Bugüne kadar basın ile yerel yönetim ve yerel yöneticiler ilişkisi üzerine bir çok makale yazdım. Bu alan genelde sorunlu ama karşılıklı ciddi sorumluluklar gerektiren bir alandır.
Sorunlu ama sorumluluk
gerektiren bir alan.!
Sorunludur. Çünkü, yerel yöneciler, genel olarak iktidara gelmeleri sonrasında iktidarları açısından sorunsuz bir sürecin işlemesini isterler.
Bunun yolu ise, genel olarak ikili bir yöntemle kendisini dışa vurur.
“Besleme basın”..!
Birincisi, beldelerindeki basın ve yayın organlarını “içeri” çekerek, etkisizleştirirler. Bunda izlenen genel yöntem, basının ve basın çalışanlarının maddi anlamda “destek” adı altında, beslenmesidir ki, böylesi basın organlarına ya da çalışanlarına “besleme basın” adı verilir.
İktidar partisine ve yerel iktidara karşı muhalefet partileri ve temsilcileri ne söylerse söylesinler, anlamsızdır. Çünkü, genelde “besleme basın” için muhalefet yoktur, iktidar vardır.
Bu durum, günümüzde yaygın ve baskın olandır. Balıkesir merkez dahil, Güney Marmara’da da basın ve yayın organlarının, çalışanlarının temel sorunu “besleme basın” faktörünün hızla yaygınlaşması ve güçlenmesidir.
Sürecin sıkıntılı olan yanlarından biri bu “içeriye çekme” olayına direnerek, basın ahlak ve meslek ilkeleri çerçevesinde basın ve yayıncılık görevini yerine getirmeye çalışanlarda gözlemlenir.
Yaşanan süreç, bu basın kurumlarını ve çalışanlarını fazlasıyla mağdur eder ve bir anlamda ticari olarak da haksız rekabetin kapılarını açar. Siz, “içeri” girmeyi reddettiğiniz için aboneleriniz kesilir, reklam verdirilmemeye çalışılır ve “kötü” ilan edilirsiniz. Dolayısıyla, “direnen” için bir yaşam mücadelesi başlar ve bu, kolay bir süreç değildir. Çünkü, bir tarafa sunulan “ballı börek” olurken, diğer tarafa “kapının kolu” gösterilir.
“Düzen” kurulması..!
İkincisi, yine aynı şekilde iktidar olanların bu kez, “biz bunlara niye veriyoruz ki” anlayışıyla öne çıkarttıkları, basın ve yayıncılık sektörüne “fiilen” girme sürecidir.
Hesaplar kitaplar, bölmeler çarpmalar yapılır ve “bir anda “ kollar sıvanarak, “düzen” kurulmaya çalışılır.
“Düzen” sözcüğünü bilinçli kullanıyorum. Çünkü, yaşanan olay, doğal bir ticari faaliyet değil, aslında “düzen” kurmaktır. Bunun için öncelikle bir gazetenin çıkması için gerekli olan matbaa donanımının alınmasına yönelik arayışlar başlatılırken, öte yandan bu iş için gerekli finans kaynağı “ayar” edilmeye çalışılır. Olayın “finans ayağı”nda genelde sorun yaşanmaz. Çünkü, iktidarın da her daim ve her zaman “beslemeleri” çoktur ve bu işlerin gönüllüleri genelde belediyeye iş yapan ya da yapmaya kararlı taşeronlar ve müteahhitlerdir. Olmadı, belediyenin örtülü ya da örtüsüz finans kaynaklarıdır.
Çengisiz düğün olmaz, derler…Bu olayların çengicisi, “ilişkili” gazetecilerdir. Genelde sunulan “parasal olanaklarla” , görünürde işin başına bu “çengiler” getirilir, olay maskelenerek, “düzen”in işlemesi için düğmeye basılır.
Peki, amaçlanan ne olabilir ki !?
Bu olayında amaç noktasında ikili yönü vardır.
Birincisi, siyasi rant.
İkincisi, ekonomik rant.
“Siyasi rant” ve gazetecilik..
Olayın, “siyasi rant” boyutunun gerçekleştirilmesi çıkartılacak olan gazetenin sağlayacağı kamuoyu gücü ile doğrudan ilişkilidir. Onun için, “işin başına getirilecek “çengi”nin basın anlamında mesleki bilgi ve deneyiminin iyi olması özellikle gözetilir. Bu hem olayın perde arkasının maskelenmesine yarar hem de izlenecek yayın politikasında sergilenecek “başarı” ile siyasi anlamda kamuoyunun daha rahat yönlendirilmesinin zemini hazırlanır.
Böylece, bir yandan muhalefet dizginlenerek, etkisizleştirilirken öte yandan perde arkasındaki “güç”ün kent yaşamında, parti içersinde konumu ve pazarlık gücü arttırılır.
“Ekonomik rant”, gazete ve siyaset
Eğer ki siyasetçi “Ben gazete kuracağım, belirleyici olacağım” dediği noktada, hele ki iktidarsa, olayın, “ekonomik rant” boyutu birincisi kadar dehşet vericidir. Bu manada, yerel ya da bölgesel bazda kamuoyu yaratma ve yönlendirme gücünü elinde bulunduran “grup” ya da “kişi”, her türlü ekonomik kaynağa rahatlıkla ulaşacak, kullanacak, paylaştıracak ama en önemlisi YAĞMALAYACAKTIR…
Organizasyonun bu alandaki etkinliği siyasi ve ekonomik rant boyutu ile gerçekte “ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ” kapsamında değerlendirilebilir ve yasal olarak böyle de tanımlanabilir.
Bilinir ama dillendirilmez..!
Bilindiği gibi, örneğin, basın yayın yaşamımızda bugüne kadar üstlenmiş olduğum sorumlulukların dışında mesleki kuruluşumuz olan Güney Marmara Gazeteciler Cemiyeti’nin de fiilen başkanlığını yürüttüğüm ve yıllarca çeşitli kademelerinde bir çok sorumluluk aldığım için makalemde basın ve yayıncılık sektörü ile ilgili dikkat çektiğim bu konular, bana hiç yabancı değil.
Ancak, genel anlamıyla herkes tarafından iyi kötü bilinmesine karşın, basın ve yayın yöneticileri, çalışanlarını bu gerçekleri ve sektörde oynanan bu oyunları dillendirmekten ve yazmaktan imtina eder. Dillendiren ve yazan da fazla sempati ile karşılanmaz. Çünkü, bu sistem, herkesin zamanı gelince bir şekilde “nemalanacağı” ve “nemalandığı” bir sistemdir.
O yönüyle de basın ve yayıncılık sektöründe “dirsek temasları” çok önemlidir.Çünkü, bugün dirsekleri temas içersinde olanların yarın nerelerinin temas edebileceğini kestirebilmek bile, ne yazık ki, güç olmaktadır.
İstanbul basını ve Anadolu basını
Kuşkusuz, basın ve yayın alanında bu farklı yeltenişlerin de nedenselliklerinin iyi irdelenmesi gerekiyor.
Birincisi, basın ve yayın sektöründe anlayış ve model sorunudur.
Anadolu basını, uzun yıllar İstanbul merkezli “yaygın basına” karşı, farklı bir anlayış ve modelle direndi.
Bu direniş de, Sedat Simavi’nin “kalemini kır ama satma” anlayışı rehber kılındı. Gelinen nokta da ise, bu anlayış, “kalemini kır, nasıl olsa yenisini alırlar” şeklinde değişmiş ve dönüşmüş durumda.
Değişim ve dönüşümün nedeni ise, özgür ve bağımsız, ulusal kimliğini gözeten bir basın ve yayıncılık anlayışını gözetemeyen Hükümetlerde ve dolayısıyla Devlet politikasında aranmalı. Paranın imparatorluğuna secde etmeyi iman edinmiş İstanbul basını, bu anlayış ile hızla tekelleşti ve basın, siyasi ve ekonomik rant sağlamanın, nüfus ticaretinin vazgeçilmez bir aracı haline dönüştü.
Bu mafyasal ekonomik ve siyasal sistemin sonucu Aradolu basınını da yerinden etti ve İstanbul basını, egemen basın anlayışı hızla Anadolu basınına da nüfus etti. Çünkü, paraya ve nüfus sahibi olmanın ve ulaşmanın yolu buradan geçiyor anlayışı öne çıktı.
Bu önemli..
Önemli, çünkü, toplumsal anlamda en büyük yanlışımız, bu olayın kişiselleştirilerek Ahmat’e Mehmet’e yorulmasıdır ki, bunun yaşanan gerçeklikle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.
Gönen ve GönenİLKHABER.!
Gönen, Türkiye’nin Güney Marmarasında şirin bir belde. Beldenin siyasal,sosyal hatta ekonomik yaşamına dikkat edilirse, çok hareketli olmadığı, tam tersi, statik bir yapıya sahip olduğu gözlemlenebilir.
Gönen İlkHABER, beldede basın yaşamına başladığı ilk günden bugüne beldenin hemen her alanında çıkarlarını gözetti. Bunu gözetirken de Gönen’in siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik dinamiklerini unutmamaya adeta imtina etti.
Peki, hiç mi eksik ve yanlışları olmadı?
Oldu hem de çok..Ama bu doğaldır. Çünkü, iş yapan insanlar, toplumsal yaşamda kendi alanlarında üreten insanlar eksik de yanlış da yapabilirler.
Burada basın ve yayıncılık anlamında esas olan şudur:
Olay ve olgulara karşı objektif ve pozitif anlamıyla eleştirel anlayış ve duruşunu koruyabildi mi?
Evet, Gönen İlkHABER, bunu başarabildi. Başarabildiği içindir ki, Gönen’in kapısını çalanlar kısa veya orta vadede çantasını alıp giderken, Gönen İLKHABER, belde ile kucaklaşabildi ve Gönen’in gazetesi; sesi ve kulağı oldu.
Herkes işini yapacak ve asli sorumluluğunu layıkıyla yerine getirecek. Bunun ötesinde Gönen’in sosyal yaşamındaki bir zorlamanın, farklı sıkıntılara ve sorunlara neden olacağına inanıyoruz.
Esen kalın..
Bu haberi yazdır
Sitemiz en iyi Mozilla Firefox ya da Microsoft Internet Explorer 7 ve üstü sürümlerde çalışır. Internet Explorer 6 kullanıyorsanız lütfen sürüm yükseltin.
Buğlaylı ve taştepe köyü arasında bulunan oraganize sanayi bölgesin bandırma ticaret odası başkanı Osman Kocaman bandırma organize sanayi bölgesin de mevcut 53 parselin sadıldığı söyledi ancak bu gönen sınırları içindedir gönen ticaret ve sanayi odaları bunun uydusumudur ki bu duruma bir müdahale gerçekleşmiyor oraganize sanayi bölgesi yazısını gönen postası nın yazısı üzerine indirdiler ancak gizliden gizliye buğdaylı ve paşaçiftlik köyünü bandırmaya geçirmege çalışıtılar gönen sınırları içinde olan organize sanayi bölgesi gönen organize sanayi bölgesi olarak ismi değiştirilmelidir.Balıkesir valiliği gönen kaymakamlığı bu yanlışlığın düzeltilmersini beklemekteğim balıkesir cumhuriyet başsavcılığı bilinçli olaraksınır ihlali yaptıkları için bandırma ticaret odası hakkında gerekli soruşturma açılmasını talep etmekteyim.Sayın ticaret bakanı Zafer Çağlayanbandırma ticaret odasına vermiş olduğu destek sözünü gönen ticaret oadasına vermesini ve gönen organize deri sanyi bölgesinin bir an önce faaliyete geçerek eski tabakanelerin yerini balçova termal tesislerinde olduğu gibi 5 yıldızlı oteller yapılarajk turizme kazandırılmalıdır. Balıkesir büyük şehir olduğu anda dağ ılıcası göen belediyesine geçeçektir buarayada şimdiden projeler geliştirilmelidir termal suyu çıkarma için balıkesir valiliği önemli çalışmalar sondojlar yaparak bol miktarda sıcak suya raslamıştır balıkesir valiliği gönen muratlar köyünde bulunan çırpı mevde bazı üniversiteler tarafından yapılan araştırmada kaplıca suyu olduğu rivayet edilmektedir mta tarafından sondaj yapılarak bu bölgeninde kaplıca turizmine kazandırılmalıdır gereğinin yapılmasını ilgililerden talep etmekteyim