Tahrik amirleri (02.11.2007)

Posted by admin on Pazar, Kasım 4, 2007, 17:10
Bu Yazı Hüseyin Mümtaz Kategorisinde ve 1 Yorum var.

hmumtaz.jpgRice Türkiye’ye geliyor.. Rice Türkiye’ye, Türkiye’nin yapması muhtemel bir Irak operasyonundan çekindiği için yel yepelek gelmiyor. Irak’a komşu ülkeler dışişleri bakanları toplantısına geliyor. Amerika Irak’a “komşu” ya..Gelmişken Ankara’ya da uğruyor. Uğrar uğramaz “en üst düzeyde” kabul görüyor. “Ankara”nın randevu programları derhal ona göre ayarlanıyor. Halbuki daha geçen hafta Moskova’da Amerikan Dışişlerli ve Savunma Bakanları Putin’le görüşmek için Putin’in kapısında 40 dakika bekle(til)mişlerdi.

Rice’ın muhatabı, Babacan’dır. Madem iki gün sonra Erdoğan Bush’a gidecektir, Rice ile neden görüşmeye mecburdur? Türk dışişleri bakanları Amerika’ya her gittiklerinde “derhal” Bush ile görüşebilirler mi? Rice’ın 72 saat izin istemesi, Bush ile görüşme hepsi ipe un sermektir. Bu saatten sonra yapılacak bir harekât da öyle.. “Dostlar alışverişte görsün harekât”ıdır. Şimdiye kadar kaçan kaçmış, uçan uçmuştur. Doğrusu, hükümetin aldığı tezkereyi askere vermesi, asker tarafından üç zaman mı desem, beş zaman mı desem mevhum bir zaman ve zeminde yapılacak müteakip harekâtın da önce yapılıp sonra Ankara’ya haber verilmesidir. Ancak böylece “telgrafın tellerindeki kuşların” Kandil’e haber uçurması engellenebilir. Rice, bir rivayete göre hem Ankara’ya geliyor, hem de “kar duasına” çıkıyormuş.

Kar yolları kapayınca harekât yapılamayacakmış. Benzer bir niyeti peşmerge de sergilemiş, Irak Dışişleri Bakanı Kürt peşmergesi Hoşyer Zebari Newsweek’e şöyle demişti: “Türklerin 2-3 Kasım’da İstanbul’da düzenlenecek toplantıdan önce birşey yapacağını zannetmiyorum. Toplantı onlar için çok önemli. Daha sonra Başbakan Erdoğan Washington’a gidecek. Bence sınır ötesi kararı vererek bu ziyareti de zehirlemek istemez. Sonra da neyse ki hava koşulları engel çıkaracak”. Zamanını Rice’ın, Zebari’nin ve kimbilir daha bilmem kimlerin bile “bildiği” bir harekâttan nasıl bir sonuç alabileceğinizi ümit ediyorsunuz? Dün “Tahrik memurları”nın ne olduğunu öğrenmiştik. İki çeşitlerdi. Emekli ve muvazzaf. Her memurun bir âmiri olduğuna göre mutlaka bundan böyle “Tahrik âmirleri” de olduğunu düşünmemiz gerekecek. 1 Kasım tarihli Hürriyet, “Uçan Karargâh” manşetiyle çıktı. Habere göre “Erdoğan’ın ABD ziyaretine, Türk Silahlı Kuvvetleri komutasından önemli isimler de eşlik edecekmiş. Başkan Bush’la 5 Kasım’daki randevu için 3 Kasım’da yola çıkacak ANA uçağı, Erdoğan’la birlikte Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ergin Saygun ve Harekát Daire Başkanı Tümgeneral Kenan Koçak’ı da Washington’a götürecekmiş. İki komutan dışında Genelkurmay Plan-Prensipler ile İstihbarat Başkanlığı’ndan yetkililerin de gidecek heyette yer almaları bekleniyormuş. Kulislerden sızan bilgiye göre komutanlar, Erdoğan’ın Başkan George W. Bush’la Beyaz Saray’da yapacağı görüşmeye katılacaklarmış.”

Hemen sonrasında internet sitelerinde “komutanların Amerika’ya ANA uçağı ile değil, ayrı gidecekleri” duyuruldu. Önemli olan “heyette” askerlerin “de” bulunması. Bu askerlerin özellikleri ne? Konunun “uzmanı” olmaları. Statüleri ne? “Muvazzaf”; yâni “muvazzaf uzman”lar. Hele Saygun Paşa, rütbe itibariyle “âmir muvazzaf uzman”.. Gün gelecek, hayırlısı ile “emekli” olacak.. Muvazzaf iken uzman olduğu, başbakanın heyetine davet edilmesiyle sâbit Saygun Paşa, emekli olduğu zaman uzmanı olduğu konularda televizyonlara çıkıp konuşamayacak mı? Konuşursa “Tahrik âmiri” mi diyeceğiz? Hasan (Abi) Cemal konuşabilecek ama Saygun Paşa konuşamayacak. Bilmem anlatabiliyor muyum? Bu arada MGK’da alınan ekonomik yaptırımlar, uzun bir Bakanlar Kurulu’nda ele alındı. Toplantıdan sonra Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek’in açıklamaları Habur’da alkışlarla karşılandı. Çünkü Habur kapatılmayacaktı.. Çiçek, tedbirlerin ne olduğunu açıklamadı. Yalnız üzerine basarak; “Bu tedbirlerin hedefi doğrudan doğruya terör örgütü, onunla işbirliği yapan, destek veren, yardım ve yataklık yapanlardır. Çünkü yardım ve yataklık yapan bu suça iştirak etmiş demektir” açıklamasını getirdi. Bir Allahın kulu çıkıp da “Kuzey Irak bütünündeki terör örgütü ve yataklık yapanlarını, Kuzey Irak’ta nasıl ayırıp da nasıl cezalandıracaksınız?” sorusunu sormayı akıl edemedi? Eğer düşündüğümüz gibiyse ortaya daha da vahim bir tablo çıkmaktadır. Hükümet, terör örgütü ve ona yardım ve yataklık edenlerin, şirketlerin, işadamlarının, para kaynaklarının “Türkiye’deki” ayağını iyi biliyor, onu kesecek.. Yâni PKK’nın ve Barzani’nin Mersin-Diyarbakır-İskenderun’daki “ortakları” biliniyor, onların üzerine gidilecek..

Peki şimdiye kadar neden ses çıkarılmadı? Hem MGK toplantısında, hem Bakanlar Kurulu toplantısında dağ fare doğurmuştur. Zebari’nin dikkati çektiği üzere Amerika seyahatine kadar zaman kazanılmıştır. Sonrasını hep beraber göreceğiz. Bizim dünkü “Tahrik Memurları” yazımızdan saatler sonra haber sitelerine “TESUD”un bildirisi düştü. Suya sabuna, etliye sütlüye dokunmayan, sade suya tirit, mahcup, ürkek, çekinden, utangaç bir bildiri. Akreditasyona halel getirmeme endişesi taşıyan bir üslûp, üzerinde durulmaya bile değmeyecek, kale alınmayacak bir cevap olmayan “cevap”. Böylelikle, sosyeteye takdim resepsiyonundan geç döndüğü için ancak kendine gelebilen “Reis-i müstakile”nin de reaksiyon süresini test etmek imkânı bulduk.. Hayal kırıklığına “uğramadık”.. Sonuçta Erdoğan-Bush görüşmesini, sonuçlarını ve olacakları biz de herkes gibi merakla bekliyoruz..

Bu haberi yazdır Bu haberi yazdır

İsterseniz yorum yapabilir, veya Diğer yazılara Bakabilirsiniz.

1 Yorum “Tahrik amirleri (02.11.2007)”

  1. dkapkiner
    5 Kasım, 2007, 17:38

    EMEKLİ TAHRİK MEMURLARI YALANDAN DA OLSA BİR CEVAP VERDİLER DE,MUVAZZAF TAHRİKÇİLERDEN HENÜZ BİR SES YOK.

       0 likes

Yorumunuzu Belirtin

Sitemiz en iyi Mozilla Firefox ya da Microsoft Internet Explorer 7 ve üstü sürümlerde çalışır. Internet Explorer 6 kullanıyorsanız lütfen sürüm yükseltin.