Savaş suçları ve uluslararası reaksiyonlar [ Akbey Kuruoğlu ]

Posted by İlk Haber on Cuma, Ocak 16, 2009, 2:56
Bu Yazı Akbey Kuruoğlu Kategorisinde ve 0 Yorum var.

israeliwarcrimesahead488Son günlerde Gazze’de yaşanan soykırım devam ederken, katliama verilmesi gereken uluslarası reaksiyonların, bugüne kadar yok denecek kadar az olduğunu hepimiz biliyoruz. Peki bu işin Uluslarası Hukuk kuralları doğrultusunda doğruları neler? Savaş suçunun sınırları nedir? Geçmişte ve günümüzdeki örneklere ne gibi yaptırımlar uygulandı? Ne derece başarılı oldu?

Savaş suçu, askeri veya sivil, kişi veya kişilerin, savaş kanunları ihlâli için Uluslararası Hukuk uluslararası ceza hukuku çerçevesinde cezalandırılabileceği suçtur. Devletler arası çatışmalarda savaş kanunlarının her ihlâli bir savaş suçu sayılmaktadır, ama devlet içi çatışmalarda yer alan ihlâller savaş suçu sayılmayabilir.
Savaş  ”Savaş kanunları” sınırları içinde, sivillerin güvenliğinin ihlâli, çatışma esnasında kabul edilmiş prosedürlerin ve kuralların çiğnenmesi, örneğin ateşkes bayrağını kaldıranlara saldırmak ve ya ateşkes bayrağını yanıltıcı şekilde kullanıp saldırmak, savaş suçu sayılır. Savaş esirlerine ve sivillere karşı kötü davranmakta savaş suçu oluşturan davranışlar arasında yer alır. Savaş suçları toplu katliam ve soykırım olaylarının bir parçası olmasına rağmen, bu tip suçlar genel olarak uluslararası insani hukuk çerçevesinde insanlığa karşı suçlar kapsamına girer. Savaş suçlarının uluslararası insani hukuk alanında önemli bir yeri vardır ve bu alanda Nurnberg Mahkemeleri gibi uluslararası mahkelemer düzenlenmiştir. BM Güvenlik Konseyi tarafından oluşturulan Eski Yugoslavya için Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Rwanda için Uluslararası Ceza Mahkemesi yakın tarihten örneklerdir. Uluslararası Ceza Mahkemesi, 1 Temmuz 2002 tarihinden sonra işlenmiş savaş suçları davalarının görüşülmesi için Lahey’de kuruldu. Bazı ülkeler, özellikle Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve İsrail, mahkemeye karşı eleştirilerde bulunup, katılmayı reddetmişlerdir ve mahkemenin, vatandaşları üzerinde yargılama yetkisine sahip olmasına izin vermemişlerdir.

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin görev alanına giren, Lahey yönetmeliklerinde ve Cenevre Sözleşmeleri´nin I nolu Protokolünde ve uluslararası örf ve adet hukukunda tanımlanmış ihlallerin bazıları şunlardır:
Doğrudan sivil nüfusa, sivil eşyalarına, insani yardıma ya da barış koruyucu misyonların yanı sıra sağlayacağı önceden tahmin edilen somut ve doğrudan doğruya askeri avantaja oranla aşırı bir şekilde sivil hedeflere zarar vereceği ya da sivilleri yaralayacağı ya da rastlantısal olarak can kaybına yol açacağı bilinen saldırılar da dahil olmak üzere sivillere yönelik yasaklanmış saldırılar; Kızılhaç ve Kızılay amblemlerini taşıyan binalara, malzemelere, tıp birimlerine, ulaşım araçlarına ve kişilere karşı saldırılar; ve askeri hedef olmayan din, eğitim, sanat, bilim ya da hayır amaçlarıyla kullanılan binalara, tarihi anıtlara ve hastanelere saldırılar; vücutta parçalanan kurşunları ve yapılacak bir değişiklikle tüzüğe eklenecek diğer silahlar gibi yasaklanmış silahları kullanmak; bir savaş yöntemi olarak sivilleri kasten aç bırakmak yasaklanmış eylemlerdendir.
Bu zamana kadar savaş suçları nedeniyle yargılanan eski devlet ve hükümet başkanlarından bazları:
- Karl Dönitz ( Almanya)
- Hideki Tojo ( Japonya)
- Charles Taylor ( Liberya)
-Slobodan Miloseviç( Yugoslavya, dava sürecinde öldü)
- Saddam Hüseyin ( Irak, idam edildi.)
Savaşın yasallığı, kazananlara verdiği öncelik nedeniyle eleştiri noktası haline gelmiştir cünkü bazı olaylar savaş suçları olarak algılanmamaktadır.Ne ilginçtir ki; Bu olaylar arasında ABD’nin 1. Dünya Savaşı ve 2. Dünya Savaşı sürecinde sivil hedefleri yok etmesi ve atom bombalarının Hiroşima ve Nagasaki’de kullanımı yer almaktadır.

Bunların dışında 1994 Ruanda’da iki etnik grup olan tutsiler ve hutular arasında meydana gelen ve 1.000.000’a yakın tutsinin ölümüyle sonuçlanan iç savaştada bir çok Ruanda’lı general savaş suçlusu olarak müebbet hapis ile cezalandırılmış ve halen cezaevinde yatmaktadırlar.
Yine günümüzde uluslarası savaş suçu olarak nitelendirebileceğimiz gündemin bir numaralı hadisesi olan İsrail-Filistin arasında yaşananlarda da bir çok savaş suçu unsuru bulmak mümkün.
İsrail in Gazze’ye düzenlediği hava saldırıları, İşgalci Kuvvet’ in yükümlülüklerini ve savaş hukukunun gereklerini tanımlayan Cenevre Sözleşmeleri ile belirlenen insancıl hukuka dair ağır ve büyük ihlaller içeriyor.

Yukarıda belirtilen yasakların  neredeyse tümünü  ihlal eden İsrail’in tutumun soykırım olarak adlandırılabilmesi için aşağıdaki 3 eylemi yerine getiriyor olması yeterli:

Toplu cezalandırma: Kalabalık Gazze’ de yaşayan 1,5 milyon insanın tamamı, birkaç militanın eylemleri yüzünden cezalandırılıyor.

Sivilleri hedef almak: Hava saldırıları, dünyanın en kalabalık toprak parçalarından birindeki, Ortadoğu’nun en yoğun nüfuslu bölgesindeki sivil alanları hedef alıyor.

Orantısız askeri yanıt: Hava saldırıları, Gazze ‘nin seçilmiş hükümetinin bütün polis ve güvenlik bürolarını yok etmekle kalmadı , bir çok hastane, cami,okul,sığınma birimlerini de hedef alarak; binlerce sivili öldürüp ,yaraladı.

İsrail’in daha önceki eylemleri, özellikle de Gaze ye giriş ve çıkışların tamamını engellemesi, büyük bir ilaç, yakıt ve gıda kıtlığına neden oldu. Bu da ambulansların yaralılara müdahale edememesiyle, hastanelerin yaralılara yeterli ilaç verememesiyle, tıbbi gereçleri sağlayamamasıyla, Gazze’nin mahsur kalmış doktorlarının ve diğer sağlık işçilerinin mağdurlara yeterli tedavi sağlayamamasıyla sonuçlandı.Soykırımın en büyük parçalarından biri olarak sayılabilecek bu duruma bugün yüzlerce insanın ölümü ile sonuclanan bir BM hastahanesinin vurulması eklendi.

İsrail’ in, İşgalci Kuvvet veya egemen bir devlet olarak, uluslararası insancıl hukuku ihlal edip savaş suçu ve insanlık suçu işliyor olması,dünyaya vermek istediği bir gözdağı olarak nitelendirilebilir ancak  kabul edilemez. İsrail’in artan askeri saldırılarının İsrailli sivillere daha çok güvenlik sağlamadığı aşikardır.

Nitekim İsrail in şiddetinin kabarmasından sonra,Hamas’ın attığı bir Kassam füzesinin isabet ettiği bölgede bugünlerde ölen İsrailli bir sivilin, bir yıldan fazla süredir Hamas saldırısı sonucu ölen ilk kişi olduğu gerçeği de ilgi çekicidir.

İsrail aynı zamanda, 26 Aralık ta son bulan ateşkesi , Hamas’ ın yeniden sağlama yolundaki diplomatik girişimlerini de görmezden gelmektedir.

İsrail’in bugünkü hava saldırıları ve neden olduğu insani felaket karşısında komşu Arap ülkelerinin tutumu, İsrail’in uluslararası hukuku ihlallerinde de doğrudan veya dolaylı olarak suç ortaklığı yapmak olarak nitelendirilebilir.

Yakın tarihte’de tanık olduğumuz özellikle Afrika ve ortadoğu’da sıkça yaşanan soykırım ve
insani ihlaller içeren katliamlara bakıldığında global güçler tarafından uygulanması gereken politikaların tam olarak uygulanmadığı , hatta İsrail örneğindede görüldüğü gibi büyük güçlerin, çıkar menfaat ilişkileri doğrultusunda suçu işleyen tarafın haklarını savunurcasına reaksiyonlar gösterdiği aşikardır.Güçsüz olanın her zaman kaybetmeye mahkum bırakıldığı dünyada uluslarası anlaşmaların ve tutumların tamamen yetersiz kaldığını söyleyebiliriz.

Akbey Kuruoğlu   -   15.01.2009

(Kaynak:warcrimes.org/internationallaws(uluslararası savaş suçları yasaları)

Bu haberi yazdır Bu haberi yazdır

İsterseniz yorum yapabilir, veya Diğer yazılara Bakabilirsiniz.

Yorumunuzu Belirtin

Sitemiz en iyi Mozilla Firefox ya da Microsoft Internet Explorer 7 ve üstü sürümlerde çalışır. Internet Explorer 6 kullanıyorsanız lütfen sürüm yükseltin.