ABD dünyanın tartışılmaz birinci süper gücü, yani ekonomisi en büyük olan devleti. Peki ikincisi kim? Pek çok alanda daha düne kadar ABD ile at başı yarışan Rusya, ikinciliğini çoktan Çin’e kaptırmış durumda.
Veriler 1994 yılından bugüne Çin’in % 5.4 oranında bir ekonomik büyüme kaydettiğini gösteriyor. Böylelikle de ikincilik koltuğuna yerleşmiş vaziyette.
Çin lideri Mao’nun halkını adam etmek, yaygın uyuşturucu illetinden kurtarmak amacıyla başlattığı bağımlı kıyımı; öyle bir kıyım ki şüphelilerin dahi yok edildiği; zaten yeterince fazla olan nüfusu, kalanlarla temiz bir Çin, anlayışı ile bir yerlere getirmişti. Bugün ise çalışan Çin halkı, topyekun kalkınarak dünyanın ikinci ekonomisine ulaştı.
Çin Halkının çalışkanlığı, boğaz tokluğuna çalışması, elbette ki büyümenin en önemli etkeni. Ucuz işçilik sayesinde dünya ülkeleri ihalelerini, özellikle inşaat sektörü ihalelerini, mahkum ve askerleri aylık 10 $ ücretle çalıştırarak, ucuz işçilikle kapmış olmalarını, nereden geldiği belli olmayan sars gribi ile diğer süper güçler durdurabildiler. Grip nedeniyle Çinli işçi çalıştırmaktan korkan ülkeler işlerin devamını başkalarına devrettiler.
Her nedense Çin ne zaman büyük bir adım atmaya kalkışsa başına bir şey geliyor. Azimle çalıştılar, hak ederek büyüdüler de, bana işin gerçeği pek öyle görünmüyor. Kontrollü olarak büyümeye verilen bir vize söz konusu diye düşünüyorum. İkinci süper ekonomiye sahip olmak da bu vizenin süre uzatımı.
Bu ikinci süper güç, öyle tasarlandı ki, hiçbir zaman birinci süper gücü tehdit edemeyecek şekilde. Aksine birinci süper, ikinci süperi tehdit eder konumda. Bugün Çin’in en büyük alıcısı ABD. Alışageldiğimiz, kuyruklu, uzun Amerikan arabaları bile çoktan yerini çekik göz görünümlü Çin arabalarına bıraktı. ABD, Çin’in ufak bir yaramazlığında, ithal ettiği Çin mallarına bir ambargo koyarsa, işte o zaman Çin fabrikaları iş yapamaz bir hale gelir. Ekonomik ikincilik, yerini bilmem kaçıncılığa bırakır.
Ekonomilerde dengenin, nüfusa olan oran ile değerlendirilmesinin ders notu olacak bir örneği. Bir başka örneklemede, komşumuz Yunanistan’ın az nüfus, çok gelir ile Avrupa’nın en refah ülkelerinden biri oluşu gibi.
Konu bir ders niteliğine bürünmüş olsa da gerçek böyle. Büyüyelim de neye göre büyüyelim?
Büyümenin bana faydası ne? Daha pek çok soruyu siz de üretebilirsiniz…..
Hoş kalın, esen kalın
Bu haberi yazdır
Sitemiz en iyi Mozilla Firefox ya da Microsoft Internet Explorer 7 ve üstü sürümlerde çalışır. Internet Explorer 6 kullanıyorsanız lütfen sürüm yükseltin.