İzak patron, Ahmet, Mehmet ırgat..! [T. Sürmelioğlu]

Posted by ilkhaber on Perşembe, Mayıs 28, 2009, 15:07
Bu Yazı Tarık Sürmelioğlu Kategorisinde ve 0 Yorum var.

tarıkBu işleri yalnızca yabancı sermaye mi yapabilir?.. Türkiye Cumhuriyeti’nin bu konuda geliştirebileceği ‘ulusal politikası’ olamaz mı? Yabancıya vere vere ‘yerli’ ve ‘kamu malı’ kabilinden bir şey bırakmadılar; sıra sınırlara geldi!

****************************

“Yıllarca bu ülkede bir şeyler yapıldı. Farklı etnik kimlikte olanlar ülkemizden kovuldu. Acaba kazandık mı? Bu aslında faşizan bir yaklaşımın neticesiydi.”

***

SINIRDA, 260 kilometrekarelik koskoca bir arazi parçasının mayınlardan temizlenip, organik tarım yapılmasıyla ilgili tartışmalar gündeme oturduğu an, Başbakan’ın ağzından çıktı bu sözler.

Arazi, mayınlardan arındırılması karşılığında, kırk dokuz yıllığına İsrailli bir şirkete verilecek…

Davos’ta, Filistin halkını savunup, İsrail Cumhurbaşkanı’na kellekulak yapan Başbakan, canım araziyi İsrailli bir şirkete vermek için düğmeye basıyor!

Eh, birileri de çıkıp “ne yapıyorsunuz arkadaş” diyecek; burası demokratik bir ülke sonuçta.

Başbakan, içinde ‘İsrail’ sözcüğü geçen tepki cümlelerini bertaraf etmek için ‘etnik kimlik’ olgusuna sarılıyor.

Hükümeti eleştiren gazeteciye “çek git”; hak arayan vatandaşa “ya sev, ya terk et” diyen Başbakan, etnik kimliklere dönük ‘faşizan’ yaklaşımları sorgulamaya başlıyor.

***

O SÖZLERİN hedefi, ‘sermayenin rengi’dir tabi. Yani, etnik kimlikten kasıt, “paranın rengi, milliyeti, vatanı olmaz”… Konu para olunca, Yahudi mi, Ermeni mi, İngiliz mi bakmayacaksın!..

Gerekçesi de, sokaktaki adamı kolayca kafakola alabilecek türden…

“Burada İzak çalışmayacak ya.. Ahmet, Mehmet, Ayşe, Fatma çalışacak.. İşte işsizliği aşıyoruz…”

İzak çalışmayacak tabi.. İzak ‘patron’ olacak!

Ahmet, Mehmet, Ayşe, Fatma..

Marabalığa, ırgatlığa devam!

***

KOSKOCA devletin, sınırdaki mayınları kendi olanaklarıyla temizleyebilecek gücü yok mu?

Mayınları temizledikten sonra, arazinin kullanım hakkını kırk dokuz yıllığına yöre insanına verip, tarımsal üretim yaptırabilecek politikası yok mu?

Bu işleri yalnızca yabancı sermaye mi yapabilir?.. Türkiye Cumhuriyeti’nin bu konuda geliştirebileceği ‘ulusal politikası’ olamaz mı?

Yabancıya vere vere ‘yerli’ ve ‘kamu malı’ kabilinden bir şey bırakmadılar; sıra sınırlara geldi!

***

ARAZİNİN kullanım hakkını ver vatandaşa.. De ki, “sen şu kadar dönümde organik domates yetiştireceksin.. Sen şu kadar hektar alanda organik çilek üreteceksin.. Ben de bunları alıp iç ve dış pazarda satacağım.. Sen de kazanacaksın, ben de kazanacağım…”

Ahmet, Mehmet, Ayşe, Fatma toprağının patronu olsun işte…

Hasan’a, Hüseyin’e, Güllü’ye, Fadime’ye iş çıksın…

Binlercesi çalışsın.

Kendi topraklarının hem patronu, hem amelesi olsun yurdum insanı.

Madem sınır orası; madem ‘güvenlik’ önemli.. İsrailli’ye emanet edilir mi vatanın sınırı?..

***

SONRA, sınır boyunca kur üretme çiftliklerini.. İsrail’in bir kullanımlık hormonlu tohumlarını bırak.. Oralarda organik tarım için kendi tohumlarını, bitkilerini yetiştir.

Toprak reformu yap; toprak işleyenin, su kullananın olsun.

Suyun başını İzak tutmasın!

***

AYRICA; hangi ülke kendi sınırlarını, bir başka ülkenin şirketine, sermayesine açar da, “buyrun kullanın” der; var mıdır örneği?..

Deyiverin bakalım İsrail’e; “Gazze şeridinde organik tarım yapacağız…”

“Buyur, gel” der İzak; “tepe tepe kullan!..”

Bu haberi yazdır Bu haberi yazdır

İsterseniz yorum yapabilir, veya Diğer yazılara Bakabilirsiniz.

Yorumunuzu Belirtin

Sitemiz en iyi Mozilla Firefox ya da Microsoft Internet Explorer 7 ve üstü sürümlerde çalışır. Internet Explorer 6 kullanıyorsanız lütfen sürüm yükseltin.