Orası üniversite kampusu mu gerçekten?(Tarık SÜRMELİOĞLU)

Posted by ilkhaber on Perşembe, Haziran 11, 2009, 23:54
Bu Yazı Tarık Sürmelioğlu Kategorisinde ve 0 Yorum var.

TARIKÇimlere yüzükoyun uzanıp kitap okuyormuş gibi yaparken, aslında kızları kesen..

Ya da, ilgilenmiyormuş gibi davranıp, az ileride sırtüstü yatan delikanlıyı süzen..

Bunları yaşamazsan öğrencilikte, yurttaki kirli yastığından başka anlatacak neyin kalır?

Bu gençlere, modern bir kampus ortamı sağlayamayan üniversite yönetimi, acaba bunun ezikliği hissediyor mu?

Yoksa, tipik bürokrat havasında mı bakıyorlar olayı?..

Gelen evrak, giden evrak muhabbeti!..

*******************************************

BİZİM kampusun kilometrelerce uzakta olmasından şikayet ederiz hep.. İlk yer seçiminden bu tarafa, kamuoyunda eleştiri konusudur kampusun yeri.

Ama ne yapalım, doksanların başlarında öyle tercih ettiler ve kampusu Bigadiç yoluna konduruverdiler.

Yıllar geçti.. İşimiz olmazsa gitmediğimiz, Bigadiç tarafına geçerken uzaktan gördüğümüz kampus o günden bu tarafa çok gelişti…

‘Gelişti’ derken, betonsal anlamda gelişti; başkaca bir gelişim yok.

Birbirine tezat, uyumsuz beton yapıların içine hapsedildi öğrenciler, öğretim görevlileri…

O binalardan herhangi birinin penceresinden bakınca sağa sola.. Karşı taraflarda sarı tarlalar, kampus içindeyse, adam boyunu aşmış ot yığınları.. Delik deşik yollar…

Binalar afili; çevre berbat!

Betona harcanan paradan azıcık kısıp çayır çimene yatırım yapmayı akıl etselerdi; bahar dönemini, bahar tadında yaşardı öğrenciler.

Çimlere uzanıp yanlamazsan, ne anlayacaksın üniversite eğitiminden?

Yazık olur o yıllara…

Nitekim, binlerce öğrenci için ‘yazıklı yıllar’dır, o yıllar.

***

ÜNİVERSİTE kampusu nasıl olur?.. Örneklerini çok gördük.. Cennet bahçesi gibi kampuslar gördük; yeşilliklerin betonları örttüğü, botanik bahçesini andıran kampuslar…

Kampus nizamiyesinden içeri girince, öğrencilerin gözünün gönlünün açıldığı, içinin ferahladığı, oksijen soludukları kampuslar…

Çimlere yüzükoyun uzanıp kitap okuyormuş gibi yaparken, aslında kızları kesen..

Ya da, ilgilenmiyormuş gibi davranıp, az ileride sırtüstü yatan delikanlıyı süzen..

Bunları yaşamazsan öğrencilikte, yurttaki kirli yastığından başka anlatacak neyin kalır?

Bu gençlere, modern bir kampus ortamı sağlayamayan üniversite yönetimi, acaba bunun ezikliği hissediyor mu?

Yoksa, tipik bürokrat havasında mı bakıyorlar olayı?..

Gelen evrak, giden evrak muhabbeti!..

***

NİZAMİYESİNE bakın bir de.. Dün kampusa gittik, bir vesileyle.. Girişi, bizim Balya’nın ücra köylerinin girişinden farksız..

..ki, o köylerde bile köydes möydes muhabbetiyle iki araba asfalt atılmıştır, arabanın tekeri çukura saplanıp kalmaz en azından.

Kampus girişi, bakımsızlığın, ilgisizliğin son kertesinde; delik deşik…

Kaç yıl olmuş kampus faaliyete geçeli.. Nizamiyenin nöbetçi kulübesini daha yeni yapmaya başlamışlar.. Delik deşik yolların kenarlarına da kaldırım taşı döşüyorlar…

Binaların çevresine bakın bir de..

..ki, her türlü lüksü görürsünüz o binalarda.

Ama çevre düzenlemesine kaynak yaratamamışlar; ne acı!..

İki tutam çim, birkaç çiçek.. Ne bileyim, peyzaj işlerinden çok anlamam; ama üniversitenin ‘anlayanları’ da var; neden dönüp bakmazlar hiç?

***

BUGÜN çok önemli bir sempozyuma evsahipliği yapacak Balıkesir Üniversitesi.

Dışarıdan çok sayıda konuk geliyor.

Konu, spor yaralanmaları.. Ünlü hocalar, profesörler, doçentler, uzmanlar, spor adamları, Tıp Fakültesi’nin düzenlediği sempozyumda buluşacaklar.

Balıkesir için önemli bir tanıtım imkanı aynı zamanda.

Nesini tanıtacaksınız?

Bitmeyen Bigadiç yolunu görecekler ilkin.. İnşaat halindeki yoldan, yürekleri ağzında gidecekler kampusa.

Sonra içeri girecekler.. Bakımsız tarlaları andıran, adam boyu uzamış otların, sazlıkların arasından geçip, sempozyum salonuna ulaşacaklar…

Onları taşıyan araçlar, delik deşik kampus yollarında zıp zıp zıplayacak.. Bir çukurdan kaçarken ötekine dalacak arabalar.

Sonra etraflarına bakacaklar…

İlk tepkileri, “biz nasıl bir yere geldik böyle” şeklinde olacak!

Nasıl tanıtım ama!..

***

O manzarayı görünce dün..

“İyi ki uzakta bizim kampus” dedim kendi kendime.. Yakında olsa, göz önünde bir yerde.. Her gün gına gelirdi, “bu nasıl kampus” yazıları yazmaktan.. Siz de hergün oku oku; kusacak gibi olurdunuz sanırım, öğk gelirdi…

Kırk yılın başı, işimiz düşerse, gidip görüyoruz, çok çok…

Görünce, içimiz burkuluyor…

Girişte, ‘Balıkesir Üniversitesi’ tabelası bile yok; gel de köpürme!

En çok öğrencilere üzülüyorum…

Gelen evrak giden evrak muhabbetiyle oyalanan yöneticiler yüzünden, çimlere sırtüstü uzanamadan mezun olup gidiyorlar…

Yazık…

Bu haberi yazdır Bu haberi yazdır

İsterseniz yorum yapabilir, veya Diğer yazılara Bakabilirsiniz.

Yorumunuzu Belirtin

Sitemiz en iyi Mozilla Firefox ya da Microsoft Internet Explorer 7 ve üstü sürümlerde çalışır. Internet Explorer 6 kullanıyorsanız lütfen sürüm yükseltin.