Spor sevgisi bambaşka… Spor yazılarını gazetelerden, dergilerden insanlar bir solukta okuyor. Geçenlerde bir spor gazetesine göz atarken sevdiğim bir köşe yazarının nefis bir yazısı gözüme ilişti. Kime söylüyorsa yazı başlığı oldukça sert geldi bana.
“19 MAYIS’TAN UTANIN…”
Yazı beni alıp 30 yıl öncesi lise yıllarıma götürüyor. Lisedeyken Beden Eğitimi derslerinde her çocuk gibi sporun keyfini yaşardık. Hocamız rahmetli Emin (Karabulut) hoca babamız kadar saygı duyduğumuz bir isimdi. Sanırım bu yazıyı okuyan onun talebesi olan kim bilir kaç kişinin anıları ve okul yılları göz önüne geliyordur. Birde günümüze bakın Beden Eğitimi dersleri bir saate inecekmiş. Hem de seçmeli ders olarak, beklide inmiştir bile! Sözü uzatmayayım sizi bu nefis yazısıyla baş başa bırakıyorum.
19 MAYIS’TAN UTANIN…
Okullarda anket yapın.
Çocuklar en çok beden eğitimi öğretmenini sever
***
Öbür branş öğretmenlerim kırılmasın… Çünkü adı üstünde çocuk… Deşarj olabildiği, top oynayabildiği, eğlenebildiği, geçme – kalma derdi yaşamadığı, tek ders beden eğitimidir.
***
Sadece spor değildir onların verdiği… Herkes şöyle bir hatırlasın ortaokul, Lise yıllarını; Atatürkçülük milli şuur, ulus ruhu verirler. Birinci olmayı en önde gitmeyi değil; dostça rekabeti, yardımlaşmayı, başarıya ancak takım anlayışıyla gidebileceğimizi öğretirler.
***
Haftada 7 saat beden eğitimi dersi olmalı… Bana sorarsanız her gün son ders beden eğitimi olmalı… Ki, çocuklarımız, günün beyin yorgunluğunu fiziksel olarak atabilsinler. Okullarından manen bitkin olarak değil, neşeyle güle oynaya ayrılabilsinler.
***
Gelişmiş ülkelerde böyle… Spora başlama yaşı lise filan değil, 4… Evet henüz 4 yaşındayken başlatıyorlar çocuklarını spora… ve salon sporları başta olmak üzere en az bir branşta ilerlemelerini sağlıyorlar. 6 yaşınaki çocuk judo yapıyor Almanya’da… Denizi olmayan Avusturya’da yüzme bilmeyen çocuk yok… Atletizmin temel eğitimini almamış İsveçli çocuk bulamazsınız… Yaşam biçimleri spor… ve okulda başlar.
***
E bakıyoruz…
Türkiye’de beden eğitimi dersini “seçmeli” hale getirdiler!
***
Lise 2, 3 ve 4′te alt tarafı 1 saat beden eğitimi dersi var, onu da seçmeli yaptılar.
***
Zaten eşofman yıkamaya üşenen bir veli topluluğu var… Çocuk terlerse, hasta olur diye düşünen cahil ana – babalar var… Kim seçer bu şartlarda beden eğitimi dersini?
***
Üstelik.
Şehirlerinde dereceye giren okulların, Türkiye finallerine gitmeleri için ödenen üç kuruşluk harcırahı da kestiler… Okulun yol parası varsa gidiyor, yoksa gidemiyor… Böyle rezalet olur mu? Türkiye finallerinin “Özel Okullar Turnuvası” haline geldiğini kimse görmüyor mu? Allah’ı Kitap’ı dilinden düşürmeyen ilaçların vicdanı bu duruma nasıl izin veriyor.
***
Gençlerine “Spor Bayramı” hediye etmiş, büyük vizyoner Mustafa Kemal’in ülkesine yakışıyor mu bu durum?
***
Özetlersek…
***
Yarış atı gibi sınavlara koşturuyoruz çocukları… o nedenle, bilimde, ekonomide, sanayide, teknolojide, sosyal hayatta, nal topluyoruz !
Bu yazıyı okuduktan sonra bize söyleyecek söz kalmamış. Yazı bende buruk bir tat bırakıyor. Acı bir gülümsemeyle yazımı gazeteye fakslıyorum.
Bu haberi yazdır
Sitemiz en iyi Mozilla Firefox ya da Microsoft Internet Explorer 7 ve üstü sürümlerde çalışır. Internet Explorer 6 kullanıyorsanız lütfen sürüm yükseltin.