SUSURLUK Belediyesi’nin 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla düzenlediği söyleşinin konuğu SHP eski Genel Başkanı, CHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Karayalçın’dı. CHP’lilerin tam kadro katıldığı söyleşide Karayalçın, anayasa değişikliğinden girdi, üniter devletten çıktı. İşte Karayalçın’ın sözleri…
AL BAŞINA BELAYI…
“Eğer mutabakatla anayasa düzenlemesini yaparsanız, o anayasa düzenlemesi herkes için kabul edilebilir nitelik taşır. Şimdi ne olacak, 12 Eylül’de oylama yapılacak, 26 madde birden toptancı bir şekilde oylanacak, böyle oylama olur mu?
Kabul edeceksen 26’sını da kabul edeceksin, reddedeceksen 26’sını da reddedeceksin. Kardeşim biz bunu böyle bilmiyoruz, Türkiye tarihinde böyle bir toptancı oylama olmadı. Gelin bunu tek tek yapalım, kabul edeceklerimiz vardır etmeyeceklerimiz vardır. Anayasa yüzde 49.9’la evet, yüzde 50.1’le hayır şeklinde sonuçlansa, ne yapacağız? Al başına belayı…
Bu kabul edilmiş mi olacak, reddedilmiş mi olacak? Böyle ortak yaşam olur mu? Ortak yaşam böyle düzenlenir mi? Bir de bunun tersini düşünün, ben bunun yurtta barış için çok temel bir yanlışlık olduğunu düşünüyorum. Murat Karayalçın olarak bu yanlışlığı yapanları hayır oyu kullanarak cezalandırmak kararlılığı taşıyorum.
BAŞBAKAN SOYLARI SORGULUYOR…
Ortak yaşam sadece bir takım metinlerin oylanması yoluyla belirlenmiyor. Ortak yaşamın belirlenmesinde mutabık olmamız gereken bir başka şey daha var. Farklı etnik kimliklerden geliyoruz. Etnik yapımız farklı olabilir, inancımız, mezhebimiz, dinimiz farklı olabilir. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar, bizleri hangi partiden olursak olalım, hangi etnik kökten, inanç yapısından gelirsek gelelim, bizleri şöyle tarif etmişler, bizim adımızı şöyle koymuşlar; emperyalizme karşı kurtuluş savaşını veren ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran Anadolu halkına Türk denir.
O zamanın başbakanı soyla uğraşmamış, mesele boy, soy meselesi değil; mesele soy meselesidir diye meydanlarda bağırmamış, cumhuriyetçiler insanların soyunu sopunu sorgulamamışlar.
Yeter ki kurtuluş savaşına katıl, devletin kuruluşunda yer al demişler. Aradan seksen yıl geçmiş, devletin başbakanı soyları sorguluyor. Soruyu soran da çıkmamıştı; yani boyumu merak edenlere söyleyeyim, benim boyum 1.85 dedi sayın başbakan. Maşallah boylu poslu. Ben de merak etmemiştim. Sayın Kılıçdaroğlu da merak etmemişti. Boy konusuna giren Sayın Bülent Arınç oldu.
Hatırlayacaksınız, ‘şu kadar boyu var’ diye Sayın Kılıçdaroğlu’nu işaret ederek.. Bana göre de boyun önemi yok. Bana göre önemli olan yürektir. Bana göre önemli olan bilinçtir. Ama soya girmemek gerekir. Eğer bir yanlışlık varsa, yanlışlık eleştirilmelidir.
LAİKLİK OLMADAN BÜTÜNLÜK KORUNMAZ
İnanç konusunda, etnik farklılıklar konusunda hepimizin bir mutabakata varmamız gerekiyor. Ben şöyle düşünüyorum; Türkiye laik olmalıdır, Türkiye’nin laik olması bir siyasi tercih ya da bir inanç tercihi değildir. Bu topraklarda laik bir yapı olmadan biz ulusal birliğimizi bütünlüğümüzü sürdüremeyiz.
Türkiye’de farklı mezhepler var, başını örten var, inanç farklılıkları var. Her şey, kimin ne inancı varsa ona da sonuna kadar saygı göstermelidir. Böyle bir mutabakat olmalı. Ortak yaşamı böyle sağlayabiliriz. Ayrıca ortak yaşamın sürdürülebilmesi için devletin, devlet yapısının üniter olması gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti federasyon olamaz. Bu topraklarda federasyon kurulamaz. Bu topraklarda tek bir ulus yaşıyor, ulusumuz tektir. Devletimiz üniterdir, ve bu topraklar bölünmez bir bütündür.
Devletin üniterliği, ulusun bütünlüğü ve toprakların bölünmezliği bizim için gelecek garantisidir. Geleceğimizin güvencesidir. Hiç kuşkusuz farklı etnik yapılardan gelen anadili farklı olan yurttaşlarımız vardır. Susurluk’ta da vardır, Rize’de de vardır, Bursa’da, Diyarbakır’da vardır, olacaktır, devletin tekliği, ulusun tümlüğü ve yurdun bütünlüğü içinde her etnik kimliğe saygı gösterilmelidir. Her dile saygı gösterilmelidir. Her kimlik kabul edilmelidir. Herkes dilini rahatça konuşabilmelidir.
BARIŞ PROJESİNİN YOLU ORTAK YAŞAM
Üniter devlet yapısı içinde, tek bir ulus yapısı içinde herkes dilini, kültürünü konuşacak. Tek tek sıralamayayım, zaten biliyoruz. Zaten çok duyduk. Farklı dillerimiz var, hepsi bizim dilimiz. Bizim anadilimiz Türkçe’dir, ama başka dilleri konuşan yurttaşlarımız vardır, onları görüyoruz, biliyoruz, onların kimliğine saygı duyuyoruz. Onların kimliklerini kendi onurları, şerefleri olarak görüyoruz. Böyle yaşayacağız, yaşamın mutabakatını böyle sağlayacağız. Bu barışın projelendirilmesinin birinci yoludur. Barışın projelendirilmesi için ortak yaşam koşulları, kuralları mutabakatla saptanmalıdır.”
Bu haberi yazdır
Sitemiz en iyi Mozilla Firefox ya da Microsoft Internet Explorer 7 ve üstü sürümlerde çalışır. Internet Explorer 6 kullanıyorsanız lütfen sürüm yükseltin.