Bilemiyorum. Benden usta istediler bende gönderdim. İtfaiye binası yaptılar, mezarlık yaptılar ama ustalarımı nerelerde kullandılar bilemiyorum. Bu da herşeyden önce bir vatandaşlık görevi.Bizimde belediyemize bir yardımımız olsun istedik ve böyle bir yardımda bulunduk.

Eraydın ile dostluğunuz nasıl gelişti?

Eraydın’la sonuçta aynı mesleği yapıyoruz. Yani bu önceden gelen bir dostluktu ve halen de devam ediyor.

Peki, kamuoyunda sürekli tartışılıyor. Sizin Eraydın ile ortak olduğunuz iddia ediliyor. Aranızda ticari bir ortaklık var mı?

Benim Recep Eraydın ile ticari bir ortaklığım yok. Dileyen Vergi Dairesine, Ticaret Odası’na gider ya da nereden öğrenmek istiyorsa oradan öğrenir, benim hiç kimse ile ortaklığım yok. Benim bir tane ortağım var o da eşim. İnsanlar yakıştırıyor, evet yakıştırabilirler. İt ürür kervan yürür. Bugüne kadar söylenip gidiyor bu. Mart Meclis oturumunda Recep Bey açıklamasını yaptı bunun. Buna rağmen hala iddia eden var ise buyursun ilgili kurumlar nezdinde araştırsın.

Ancak, ortaklıktan şu kastediliyor. Bu ortaklığın resmi olmadığı iddia ediliyor. Diyelim ki, sizin bir yerde 20 dairelik işiniz var ve bu binanın 10 dairesi Recep Bey’in..Ama resmiyette bu daireler sizin üzerinize görünüyor.

Kesinlikle böyle bir şey yok. İftiradan başka hiçbir şey değil.

Peki, neden ve niçin Çetin Yüce ismi kamuoyunun, siyasi partilerin gündemine giriyor.?

Bunu bende anlayamadım. Birileri siyasette malzeme arıyordu ve bizi buldular. Konuları döndürüp döndürüp Çetin Yüce’de bitiriyorlar işi. Çetin Yüce bitince yarın bir başkasını bulacaklar.

Sonuçta bu olaylar sizin Eraydın ile dostluğunuzu etkilemedi mi?

Eraydın ile kendimizden emin olduğumuz için bizlerin dostluğunu etkileyebilecek ortada hiçbir şey yok. Ben kendimden eminim. Recep Bey da kendisinden emin. Yazılıp çizilenlerden kuşkusuz huzursuz oluyorsun ama ne yapacaksın? Ya yargıya gideceksin ya susacaksın ya da it ürür kervan yürür deyip geçeceksin.

Sizin belli arsa sahipleri ile ticari olarak görüştüğünüz ve yerlerini almak için arsa sahiplerine, ‘yeriniz kültür merkezi olacak’, ‘yeşil alan olacak’ diye tehdit ettiğiniz ve anlaşamadığınız yer sahiplerinin yerlerinin gerçekten bu amaçla imara işlenmesinin konu olduğu da iddia ediliyor.

Bunlar ciddi bir şekilde yalan. Bahsettikleri yer sahiplerinin yeri bellio yerlerin sahipleri de belli. Örneğin, bir oduncu olarak kullanılan bir yer var. Oranın sahibi belli. Bana takriben 1 veya 1.5 sene önce yurt dışından bir vatandaş geldi, söz edilen yerle ilgili. Benim yerim var, yapar mısın, dedi. Baktık, yaparız şunu veririz, dedik. Biz %30 dedik, o hayır ben %35 istiyorum, dedi. Başkaları ile de görüşmüş, anlaşamadık. Aradan 1- 1.5 sene geçti. Bu arsanın yerinin yeşil alan olup olmayacağını biliyorum tabii ki. İTÜ’ye yaptırılan planlar bu yönetim döneminde değil Ünlü döneminde yaptırıldı ve işim gereği takip ediyorum.

Çoğu yer sahibi yerinin yeşil alan olup olmadığını bilmiyor. Vatandaşın imara açık arsası yeşil alan olmuşsa gider yasal itirazında bulunur, kabul edilir ya da edilmez. Ama benim yeşil alansa ne kaldırma yetkim var ne de imare açık yeri yeşil alan yapma,yaptırtma yetkim var. Böyle bir şey olmaz, olamaz da zaten.Yer sahibi orada. Ben orasını yapsam ne olur yapmasam ne olur. Kiracı olan oduncu oradan çıkmamak için ortaya böylesi iddialar atıp, milletvekili Sedat Pekel’i aramış.Öğrendiğim konunun özeti bu.

Bir de Sabri Külcü’nün kayınvaldesinin yeri konu oldu.

Sabri K. orada ve kendisi ile görüşebilirsiniz. O da aynı, yaklaşık 1-1.5 sene önce geldiler, yerimiz var yapar mısın dediler. Yaparız dedik. O yer de imara açık bir yerdi. O arsanın yeşil alan olması bu planların onaylanmasına yakın bir zamanda gerçekleşti. Sabri K. de yer sahipleri yakın akrabaları olduğu için yapmak istemediğini, problem çıkacağını söyledi ve yapar mısın, dedi. Yaparız, dedik.Geldiler ama anlaşamadık onlarla. Başka bir şey yok. Ben kimse ile görüşemem mi, görüşüm. Benim doğal hakkım bu ve bu iş benim mesleğim.

Başkan Öztaylan, bu konularla ilgili sizinle görüştü mü..? Bunlar konuşuluyor, aslı astarı nedir, diye..?

Cemal ağabey ile ben çok sık görüşen biri değilim. Ayda bir denk gelirse görüşürüz. Bu konularla ilgili Cemal ağabey beni çağırmadı. Ben sadece olaydan iki gün önce dışarda gördüm kendisini ve böyle böyle dedikodular ortaya atıldı,benim böyle bir şeyle alakam yok, dedim. Çünkü, Cemal ağabeyin ismi de telafuz edildi bu işlerde ve ister istemez kendisi de rahatsız olmuştur. Gittim kendisine ve durumu anlattım.

Kamuoyunda en çok tartışılan olaylardan biri de Hakim ve Savcılara alınan lojman olayı.. Bu süreç nasıl başladı.?

Şimdi Adliye lojmanları ile ilgili yaklaşık 7-8 ay önce bir duyum aldık. Ben de bir teklif hazırladım, Bandırma Cumhuriyet Savcılığı’na bu teklifimi verdim. Aynı dönemde başkaları da tekliflerini verdi. Alım sürecine yakın, 2006’nın 10. ya da 11. ayında bu işin sonuçlanacağını da duydum. Biz internetten takip ediyoruz tabii ki işimiz gereği. Bu takip sürecinde Mehmet Bey’in dosyasının gündeme geldiğini, bizim dosyamızın kaldırıldığını yada hiç gündeme gelmediğini öğrendim. Benzer işleri yapmış,daha önce hakim ve savcılara lojman vermiş arkadaşlarım da var dışardan. Bu arkadaşlarımdan da bilgi alıp, bu doğrultu da Ankara’ya gittim. Bu benim doğal hakkım..

Şunu sormak istiyorum. Siz ilk teklifinizi verdiğinizde fiyat teklifinde de bulunmadınız mı?

Tabii ki verdim.

Sonra..?

Sonra bu dosyanın gündeme gelmediğini öğrendim. Bakanlığa gittiğimde bu dosyanın gündemlerine hiç gelmediğini söylediler. Aslında dosya gitmiş ama dosyaya kimse bakmamış. Bir tek Mehmet Bey’in teklifi var. Verdiğiniz dosyada fiyat ne kadar belirtseniz de bir yer ihaleye çıkar, 1 milyardan 10 milyara kadar gider. 1.ihalede kimse almaz 2.ihalede yer 8 milyara düşer. Yani ne kadar da fiyat belirtseniz olay pazarlık usulüdür. Oturursun, 150 milyar yazarsın 200 milyar yazarsın..Kim işine ne geliyorsa onu yazar..

Şimdi burada anlaşılamayan yanlar var. Siz doğrudan Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı değil de neden ve niçin Ankara’ya ve Adalet Bakanlığı’na gittiniz.? Ankara’dan ve Bakanlıktan olaya müdahale etmenizin ana nedeni ne? Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı’na gittiniz de, istediğiniz yanıtı mı alamadınız?

Gitmedim değil, gittim. Bana, biz sizin teklifinizi Ankara’ya gönderdik, kararı Ankara verecek ve sizi de çağıracaklar, dediler. Ama ben çağırılmadım ve bunun için Ankara’ya gittim.

Bu noktada Ankara’ya gittiniz..

Evet.

Teklifleriniz alınmış ve Ankara’ya gönderilmiş. Ankara’da Güçlendirme Vakfı, teklifleri incelemiş ve demiş ki, Mehmet Bey’in teklifi kabul edildi, bu binayı alıyoruz..Bu karar Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletilmiş. Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı da Mehmet Bey’e ‘alındı’ kararını tebliğ etmiş. Şimdi, siz bu nokta da Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı’na gitseniz, bu karar size de söylenecek.Atlayıp, Bakanlığa neden gidiyorsunuz?

Engin Bey, daha ‘alındı’ yazısı Bandırma’ya gelmeden ben Ankara’ya gittim.Yazıyı postaya veriyorlar,postadan gelmesi 1 hafta ya da üç-beş gün.Ben bu süre içinde Bakanlığa gittim. Ayrıca, bu yazının Bandırma Cumhuriyet Savcılığı’na gelmiş olması bu işin bittiği anlamına gelmez. Süreç işliyor. Daha eksper gelecek,değer biçecek.Pazarlık devam edecek.

Bir dakika..Teklif sürecinde Bandırma’ya Güçlendirme Vakfı’ndan eksper yada teknik elemanlar gelmiş. Teklif edilen yerleri inceleyip, fiyat araştırması yapmış. Ayrıca, Mehmet Beye ‘alındı’ dendikten sonra da Bandırma’ya eksper gelmiş..

Geldik, dediler. Bizim dosyamız ya orada gündeme alınmadı yada farklı şeyler oldu, bazı şeyler yanlış anlaşıldı. Benim yerim için burası halen başlamamış denmiş.. Hatta boş yer gösterildiği söylendi..Doğruluğunu bilmiyorum.Onun için benim teklifimi hiç gündeme almamışlar.

Gelmişler de, sizin yeriniz için böylesi bir inşaat yok mu demişler?

İnşaatın yeni başlayacağını biliyorlarmış.

Sizin binanızın kabası bitmişti..

Bilmiyorlar.. Biz teklifimizi verdik ama teklifimizde yerimizle ilgili ‘halen inşaatı devam ediyor’ ibaresini belirtmemişiz.Bizim hatamız bu. Sorun bundan kaynaklandı.Ben resimlerini çektim, Bakanlığa götürdüm. İnşaatım şu durumdadır ve şu sene ,şu zamanda teslim ederim, dedim.Benimle pazarlık etmek isterseniz edersiniz etmezseniz istediğiniz yerden alırsınız, edim. Bu benim doğal hakkım,çünkü daha önce teklif vermişim.

Siz Ankara’da Adalet Bakanlığı nezdinde mi girişimde bulundunuz..?

Hayır..Direk bizzat kendim gittim,müsteşar ile görüştüm.

Bir dakika..Siz Ankara’ya Bakanlığa gidip, müsteşarla görüşüp, ben bir teklif verdim,şu oldu bu oldu, benim teklifim değerlendirilmedi demediniz mi..?

Tabii gittim,Adaleti Güçlendirme Vakfı Başkanlığı’na çıktım. Oradan Bakanlık müsteşarına yönlendirdiler beni.Müsteşar alınacağını biliyordu ama olayın teknik yönünü bilmiyordu. Çağıralık görüşelim, dedi. Çağırdılar, görüşüldü ve sonra bizim dosyamız bulundu. Müsteşar da, burada 2.bir teklif var ise, biz burada tüyü bitmemiş yetimin hakkını yediremeyiz, kardeşim ver teklifini dedi.Değerlendirilsin, uygun olan belirlensin, dedi. Bana 20 gün sonra Bandırma Cumhuriyet Savcılığı’ndan bilgi geldi, sizin teklifiniz kabul edildi, dendi.Eksper gelecek, değer biçeçek. Fiyatlar uyuyorsa bu iş sizde kalacak, dendi. Verdiğim rakam da belli. Gidip, bir inşaata birde verdiğim fiyata baksınlar, aradaki farkla ben rant mı sağlamışım devlete bedava mal mı vermişim ona göre karar versinler.

Ben bunu da anlayamıyorum. Ben aslında bu daireleri zararına verdim, diyorsunuz. Normal koşullarda satsam daha yüksek fiyata satardım,dediniz. Ben neden o zaman verdiniz dediğimde de, “gücüme gitti gelişmeler” dediniz. Gücünüze giden, onurunuzu zedeleyen ne idi?

Onuruma gitti demem ben ama gücüme gitti demişimdir. Çünkü, ortada iki dosya varsa ikisinin de değerlendirilmesi gerekirdi. O değerlendirilmedi. Neden değerlendirilmedi bilemem. Buna istinaden gücüme gitti. 50 iş yaparsınız birinden de zarar edersiniz yada para da kazanmazsınız. Devletimize 28 tane daire yapmışız,para kazanmamışız çok mu?

Bir de 3 dükkan var..Hakim ve Savcılar dükkanları ne yapacak?

Bloğun altında 3 dükkan var. Çünkü,o bloğun altındaki dükkanları bir başka şahıs alsın istemedik. Bloğun komple kendilerine ait olmasını istediler. Bildiğim kadarı ile dükkanları kendilerine lokal yapacaklar.

Hakim ve Savcılara verdiğiniz blokta dairelerin bazılarını satmışsınız. Şimdi bu ihaleden sonra da sattığınız daire sahipleri ile sorun yaşamışsınız.

Bu blokta benim arsa sahiplerinin daireleri vardı ve biz onlarla zaten anlaşıyoruz. Sorun yok. Bir sattığım daire vardı, onunda sözleşmesinde sattığım dairenin illa ki o bloktan olması gibi bir kayıt yoktu. Onlarla da anlaştık.

Şimdi, Paşakonakları ile ilgili farklı şeylerde tartışıldı kamuoyunda. Yaptığınız bloklar bitişi mi ayrık nizam mı?

Bitişik nizam diye bir şey yok. Bu işi bizden daha iyi bilen inşaat mühendisleri, mimarlar odası,belediyede imar işleri müdürü,harita mühendisleri var. Onlara sorun. İmar durumu doğru mu yanlış mı, gidip onlara sorsunlar.Ben iki tane bloğu yanyana yapabilirim. Buna kimse karışamaz yani.

Bu bloklar ayrık mı bitişik nizam mı?
Ayrık nizam tabii ama orada birleştirebiliyorsun binaları. Orada bir problem yok. Nasıl bir imar durumu aldıysam, aynısını yaptım.

Yani bu bloklar ayrık nizama göre yapılmış..?
Şu anda bu bloklar köşe noktalarından birleştirilmiş.Yani tek blok gözüküyor onlar.Bitişik nizam değil. Zaten ‘A-1’, ‘A-2’..Ya da A-B-C-D diye blok yok orada.Tek blok gözüküyor. İki tane blok tek blok, diğer iki blokta tek blok gözüküyor.

Peki, iki bloğun tek blok olarak gözükmesi bitişik nizama girmiyor mu?
Hayır, niçin bitişik nizama girsin?

O zaman niçin biz iki blok tek blok diyoruz.?
Yani, iki bloğu tek blok olarak telafuz ediyoruz dediğimiz vakit orada şimdi dört blok var. Mimari olarak dört blok gözüküyor ama resmi imar planına baktığınız zaman, imar planında gösterir zaten iki blok tek blok olarak çıkıyor.

Siz bu inşaata başlardığınız zaman imar tadilatına falan gittiniz mi..?

Bir tek otoparkla ilgili yaptık. Bir tek otopark ilave ettik ve onun tadilatını yaptık.Şimdi, bu bloklar ayrık nizam değil tabii ki köşelerinden birleşiyor ama tek blok sonuçta. Ayrı ayrı blok değil.

Vatandaşında dediği şey şu. Normal anlamda her blok ayrık nizama göre inşaa edilmiş ve bitişik nizam değil.Ama bu bir şekilde birleştirilmiş, her iki bloğun arasında en az 6 metre mesafe olması gerekiyor. Ayrıca bu bloklar kendi başına tek blok olarak kabul edildiğinde 18/1 uygulaması çerçevesinde her bloğa %35 bahçe payı vermeniz gerekiyor.

Orada %35 diye bir şey yok.Orada katsayı var.Arsa alanının tamamının %2’sini yaparsın. Orada iki katın ne kadar yeri var, 6910 mt2 yer var. Bunu 2 ile çarparsınız, ne yapar: 16 bin 500 metre,17 bin metre..Bu kadar inşaat yaparsın oraya. Burada % 35 yok.

Bu alanda 18/1 uygulaması çerçevesinde % 35 yok mu..?

Hayır, yok. Gidin bakın. Ayrıca %35 dışına çıkmışım diye de bir şey yok. Bana 16 bin metre 2 inşaat yaparsın denmiş, ben de 16 bin metre 2 inşaat yapmışım.

Şimdi bu imar mevzuatına göre bitişik nizam mı ayrık nizam mı?

Bu şu anda tek blok. Mimari açıdan isteyen bitişik nizam algılar isterse ayrık nizam olarak algılar. Yani bir blok olur, o bloğun bir girişi de olur iki girişi de olur.Sonuçta bir blok bu.

İki blok tek blok yani..

Tabii..’A Blok’, A blok..’B Blok’ B blok..Sen bunu istediğin yere çek. İsten bitişik de ister ayrık nizam de..Ne dersen de..Bu beni ırgalamaz. Benim imar durumum budur ve ben bunu uyguladım. Bahçe sınırlarını koruduğunuz sürece yapacağınız binayı nasıl isterseniz öyle yaparsınız. Bunu gitsinler makamlardan, kurumlardan öğrensinler. Başka ne diyeyim..?

Yani burada iki blok gözüküyor ama bu tek blok diyorsunuz. Ne oluyor iki blok tek blok..!?
Görsel olarak iki blok gözüküyor. Bu algı ile ilgili bir sorun.

Burada 18 uygulaması yok diyorsunuz..?

Burada 18/1 uygulaması var, yok değil..Var da burada imar durumu farklı. Burada kat payı var. %35 yok burada. Paşabayır’ın bazı yerlerinde %35 vardır, bazı yerlerinde kat payı vardır. Katsayı da şudur. İnşaat metre 2’sinin 1.40 idi bazı yerlerde bazı yerlerde 1.60’dır, bazı yerlerde 2’dir.. Burası imar paftasında da ticaret gözüküyor ondan dolayı altlarına dükkan yaptım.

Vatandaş bu alanı 18/1 uygulama kapsamında gördüğü için %35 bahçe payından söz ediyor.

% 35 değil, benim orada aşağı yukarı bahçe payım % 70’in üstünde şu anda.Ben buranın tabanda % 25’ini kullandım. Burada bir rant da yok, yer de benim değil kat karşılığı anlaşmışım.

Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Bu tartışmalardan tabii ki üzülüyorum. Bu memleketin konuşulacak, tartışılacak başka sorunları yok mu? Çetin Yüce şunu yapmış bunu yapmış.. Kardeşim, Çetin Yüce yanlış bir şey yapmışsa bu memleketin hakimi vardır,savcısı vardır.Onlar buna karar verir. Yani bu memlekette kimse kimseye öyle bedava iş yaptırtmaz. Gitsinler belediyenin yaptığı işler eksik mi tamam mı onları takip etsinler. Yoksa benimle ilgili iddiaları ortaya atanların amaçları ne, bunu çözemiyorum. Haftasonu olduğunda en az 3-5 bin aile kent dışına çıkıyor.Yazık değil mi? Gitsinler, bunları takip etsinler.Bu insanları hafta sonları kent dışına göndermeyelim..Bursa’ya İstanbul’a bu kadar insan ayda 3-5 trilyon para bırakıyor.Bu paraları Bandırma’da nasıl bıraktırırız bunların hesabının peşinde olsunlar.

Hakim ve Savcılara lojman alımında siyasi müdahale oldu mu..? Yerel yönetim bu olaya dahil oldu mu?

Kesinlikle böyle bir şey yok.

Sizin bilginiz dışında olmuş olabilir mi?

Bunu ben bilemem. Ben kendi işimi kendim kotarırım.

Engin ARICAN

Eraydın’a İstifa çağrısı..!

CHP Bandırma İlçe Teşkilatı basın toplantısı düzenleyerek Belediye Başkan Yardımcısı Recep Eraydın’ı istifaya davet etti. Başkan Vekili İsmail Göksoy, Eraydın’ın verdiği yalan beyanla kamuoyunu yanlış bilgilendirdiğini ve bu görevinden istifa etmesi gerektiğini açıkladı. İstifa çağrısı kararının, partinin grup toplantısında alındığı öğrenildi.Basın toplantısına CHP Belediye meclis üyeleri Necdet Ceyhan, İbrahim Engin, Yalçın Cömert, Yaşar Kırbıyık katılırken, Namık Havutça ve Mustafa Öz şehir dışında olmaları nedeniyle toplantıda bulunmadılar. İstifa çağrısının, partinin grup toplantısında alındığı öğrenildi.

Ortaklıkları belgelenmiştir
Cumhuriyet Halk Partisi Bandırma İlçe Başkan Vekili İsmail Göksoy, yaptığı açıklamada, “6 Mart 2007 tarihinde yapılan olağan meclis toplantısında konuşan Belediye Başkan Yardımcısı Recep Eraydın Çetin Yüce ile ortaklıkları konusunu sert bir şekilde cevaplayarak böyle bir ortaklığın olmadığını beyan etmiştir. Aynı şekilde Çetin Yüce’de böyle bir ortaklığın varlığını yalanlayarak iddiaların vergi dairesi kayıtları ve Ticaret Odası kayıtlarına bakılarak belgeye dayandırılması gerektiğine işaret etmiştir. Ancak Ticaret Odası kayıtlarından alınan belge ile RSC adlı şirket ile bu ortaklığın varlığı belgelenmiştir” dedi.

Kamu vicdanı yaralanmaktadır
Belediye Başkan Yardımcılığı konumunda kamu hizmeti veren Eraydın’ın kamuya yalan beyanda bulunduğunu dile getiren Göksoy, bu konumda bulunan Eraydın’ın kamuoyunu yanıltmaya hakkı yoktur. Bundan sonar ki görevi ile ilgili beyanlarının kamuoyunda gerçeklik payındaki şüphe kamu vicdanını rahatsız edecektir. Kamu vicdanının daha fazla aşındırılmaması için Eraydın’ın başkan yardımcılığı görevinden istifa etmesi gerekmektedir. Kendisini istifa etmeye çağırıyoruz’ diye konuştu.

Diğer partilerden de istifa çağrısı
Geçtiğimiz günlerde konuyla ilgili gazetemize açıklamada bulunan DSP, MHP ve ANAP İlçe Başkanları Eraydın’ın Bandırma Belediye Başkan Yardımcılığı görevinden istifa etmesi gerektiğini, etmemesi durumunda müteahhitliği bırakması gerektiğini dile getirmişlerdi.
Haber ve Fotoğraflar: Mehmet Tosun İlkHaber 14-Mart-2007


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox ya da Microsoft Internet Explorer 7 ve üstü sürümlerde çalışır. Internet Explorer 6 kullanıyorsanız lütfen sürüm yükseltin.