Öncesi ve sonrası ile tehcir olayı? (Erhan Göçmen)

Posted by Editör on Pazar, Mart 7, 2010, 21:38
Bu Yazı Erhan Göçmen, Köşe Kategorisinde ve 0 Yorum var.

Biliyoruz ki artık ABD başkanın her yeni seçilişinde karşılaşacağımız bir organizasyon oldu bu Ermeni iddaları. Ülke olarak sıkıntımızın ben böylesi bir konunun ülke olarak uzun yıllar adeta ihmal edilircesine sahipsiz ve de kontrolsuz bırakılmasına bağlıyorum. Ve gerçekten bir çok konuda olduğu gibi yıllardır kendi iç siyasetimizle uğraşmaktan ötürü bu konu hakkında 1980’li yıllara kadar istikrarlı bir çalışma başlatamayan bizler maalesef bu gün işte o boş bırakılan yılların sıkıntılarını çekiyoruz diye düşünüyorum.
Sonuç da adamlar dünyayı ayağa kaldırmışlar, inandırmışlar ve de hala aynı yolu kullanarak büyük gayretler içine girerlerken bizler hep kendi aramız da, biz bize konuşmayı sürdürerek yılları tüketmişiz adeta haberimiz yok.
Şimdi ise durumlar dünden daha farklı ama işimizin kolay olduğu da söylenemez.
Aslında 1915 olaylarının öncesi de bizim için çok önemli. Ama görüyoruz ki yabancı ülkelerin olayların bu yönüyle ilgilendiği de pek yok. Genel olarak onlar hep o ZORUNLU İSKAN denilen Mayıs 1915 sonrasındaki yaşananlarla ilgileniyorlar.
Gerçekten olayların öncesi dediğimiz ve yaklaşık 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı sonrasında başlayarak gerek Balkanlar, İstanbul ve gerekse doğu Anadolu’nun bir çok yerinde yabancı kışkırtmacılığı ile sürdürülen onlarca Ermeni terör ve büyük kapsamlı isyan hareketlerine baktığımız da yaklaşan acı olayların izlerini görmek mümkündür sanırım.
Ama maalesef yabancı ülkeler madalyonun bu yanı ile hiç ilgilenmediler ve hatta bu gün bile ilgilenecek gibi de bir duruş da sergilemiyorlar.
Aslında yaklaşan acı olayların sebebinin ben birinci dünya savaşında savaşa tutuştuğumuz Rusya’nın ülkemizi işgale hazırlanma düşüncesi ile yakından ilgili olduğunu düşünüyorum. Özellikle 1910’lu yıllar,daha doğrusu Balkan bozgunu sonrası böylesine karışık bir ortamda devlet kurma sırasının kendilerine geldiğini düşünen Ermeni örgütlerince doğu vilayetlerimizin nasıl silahlandırılmakta olduğunu da iyi biliyoruz.
Bu bağlamda gelinen noktada Osmanlı’nın Balkanlarda kaybettiği topraklarının bir benzerinin de Doğu’da olabileceğine inanan Avrupalı devletler ve Rusların bölgede yaşayan Ermenilere olan destekleri biraz daha artınca olayların akışının nasıl hızlandığını da görmek mümkün. Özellikle Van ve bölgesi bu konuda en çok zarar gören bir vilayet durumundadır. Dünya savaşının ilk yıllarında yani 1915 Şubatında Rus ordusunun ileri harekat öncesinde bölgeye sevk edilen Ermeni taburlarının gelişi ve Van’da yaşayan Ermenilerce başlatılan ve tüm Türklerin Van’dan silah zoruyla atılmasıyla hızlanan olaylara baktığımızda Osmanlı yönetiminin çok zor kararlar arifesinde olduğunu da anlayabiliyoruz.
Sonrasını malum. 27 Mayıs 1915 de çıkartılan adına o günlerde Tehcir yasası denilen, bu gün ise zorunlu iskan dediğimiz yasa maalesef o günkü şartlarda hatta gerekli tedbirlerin alınması da istenmesine rağmen ön görülmeyen acı olaylara da sebep verdiği de doğrudur..
Elbette üzüntü verici durumlar olmuştur. Ama bir savaş içinde olduğumuzu asla unutmamalıyız. Ermeniler bize şu tehcirin hesabını soruyorlar tamam ,anladık da bizler bu zorunlu iskan öncesinde yaşananların, öldürülen binlerce Türk insanlarının hesabını kimden soracağız acaba?
Bakınız okuduğumuz kitaplardaki anılarda çok dehşetli olayları öğrendik ve de öğrenmeye devam ediyoruz. Örneğin Van olayları başladığında ailesi 20 kişi olan bir Türk ailesinin Van’î terk ettikten sonra 1920 yılında tekrar Van’a evine geldiğinde üç kişi kaldıklarını öğreniyoruz. Elbette bu üzüntü verici durumlar bizim olduğu kadar Ermeniler içinde geçerlidir. Sonuçta karşılıklı kavganın bir sonucu olarak acıların hep karşılıklı olarak yaşandığı tarihi bir dönemden söz ediyoruz.
Ama bilelim ki tüm bunlar hayat normal yaşanırken, herkes işinde gücünde ,tarlasında uğraşırken bir ülke yönetiminin keyfiyet içerikli kararlarıyla asla olmamıştır. Yani bir savaş döneminde olduğumuzu hatırlayarak ve de her taraftan hırpalanan bir devleti göz önüne alarak yorumlarımızı yaparsak eğer ben daha doğru noktalara gidebileceğimizi düşünüyorum.
Sonuç olarak bu denli geçmişe bağlı ağır tartışmaları yaparak yola devam etmenin güçlülüklerine inanan birisi olarak eskiyi unutalım düşüncesinden uzakta ama mutlaka geçmişten ders alarak , en azından gelecek nesillerin rahat ve huzurunu sağlamak adına birlikte gayret gösterelim daha iyi olur diyorum.

.

Bu haberi yazdır Bu haberi yazdır

İsterseniz yorum yapabilir, veya Diğer yazılara Bakabilirsiniz.

Yorumunuzu Belirtin

Sitemiz en iyi Mozilla Firefox ya da Microsoft Internet Explorer 7 ve üstü sürümlerde çalışır. Internet Explorer 6 kullanıyorsanız lütfen sürüm yükseltin.