2000’li yıllar sonrası dünyamızda yavaş yavaş başlayan ve adına global ekonomi ve de global siyaset denilen hızlı değişimler bizim ülkemizde daha tam olarak anlaşılamasa da o yönde atılan adımların zaman içinde toplumuz üzerinde etkili olacağı ve de bilinçlendireceği kesin.
Ancak günümüz dünyası bu değişimleri kendi ülkeleri adına ani bir uyum refleksi noktasında çalışmalarını hızlandırırken bizler daha farklı işler peşindeydik ve hala da öyleyiz.
Yıllardır iç siyasetin yarattığı ve de zaman zaman alevlendirdiği çatışmalarımızın dünya ile olması gereken hızlı ve de kapsamlı ekonomik ve siyasi bağlantılarımızı ben büyük ölçülerde frenlediğini düşünüyorum.
Aşağı yukarı her gün sattık, satıldık, dış ticaret açıkları,çöküyoruz,bitiyoruz gibi bu gün dışarıda ve de içerde var olduğunu iyi bildiğimiz Türk düşmanlarından daha çok kendi iç huzurumuzu, dahası moral ve motivasyonumuzu bozucu onlarca itham ,karalama ve tehdit altında bırakılan bir ülkenin sağlıklı düşünebilmesi veya ekonomik – sosyal gelişmelerini bu denli olumsuz şartlar altında sağlayabilmesi mümkün olabilir mi?
Elbette önemli eksikliklerimiz var. Örneğin daha henüz tam olarak sivilleşemediğimizi söyleyebiliriz. Demokratik hak ve özgürlükler konusunda yolumuzun daha çok olduğu da çok söyleniyor. Hukukun üstünlüğü konusunda, yargı konusunda, anayasa konusunda sadece bizler değil hukuk adamlarımızın bile hala anlaşamadığını söylersek eğer bu konularda daha çok konuşacağımız da kesin. .
Hep söylerim, tüm kurum ve kuruluşlarımızla aramızdaki o güvensizlik duvarlarını derhal ve de hemen yıkmamız gerekiyor artık. Bakınız ordumuz bu gün dünyada en iyi örnek orduları arasında gösteriliyor. İş adamlarımızın ise bu gün yabancı ellerde dünden daha çok arttırarak iyi işler yapmakta olduklarını biliyoruz.. Finans çevrelerimiz artık dünya finans çevreleri ile adeta yarış halindedirler.
Özellikle 2000’li yıllar sonrası sanayi üretimimizde hızla yükselen göstergeler var ortada. Örneğin son yıllardaki ihracatımızın 100 milyar dolarları aştığını söylemek iyi bir şey değil mi? Unutmayalım ki tüm bu iyi şeyleri bir de PKK İle savaşırken harcanıp giden milyarlarca dolarlarımıza rağmen yapabilen bir durumumuzda var ortada. Aslında tüm bunlar ulusumuzun bir bakıma çalışkanlığını,üretkenliğini ve hatta yaratıcılığını da gösteren emareler olarak düşünülmeli.
Tabi ki işsizlik sorunlarımızda çok var. Üretim ve istihdam konusunda ülkemizin bu yönde atabileceği adımları görmezden gelerek sadece muhalefet etmek adına hep karşı tezler ileri sürmek de çok yanlış. Bakınız dünya finans kuruluşları dünden bu güne hep yaptıkları gibi zaman zaman ülkelerin parasal göstergeleri üzerine yorumlar yapıyorlar.
Bu konuda biraz geçmişe gidersek eğer hakkımızda verilen o olumsuz notları sanırım bu günlerde iyi hatırladığımızı düşünüyorum. Dahası o yıllardaki iktidarları nasıl eleştirdiğimizi de.
Tamam, eleştiriyorduk ama bu gün verilen para notlarının dünden çok daha farklı olduğunu görüyoruz. Örneğin Türkiyenin durumu iyiye gidiyor diyerek pozitif notlar veriyorlar ama yine de itirazlar yükseliyor etraftan. İşte bu durumların ben çok yanlış değerlendirmeler olduğunu düşünüyorum.
Unutmayalım ki bir ülkedeki işsizliğin azaltılması konusu o ülkenin gerek kendisinin yaptığı gerekse dışarıdan gelen yatırımlarla çok yakından ilgili olduğu bir gerçek. Yani hem içerdeki hem de dışarıdaki yatırımcının bu finans dinamikleri ile yakından ilgilenmekte olduğunu demeğe getiriyorum.
Ama bakıyoruz sanki bize yatırım yapmayın der gibi tavırlarımız da çok var. Sonuç olarak iyi işlerin kimin yaptığı değil iyi işlerin yapılması konusu önemli bence.
Gerçekten refaha kavuşmak istiyorsak, gerçekten huzur dolu bir yaşam düşlüyorsak eğer belki zor olacak ama mutlak suret de önyargılarımızdan, kıskançlıklarımızdan sıyrılarak iyi işlerin ve de başarıların arkasında olmayı denemeliyiz diyorum..
Bu haberi yazdır
Sitemiz en iyi Mozilla Firefox ya da Microsoft Internet Explorer 7 ve üstü sürümlerde çalışır. Internet Explorer 6 kullanıyorsanız lütfen sürüm yükseltin.