Teşhis Tamam-Ya Tedavi?

Posted by ilayda on Cuma, Ağustos 31, 2007, 14:02
Bu Yazı Rauf Denktaş Kategorisinde ve 0 Yorum var.

denktas-bayrak.jpg5 Eylül’de Sn. Cumhurbaşkanı Talat ile Rum lideri Papadopullos gündemsiz ve önşartsız buluşacaklar. Maksat kapsamlı bir çözüm çalışmalarının önünü açmak ve güncel konularda karşılaşılan zorlukları bertaraf edici formüller bulmak, hayatı normalleştirmek yollarını aramakmış.

Taraflar henüz bu konuların gündemi teşkil edeceği konusunda da mutabık değiller. Gambari formülünü biri baştan, biri de sondan okuyup ahkâm kesmekte. Esas olan Kıbrıs meselesinin topluca halli konusunda 43 yıldır var olmayan “müşterek vizyonun” halâ var olmaması. Papadopullos terörle elde edemediği fakat ABD ile diğerlerinin kendilerine bedavadan bahşettikleri “meşru Kıbrıs Hükümeti” olgusundan zerre kadar taviz vermek niyetinde değil. Ona ve yandaşlarına göre (Makarios’un katlettiği, ölmüştür gömülmüştür dediği) 1960 Cumhuriyeti vardır ve bu devleti devralan Papadopullos halkını “cemaat statüsüne” indirmeyecektir.

Ona göre “1974’de bir işgal meselesi olarak başlamış olan Kıbrıs meselesinin halli” gayet basittir: İşgalci askerler ve yerleşikler gidecek; Rum göçmenler yerlerine dönecek; Garanti Anlaşması ve bunun Garantilediği ne varsa onlarda ısrar edilmeyecek böylelikle Kıbrıs meselesi halledilmiş olacaktır.

Rum tarafının Kıbrıs’ın tümüne sahip olmak istediğini, buna engel olan Kıbrıs Türkleri ile eşit şartlarda, garantilenmiş, yeni ve coğrafyaya dayalı bir ortaklık istemediğini; Türklere azınlık gözü ile bakmağa devam ettiğini ve ellerinden gelse bizi boğabileceklerini Sn. Cumhurbaşkanımız ile Başbakanımız da teslim etmektedirler.

Bu gerçekleri görebilmeleri için Annan Planı konusunda Akel’in kalleşliğini yaşamaları gerekti. Biz, Rumların bu tutumları karşısında “eşit egemenliğimize, devletimize ve Garantilerin devamına” dört elle sarıldığımızda bize “uzlaşmaz” diyenler şimdi başlayacak görüşmelerde Kıbrıs Türk tarafından (ve 40 yıllık yanlış politika izlendiğini açıklamış olan Türk hükümetinden) “iki eşit egemen halkın varlığından, eşit egemenlikten, iki devletten, iki demokrasiden, garantilerden” vazgeçildiğini duymak isteyeceklerdir.

Türkiye “ek protokol” ile ve Annan Planı’na evet deyip bize de evet dedirtmek suretiyle bunları kabul etti addedilmektedir. ABD “Türk tarafının önerilerini Rumların kabul edebilecekleri şekle sokmasını” beklemektedir. Sayın Bryza’nın beyanatını unutmayalım çünkü Papadopullos bunu cebine atmıştır bile! Kısacası Rum tarafının beklentisi Türklere Annan Planı’nda verilmiş görülen hakların da altına inmesi ve Türkiye’nin bir an önce asker çekmeğe başlaması, Sayın Talat’ın bu konularda ve garantilerden vazgeçileceği konularında ılımlı cevaplar vermesidir. Bunca yıl eli kanlı Rum idaresini “meşru hükümet” olarak desteklemiş olanların da beklentileri bu civardadır.

Özetlersek, Sn. Talat bu beklentilere cevap verecek kadar “ılımlı ve barışçı” davranmazsa; Rum tarafının niyetini, karakterini, siyasetini iyice tespit etmiş bir Cumhurbaşkanı olarak yeminine sadık bir şekilde halkının “eşit egemenliğini”, iki halktan biri olduğunu, self-determinasyon hakkının bulunduğunu, devletin varlığını ve yeni ortaklığın iki halk, iki devlet esası üzerinde ele alınması gerektiğini, garantilerin devam edeceğini savunduğu takdirde “uzlaşmaz” damgasını derhal yiyecektir.

Bu konularda yeni AK Parti Hükümeti bana yaptığını yapar ve Sn. Talat’ı bu konularda yalnız bırakırsa iş püsküllü bir karmaşa haline dönüşecektir. Sn. Talat bu suçlama altında kalmamak için Kıbrıs’ta kalıcı bir barışın ve hatta Kıbrıs Türklerinin bekasının temelini teşkil eden bu ilkelerden , devletten ve garantilerden vazgeçerse halk ve millet indinde olduğu kadar tarih önünde de çok zor bir durumda kalacak, bu ağır yükün altından kalkamayacaktır.

Rum’a gerçekçi bir teşhiste hata yapmamış olan Sn. Talat’ın tedavide doğru reçeteden vazgeçmeyeceğini ümit etmekteyiz. “Uzlaşmaz Talat” unvanından korkulmamalıdır. Korkulacak unvan “Kıbrıs’ı satan adam” unvanıdır.

Bildiğimiz Cumhurbaşkanımızın yeminine sadık kalarak gerekeni yapacağına inanıyoruz. Bu günlerde Anavatandan “iki halk, iki demokrasi, iki devlet ve garantiler” formülü ile ilgili bir açıklama kuşkusuz Sn. Talat’ın elini güçlendirecek ve halkımızı ferahlatacaktır.

Bu haberi yazdır Bu haberi yazdır

İsterseniz yorum yapabilir, veya Diğer yazılara Bakabilirsiniz.

Yorumunuzu Belirtin

Sitemiz en iyi Mozilla Firefox ya da Microsoft Internet Explorer 7 ve üstü sürümlerde çalışır. Internet Explorer 6 kullanıyorsanız lütfen sürüm yükseltin.