Türkiye PKK terörü, tezkerenin kullanılıp kullanılamayacağı, Amerikalı generallerin ziyaretleri ile uğraşırken biz Azerbaycan’a uçtuk. Azerbaycan’da, dünyanın her tarafından gelen Türkler arasında çok güzel 5 gün geçirdik.
11’inci Türk Dünyası Kurultayı’ndaydık. Hemen söyleyelim, Türk Kurultayı’nda cereyan eden her güzel şey Azerbaycan’a, Azerbaycanlılara, Azerbaycan Diaspora Bakanlığına, ama aksayan her yön de toplantıyı organize ettiğini söyleyen TÜDEV’E aittir. Çünkü TÜDEV her komisyonda ince bir düzenlemeyle çoğunluğu, dünya görüşü belli küreselci bir siyasi görüşe teslim etmeyi becerebilmiştir. TÜDEV, TÜRK KURULTAYLARINI 11’incisinde de olsa nihayet “TÜRK DİLLİ ÜLKELER” toplantısı haline getirmeyi başarmıştır.
Türk dilli cümle eş, dost, hısım akraba merak edip soracaktır, madem öyle; hele geçen yıl aleyhinde epey yazı yazdığın Kurultay’a neden gittin diye.. Hemen cevap verelim;
1. Kurultay Bakü’de yapıldığı için gittik, Çünkü bu toplantının yapılabileceği en güzel yer idi.
2. Azerbaycan Diaspora Bakanlığı’nın davetlisi olduğumuz için gittik.
3. Toplantıda TÜDEV’in değil, kendi programımızı uyguladık.
İsmail Gaspıralı 100 yıl önce “Dilde, Fikirde, İşde Birlik” demişti. Türkiye’nin televizyonlarında bile Gaspıralı’nın önerdiği “İstanbul Lehçesi” yerine her gün her saat “Kültür bahçemizin çiçekleri” 86 alt kimliğin lehçe ve aksanları yer alırken hangi Dilde Birlik? Sovyet İmparatorluğu 1991’de yıkıldı, İşde Birlik nerede? TÜRK BİRLİĞİ dururken Avrupa Birliği peşinde koşup, bunu Kurultay’ın “Yekûn Hesabatı”na (sonuç bildirgesine) bile geçirebiliyorsak hangi Fikirde Birlik? O halde Azerbaycan’ın, Atsız Hoca’dan mülhem “Ruh Kadın”ı Tenzile Rüstemhanlı’nın; Bülent Akarcalı’yı silkelediği konuşmasında söylediği gibi önce “RUHDA BİRLİK”.. Nasıl?
Yine 100 yıl önce Yusuf Akçura “Üç tarzı siyaset” önermişti. İslamcılık, Osmanlıcılık, Türkçülük.. İslamcılık diye diye geldiğimiz nokta ortada.. BOP’un ılımlı İslamı’nın eş başkanlığı.. Tanzimatta azınlıklara verilen aşırı haklar ve imtiyazlara çok sonra “Osmanlıcılık” diye karşı çıkmak bir kara mizah idi ve Osmanlı’nın yıkılmasına engel olamadı. Önce azınlıklara özel imtiyazlar ver sonra Osmanlıcılık potası altında eritmeye çalış.. Benzer şekilde şimdi de bir “Azınlık Vakıfları”nın özel imtiyazlarından bahsedilmektedir. O halde Akçura’nın Türkçülüğü’ne geldi sıra.. Ama nasıl Türkçülük, hangi Türkçülük? Azerbaycan’ın “derin vicdanı” Sabir Rüstemhanlı tam bu noktada “Olaylara gazap ile yaklaşma” dedi. Vay Sabir muallim.. Nasıl yapalım bunu? Öyleyse olaylara hulûs ile, teenni ile yaklaşıp; Kurultay’ın yekûn hesabâtına bir göz atmayı deneyelim..
Bu Hesabâtta;
1. Güney Azerbaycan yoktur.
2. KKTC Cumhurbaşkanı Talât’tan “Kuzey Kıbrıs Türk halkının Lideri” diye AB, BOP, BM ağzıyla bahsedilmektedir.
3. Hıristiyan Türklerin problemleri yoktur.
4. Türk Milleti lafı yoktur, bol bol Türk halkları vardır.
5. Kuzey Kıbrıs’tan bahsedilirken Annan Planı ağzıyla “izolasyon”dan bahsedilmektedir. 57’den beri Kıbrıs Türklerinin maruz bırakıldığı ambargo neden izolasyon olmuştur?
6. Bol bol AB propagandası vardır. Diğer Türk Cumhuriyetlerinin TC’ye AB yolunda destek vermesi vardır.
7. Ama ne yazık ki açılış ve kapanışta, demir dövmede Türk Devlet ve Hükümet Başkanlarının tamamı yoktur. ŞİÖ’de hepsi vardır da TÜRK KURULTAY’ında yoktur.
8. Bol bol “Türkçe Konuşan Devletler” vardır.. Ne demektir Allah aşkına “Türkçe konuşan devletler”? Yâni aslında Türk değiller ama şu veya bu şekilde Türkçe konuşmaktalar.. Böyle söylemekle yoksa “İngiliz Uluslar Topluluğu”, “Frankofil ülkeler birliği”ne mi özenilmektedir? İyi ama onlar İngiltere, Fransa ve geçmiş sömürgelerinden oluşmaktadır. Burada kim sömürge, kim sömürgendir? Tarih ve sosyoloji bilmeden politika yapmaya, kurultaya yön vermeye kalkarsanız olacağı budur, en fazla bu noktaya gelirsiniz. “Türk Dilli” derseniz, bazı “akrabaların” Rusça bildiri sunmalarına ses çıkarabilir misiniz?
“Yekûn Hesabât”ın perde arkasında ise bol bol Avrupa Birliği, Soros vardır. Soros güdümüne giren bazı oluşumların, eski-yeni milletvekilleri ile bazı akademisyenleri bir araya getirdiği gizli kapaklı toplantılar vardır. Bakü’de herkes, marketteki tezgâhtar kız, taksi şoförü, Şirvanşahlar Sarayı’ndaki rehber, kafedeki garson hepsi Kurultay’la son derece ilgili idi. “Hoşnut” idi. Diaspora Bakanlığı’nın genç, pırıl pırıl görevlileri bir dediğimizi iki etmemek için nefes bile almadan koşturdular. Mart 2007’de Bakü’deki Diaspora Toplantısında; “Ben 50 milyonluk Azerî Türklerinin Cumhurbaşkanı’yım” diyen; Almanya’da Merkel’le görüşmesinden sonra bir gazetecinin sorusu üzerine de İran’ı kastederek “Komşularımızın içişlerine karışmayız ama dünyada nerede Azerbaycanlılar yaşıyorsa onların hayatına bigâne kalamayız” diyen Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e rağmen Güney Azerbaycan meselesinden sonuç bildirgesinde hiç bahsedilmemesini anlamak mümkün değildir.
Hiçbir şey için olmasa bile sadece bu nedenden dolayı “Türk Cumhuriyetleri Devlet Başkanları Zirvesi Sekreterliği”nin kurulması fikrini gönülden destekliyor, Sekreterliğin belirli periyotlarla bütün Cumhuriyetler arasında el değiştirmesini teklif ediyor, kaydı hayat şartı ve padişahlık sistemiyle ve her devirde değişen siyasi görüşler arasında yalpalayarak bu işi yürüten TÜDEV’in görevlerini de üstlenmesini diliyorum. Tanrı Türk’ü korumalıdır, koruyacaktır da önce Türk, Türk olduğunun bilincine varmalı, Türk gibi davranmalı, Türk gibi ve Türkçe konuşmalıdır.. Ürkek değil, “Türk dilli” değil.. Türkçe, mertçe ve erkekçe..
Bu haberi yazdır
Sitemiz en iyi Mozilla Firefox ya da Microsoft Internet Explorer 7 ve üstü sürümlerde çalışır. Internet Explorer 6 kullanıyorsanız lütfen sürüm yükseltin.